Bilimkurgu alanında uzun yıllar sonucu erkek egemenliğini kırmayı başaran ve Hugo, Nebula, Locus gibi prestijli edebiyat ödüllerini birden fazla kez kazanan Le Guin, Oregon'un Portland kentinde, eğitimli bir ailenin üç erkek çocuktan sonra dünyaya gelen küçük kızıydı. Le Guin'in annesi yazar, babasıysa antropologdu. Le Guin çocukluğunu anlatırken, ağabeyleri Clifton, Theodore ve Karl Kroeber gibi kendisinin de anne ve babası tarafından her zaman okumaya, sorgulamaya ve tartışmaya teşvik edildiğini anlatıyor. Mitoloji ve bilimkurguya büyük bir ilgi duyan Le Guin, ilk kısa hikayesini 9 yaşındayken yazmış, 11 yaşına geldiğindeyse ilk bilimkurgu hikâyesini basılması için 'İnanılmaz Bilimkurgu' dergisine göndermişti. Ancak Le Guin, sayıları yıllar geçtikçe artacak olan ret mektuplarının ilkini henüz 11 yaşında bir çocukken alacaktı. Le Guin ilk ret mektubuna rağmen yazmayı bırakmadı ama 10 yıl boyunca kaleme aldığı hikâyeleri ve şiirleri hiçbir yere basılması için göndermedi. 1950'li yılların başlarından 1961'e kadar Le Guin bir yandan eğitimine devam ederken bir yandan da romanlar yazmaya başladı.

BİR ÇOCUKLUK TUTKUSU
1960'lara gelindiğinde Le Guin, çocukluk tutkusu olan bilimkurguya geri dönmeye karar vermişti. Önce 1962'de Yerdeniz serisinin ilk parçası olan kısa hikâyesi yayınlandı, ardından da yazarın ilk büyük başarısı geldi: Rocannon'un Dünyası 1966'da yayınlandı. Kitapta insanlık yeni bir gezegene yolculuk eder ve romanın kahramanı Rocannon da Hain adlı bu gezegeni araştıran bilim insanıydı. Rocannon'un Dünyası aynı zamanda, gelecekte 'Hainli Döngüsü' (Hainish Cycle) olarak adlandırılacak 8 kitaplık serinin ilki kitabıydı. Le Guin'in kitaplarında her ne kadar erkek kahramanlar olsa da, kahramanlar sorunları dönemin popüler bilimkurgu romanlarının kahramanları gibi uzay savaşlarıyla ya da lazer silahlarıyla değil, makul düşünce, uzlaşma ve analizle çözüyordu.

Daha ilk romanında türün ana akım örneklerinden ayrışan Le Guin, bir yandan feminist teoriyi bilimkurgu dünyasına taşıyor, bir yandan da milyarlarca ışık yılı uzaktaki hayali gezegenler üzerinden yaşadığımız dünyanın antropolojik ve sosyo-politik incelemesini yayıyordu.