İNSANLARLA yakınlaşmak ve anlaşılmak isterken bazen kendimizi gereğinden fazla anlatabiliyoruz. Henüz yeni tanıştığımız birine özel hayatımızın kapılarını açmak, sohbetlerde kontrolsüzce kişisel ayrıntılar paylaşmak ya da konuşma bittikten sonra söylediklerimizden pişmanlık duymak... Psikolojide oversharing olarak adlandırılan bu davranış, kişinin bulunduğu ortamın ve ilişkinin gerektirdiğinden daha fazla özel bilgi paylaşması anlamına geliyor. Yüz yüze sohbetlerden sosyal medya paylaşımlarına kadar farklı şekillerde ortaya çıkabilen bu alışkanlık, zaman zaman kişisel sınırların aşılmasına ve iletişimde dengesizliklere yol açabiliyor. Peki, samimi olmakla gereğinden fazla paylaşım yapmak arasındaki çizgiyi nasıl anlayabiliriz?

KONUŞMA İHTİYACI HİSSETMEK
SESSIZLIKTEN rahatsız olup sürekli konuşma ihtiyacı hissetmek, sohbetlerin her defasında kişinin kendi sorunlarına dönmesi, karşısındakinin tepkilerini fark etmeden anlatmaya devam etmek ve yeni tanışılan insanlarla çok hızlı yakınlaşmak, aşırı paylaşımın dikkat çeken işaretleri arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra konuşma sonrasında söylenenleri tekrar tekrar düşünmek, en küçük kararlar için bile başkalarının onayına ihtiyaç duymak, sosyal medyada özel hayatın neredeyse tamamını paylaşmak ve yakınlaşmak adına başkalarının sırlarını anlatmak da üzerinde durulması gereken davranışlar olarak öne çıkıyor. Bu alışkanlığı azaltmak için paylaşım yapmadan önce kısa bir süre durup düşünmek, sohbetlerde karşı tarafa da alan tanımak, özel hayatın sınırlarını korumak ve duyguları yazıya dökmek yardımcı olabilir. Unutulmaması gereken ise samimiyetin her şeyi anlatmak anlamına gelmediği; sağlıklı iletişimin hem kendine hem de başkalarına ait sınırlara saygı duymaktan geçtiği.

