Günümüz tüketim çılgınlığına karşı var olanı atmayıp yenilemeyi hedefleyen "geri dönüşüm" trendi, İzmirli iki kadın girişimcinin elinde dev bir başarı hikayesine dönüştü. Yaklaşık 4 yıl önce bir boya bayisinde tamamen tesadüf eseri tanışan eski kozmetik yöneticisi Pakize Aktaşlı ve iç mimar Özge Alat, güçlerini birleştirerek ev ve ofis dekorasyonunda ezber bozan bir yolculuğa yelken açtı. Mutfak dolaplarından banyo fayanslarına, beyaz eşyalardan kapılara, tezgahlar ve küvetlerden cam kapaklara kadar evin her köşesini endüstriyel geri dönüşüm boyalarıyla yenileyen başarılı girişimciler, İzmir ve Ege Bölgesi başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanında projeler yürütüyor.

HOBİ OLARAK BAŞLADILAR
Sürece kendi evindeki çelik kapıyı ve mutfak dolaplarını boyayarak başladığını anlatan Pakize Aktaşlı, "Ben çabuk sıkılan, yeniliği seven bir insanım. Mutfak dolaplarımı her yıl moda renklere göre boyarken çevremdekilerin 'Bize de yapar mısın?' talepleriyle karşılaştım. Biz aslında bu kadar büyüyeceğini düşünmedik. Bundan gerçek anlamda para kazanacağımızı da düşünmedik. Zaman zaman olursa giderim, yaparım, en azından emeğimin karşılığını alırım dedim. Instagram'dan çok fazla talep gelmeye başlayınca bu tutkumu profesyonel bir işe dönüştürmeye karar verdim. Özge ile güçlerimizi birleştirdikten sonra işler çığ gibi büyüdü. Proje proje geziyoruz" dedi. İç mimarlık altyapısı sayesinde mekanlar için gerekli olan doğru dokunuşları yapan ve bu işin sıradan bir boyama işlemi olmadığının altını çizen Özge Alat ise "İnsanlar dışarıdan bakınca 'İki fırça darbesi atıp geçiyorsunuz' diye düşünebiliyor. İşimizi sadece boya sanıyorlar. Aslında direkt boyayıp geçmiyoruz, tamir de ediyoruz. Zımpara yapıyoruz. Gerekirse kaplamaları kalkmış olan yerlerin kaplamalarını söküyoruz, MDF çıktığında onu tekrar zımparalıyoruz, MDF astarı atıyoruz. Oysa işin yüzde 80'i zemin hazırlığı ve temizlik. Çünkü pis olan hiçbir yerde, toz olan hiçbir yerde boya yapamıyorsunuz. Özellikle tezgah boyamalarında en büyük düşmanımız olan silikonları saatlerce özel araçlarla kazıyoruz. İşimiz sabır ve titizlik gerektiriyor" bilgisini paylaştı.

'GÖRENLER ŞAŞIRIYOR'
Erkek egemen bir sektör olarak kabul edilen boya ve tadilat işinde kadın olarak sahada yer almanın ilk başlarda şaşkınlıkla karşılandığını belirten ikili, gittikleri her yerde yoğun ilgi ve takdirle karşılaştıklarını söylüyor. Arabalarından inip işe koyulduklarında ev sahiplerinin ilk olarak "Erkek ustalar nerede?" diye sorduğunu aktaran Alat, "Usta da biziz, uygulayıcı da. Dolap kapaklarını sökmekten zımparalamaya, astar atmaktan montaja kadar her aşamayı ikimiz yapıyoruz. İşi teslim ettiğimizde gözlerindeki memnuniyeti ve duydukları gururu görmek bize bütün yorgunluğumuzu unutturuyor" ifadelerini kullandı. Sadece sahada uygulamakla kalmayan Alat ve Aktaşlı, mermer doku, özel sıva ve ahşap görünümlü masif kaplama eğitimleri alarak hizmet yelpazelerini sürekli geliştiriyor. Kendilerine stajyer olarak katılan meraklı arkadaşlarına işi öğreterek sektöre yeni kadın ustalar kazandıran ikili, aynı zamanda Türkiye'nin dört bir yanından gelen yardım taleplerine sosyal medya üzerinden ücretsiz online danışmanlık sağlıyor. Ayrıca Adana'dan Kars'a uzanan Türkiye genelindeki kadın boya ustaları WhatsApp ağı sayesinde şehir dışından gelen müşterileri bölgesel usta arkadaşlarına yönlendirerek dayanışma örneği sergiliyor.

KALICILIĞIN SIRRI
Kullandıkları boyaların insan sağlığına zararı olmadığını ifade eden Pakize Aktaşlı, "Biz bir yandan işimizi yaparken insanlar da aynı zamanda evin içinde yaşayabiliyor. Boyada hiçbir şekilde koku yok, su bazlı çünkü. Çocuk odalarını bile rahatlıkla boyayabiliyoruz. Sertifikaları var. Yıkama ve silmeyle boyanın çıkmadığını, hatta açık balkonda dahi yıllarca ilk günkü dayanıklılığını koruduğunu vurgulayan Aktaşlı, kullanıcıların sadece tuz ruhu ve aşırı yoğun kireç sökücü gibi ağır kimyasallardan uzak durması gerektiğinin altını çiziyor. Yaptıkları işlere başlamadan önce ilk hallerini Instagram hesapları 'atollyelotus' ve 'hadi_boyayalim' üzerinden paylaştıklarını, sonra da çalışma anlarını ve en son olarak da bitmiş halini yayınladıklarını dile getiren Aktaşlı sözlerini şöyle tamamladı: "Bazen işin yoğunluğundan aşamaları koymayı unutuyoruz, atlıyoruz. Bu sefer insanlar bize sormaya başlıyor; 'Sonucu ne zaman göreceğiz?' diye. Tanımadığımız insanların bizi takip ettiğini, merak uyandırdığımızı görmek güzel oluyor. Masraflı ve zahmetli bir iş aslında, çok yorucu. Yaparken yoruluyorsunuz, sonra iş bitiminde karşıdan baktığınızda 'Ya ben neler çıkarttım, neler yaptım' diyorsunuz."

