Küresel lüks tüketim sektörü, jeopolitik gerilimler ve ekonomik dalgalanmalar ile boğuşuyor. Sektörün amiral gemileri olan Hermes International ve LVMH, Orta Doğu'daki çatışmaların ve kur şoklarının gölgesinde kalan ilk çeyrek bilançolarıyla piyasalarda yankı uyandırdı.
SEYAHAT PERAKENDESİ
Lüks dünyasının en dirençli markalarından biri olarak kabul edilen Hermes, operasyonel bazda direnç gösterse de kur engeline takılmaktan kurtulamadı. Şirket, yılın ilk çeyreğinde sabit kurla yüzde 6'lık bir büyüme yakalamasına rağmen, 290 milyon Euro'luk devasa kur farkı nedeniyle net satışlarında yüzde 1'lik bir gerileme bildirdi. Özellikle turizme bağlı pazarlarda zorlanan şirketin Fransa satışları yüzde 3 düşerken, Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi kritik pazarlarda yüzde 6'lık bir daralma kaydedildi. Havalimanı mağazaları ve seyahat perakendesi de zayıflayan turist trafiğinden payına düşen olumsuz etkiyi aldı. Bu karamsar tabloyu dengeleyen ana güç ise Amerika kıtası oldu; bölgedeki satışların yüzde 17'nin üzerine çıkması, Japonya ve Avrupa'daki yerel talebin desteğiyle birleşerek şirketin genel performansını ayakta tuttu. Öte yandan sektörün en büyük oyuncusu olan LVMH grubu da benzer baskılarla karşı karşıya kalarak ilk çeyrek gelirlerinin yüzde 5,9 düşüşle 19,1 milyar Euro'ya gerilediğini açıkladı. Kur dalgalanmalarının satışları yüzde 7 oranında aşağı çekmesinin yanı sıra Orta Doğu'daki savaşın büyüme üzerinde yüzde 1'lik ek bir negatif etkisi olduğu vurgulandı. Grubun tüm iş kollarında hissedilen bu düşüş, özellikle amiral gemisi konumundaki moda ve deri ürünleri segmentinde belirginleşti. Avrupa ve Japonya'da yerel tüketicinin ilgisi tabloyu bir miktar yumuşatsa da turistik harcamalardaki genel azalma LVMH'nin bilançosundaki zayıflığı derinleştirdi.
JEOPOLİTİK BELİRSİZLİK
HER iki dev marka da ABD pazarındaki güçlü başlangıca dikkat çekerek geleceğe dair bir umut ışığı yaksa da sektör genelindeki riskler varlığını koruyor. Bir dönem küresel lüksün motoru olan Çin'de toparlanmanın hâlâ sınırlı bir görünürlüğe sahip olması ve süregelen jeopolitik belirsizlikler, 2026'nın geri kalanı için markaları daha temkinli bir strateji izlemeye zorluyor.

