Uçak yolculuğu denildiğinde akla ilk olarak tatil, iş seyahati ya da sevdiklerine kavuşmak geliyor. Ancak gökyüzünde yapılan bazı yolculukların amacı bambaşka. Kimi zaman ağır bir hastalık, kimi zaman geçirilen bir kaza, kimi zaman da başka bir ülkede devam etmesi gereken tedavi nedeniyle hastalar binlerce kilometre uzaklığa taşınıyor. Üstelik bu nakillerin tamamı özel ambulans uçaklarla gerçekleştirilmiyor. Normal yolcu uçakları da gerekli hazırlıklar yapıldığında hastaların tıbbi gözetim altında taşındığı birer sağlık ünitesine dönüşebiliyor. Uçuş hekimi Dr. Adalet Gök, kamuoyunda çok fazla bilinmeyen bu mesleğin ayrıntılarını Yeni Asır'a anlattı. Gök'ün verdiği bilgiler, sıradan bir uçak yolculuğunun arka planında ne kadar kapsamlı bir sağlık organizasyonu yürütülebildiğini ortaya koydu.

KAPIDAN KAPIYA TRANSFER
Uçuş hekimliğinin temelinde hastaların bulundukları ülkeden alınarak tedavilerinin devam edeceği sağlık kuruluşlarına güvenli şekilde ulaştırılması bulunuyor. Bu hastaların bir bölümü henüz hastanedeki tedavisini tamamlamamış kişilerden oluşuyor. Bazıları yoğun bakımda, bazıları ise normal hastane odalarında takip ediliyor. Dr. Gök, hastanın bir ülkeden başka bir ülkeye nakledilmesinin yalnızca ulaşım hizmeti olmadığını belirterek, "Hastalarımızı çoğunlukla tedavileri henüz tamamlanmamışken yoğun bakımdan ya da normal hastane odalarından alıyoruz. Yaşadıkları ülkeye götürerek tedavilerinin devam edeceği hastaneye teslim ediyoruz. Bir kısmı ise iyileşmeye başlamış oluyor. Onları da evlerine ulaştırıyoruz. Yani bulunduğu ülkeden yaşadığı ülkeye kapıdan kapıya bir transfer gerçekleştiriyoruz" dedi. Bu süreçte hastanın yalnızca uçağa bindirilmesi yeterli olmuyor. Nakil boyunca ihtiyaç duyduğu tıbbi bakımın sürdürülmesi ve varış noktasındaki teslim sürecinin de planlanması gerekiyor.
KOLTUKLAR SEDYEYE KURULUYOR
Dr. Gök'ün anlattığı en dikkat çekici ayrıntı ise normal yolcu uçaklarının hasta naklinde kullanılması. Kendi gerçekleştirdiği operasyonların yüzde 90'ının tarifeli uçaklarda yapıldığını belirten Gök, bu uçakların gerekli tıbbi donanımla hastaların taşınmasına uygun hale getirildiğini söyledi. Özellikle oturamayacak durumdaki hastaların nakli için farklı bir düzenleme yapıldığını anlatan Gök, "Örneğin hastanın beli kırık ya da felçli. Oturması mümkün değil. Uçağın arka bölümün de sekiz koltuk satın alıyoruz. Buraya sedye kuruyoruz. Monitör, oksijen ve serum desteği sağlıyoruz. Has
Hastanın yol boyunca hangi tedavilere ihtiyacı varsa bunların tamamını kesintisiz sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Böylece diğer yolcular seyahatlerini sürdürürken uçağın özel olarak düzenlenen bölümünde bir hastanın tıbbi bakımı devam ediyor. Bu uygulama, uçuş hekimliğinin yalnızca özel hava ambulanslarıyla sınırlı olmadığını da gösteriyor.

TAM BİR HASTANE HİZMETİ
Bir hastanın ülkeler arasında nakledilmesi, sağlıklı bir yolcunun seyahatinden çok daha farklı hazırlıklar gerektiriyor. Özellikle hareket kabiliyeti bulunmayan, sedyeyle taşınması gereken veya tedavisi devam eden hastalar için yolculuk boyunca tıbbi desteğin kesilmemesi önem taşıyor. Dr. Gök'ün tarif ettiği sistemde hastanın ihtiyaçlarına göre sedye, monitör, oksijen ve serum gibi tıbbi destekler uçakta hazır bulunduruluyor. Böylece hastanın bir hastaneden alınarak başka bir sağlık kuruluşuna ulaştırılması sırasında tedavi sürecinin devam etmesi amaçlanıyor. Uçuş hekimliği, bu yönüyle yalnızca hastaya eşlik etmekten ibaret değil. Hastanın sağlık durumunun takip edilmesi, gerekli bakımın sürdürülmesi ve naklin tamamlanması, görevin temel parçalarını oluşturuyor.

MALİYET ONDA BİRE DÜŞÜYOR
Uluslararası hasta nakillerinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri de maliyet. Özellikle özel ambulans uçaklarla gerçekleştirilen operasyonlar, hastalar ve aileleri açısından ciddi bir ekonomik yük oluşturabiliyor. Dr. Gök, tarifeli yolcu uçaklarının kullanılmasının bu noktada önemli bir avantaj sağladığını belirterek, "Bu operasyonları genellikle sigortalar karşılıyor. Hastaların kendilerinin karşılaması oldukça pahalı. Ancak tarifeli uçakla yapılan nakiller, hava ambulansına göre yaklaşık onda bir maliyetle gerçekleştirilebiliyor. Böyle bir avantajı da var. Hastalarımızı güvenli bir şekilde taşıyoruz" dedi. Gök'ün verdiği bu bilgi, uygun hastaların naklinde tarifeli uçak seçeneğinin ekonomik açıdan neden tercih edilebildiğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte kullanılacak uçak türünün hastanın sağlık durumuna ve ihtiyaç duyduğu tıbbi desteğe göre değerlendirilmesi gerekiyor.
ŞİFA YOLCULUĞU
Uçuş hekimlerinin görevleri yalnızca yurt dışında hastalanan kişileri kendi ülkelerine geri götürmekle sınırlı değil. Bazı hastalar da tedavi görebilmek amacıyla yaşadıkları ülkelerden başka ülkelere naklediliyor. Türkiye de bu yolculukların varış noktalarından biri. Dr. Gök, özellikle Afrika ülkelerinden Türkiye'ye tedavi amacıyla getirilen hastaların nakillerinde görev aldıklarını belirtti. "Bazen hastayı ülkesinden alıp tedavi olması için başka bir ülkeye getiriyoruz. Afrika'dan Türkiye'ye getirdiğimiz bu tarz çok sayıda vakamız var. Hastalar tedavi için Türkiye'ye geliyor. Biz de uçakta onlara eşlik ediyoruz" diyen Gök, uçuş hekimliğinin uluslararası sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası olduğunu anlattı. Bu nakiller sayesinde farklı ülkelerde bulunan hastalar, ihtiyaç duydukları tedaviye ulaşmak amacıyla uzun mesafeleri tıbbi gözetim altında kat edebiliyor.

HER UÇUŞ BİR HİKÂYE
Hava yoluyla hasta nakli, teknik ve tıbbi yönlerinin yanında insan hayatına dokunan bir meslek. Hastalar kimi zaman tedavilerine devam etmek, kimi zaman da iyileşme sürecini kendi ülkelerinde geçirmek için yola çıkıyor. Bir hastanın başka bir ülkedeki hastaneden alınarak ailesinin yaşadığı ülkeye götürülmesi, yalnızca iki nokta arasındaki mesafenin aşılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda hastanın tedavi sürecinin farklı sağlık kuruluşları arasında devam ettirilmesini de kapsıyor. Dr. Gök'ün anlattığı uçuş hekimliği, bu nedenle hastane odasından başlayıp binlerce metre yükseklikte devam eden ve çoğu zaman başka bir ülkedeki hastanede tamamlanan bir sağlık hizmeti olarak dikkat çekiyor.
GÖKYÜZÜNDE HAYAT DEVAM EDİYOR
HER gün binlerce insanı farklı şehirlere ve ülkelere taşıyan yolcu uçakları, bazı hastalar için tedaviye ulaşmanın da bir yolu oluyor. Kimi zaman sekiz koltukluk bir alan, sedye ve tıbbi cihazlarla donatılarak hastanın yolculuk boyunca bakımının sürdürüldüğü özel bir bölüme dönüşüyor. Dr. Adalet Gök'ün anlattıkları, uçuş hekimliğinin hastane koridorlarından çok daha uzaklara uzanan bir sağlık hizmeti olduğunu gösteriyor. Çünkü bazı uçuşlarda yolcuların tek beklentisi varacakları şehre ulaşmakken, sedyede yolculuk yapan bir hasta için o iniş, tedavisinin devam edeceği yeni bir başlangıç anlamına geliyor.