Yaşadıkları çevrede karşılaştıkları sorunları çözmek için uğraşan ve topluma cesaret veren 'fark yaratanların hikâyelerini Türkiye ile paylaşmaya devam ediyoruz. Somut ve sürdürülebilir çözümler üreten kişi, kurum, kuruluş ve işletmeler, yapılan ihtiyaç analizi sonrasında uzun soluklu bir yolculuğa başlarken, Denizli'den 'Fark Yaratanlar' ağına, bu kez mesleki hayatını sağlıklı fonksiyonel gıdalara adamış genç bir işletmeci Hüseyin Doğan Bozkurt takıldı.

BİLİNİR HALE GELDİ
Bozkurt'un çikolata ile olan yolculuğu yıllar önce başladı. Yeni ve fonksiyonel ürünleri, sağlıklı bir şekilde ortaya koymaya karşı yoğun bir ilgisi var. Bu yoğun ilginin de yansımasından da fark yarattı ve Denizli'nin ilk çikolata markası Bubon Chocalate'yi oluşturdu ve Türkiye çapında bilinir hale getirdi. Kimsenin aklından bile geçirmediği, Denizli'nin tescilli ürünü Kale Biberi ile Ispanak'tan çikolataya katkılar koyarak, yeni ağız tatları keşfetti. Aromalı bitkiler Anason, lavanta, çayı çikolata ile birleştirip demleme serisi adı altında farklı tatlara ulaştı. Yenilikçi Genç Girişimci programına başvuruda bulunan girişimci Hüseyin Doğan Bozkurt, hayalini kurduğu 'Sağlıklı Mutluluk Hormonu Üreteceğiz' projesiyle 2023 yılında KOSGEB'den hibe desteği almaya hak kazandı. 2024 yılı Ocak ayında faaliyete geçiren Bozkurt, vegan, glutensiz, diyabetik, çocuk ve sporcu beslenmesine yönelik çikolata ve çikolatalı ürünler üretimine başladı. Gıdaya artı katanlar yarışmasında yine 2024 yılında fonksiyonel kategoride birinci oldu.
-Projeniz birincilik kazandı, gelişmeler nasıl oldu?
Eşimle birlikte gıda mühendisliği olarak farklı sektörlerde ve farklı firmalarda deneyim kazandık. Yaklaşık 12 yıldır farklı şehirler ve ülkelerdeki deneyimimden sonra kendi memleketim olan Denizli'de bu yatırımı yapma kararı aldım. Kendi özel ilgim olmasından kaynaklı ve çikolata sektöründe ilerlemek isteğimden dolayı hayalimi Denizli'de kurdum. Bu yolculuğa Güney Ege Kalkınma Ajansı ile başladım. 2023 Güney Ege Kalkınma Ajansı yenilikçi genç girişim kapsamında desteklenen bir girişimiz. Ardından KOSGEB'in desteklemeye layık iki projesinden biri olduk. Çikolata aslında kendi alanımızın yüzde 30'unu oluşturur. Geri kalanında bitki ekstraları çalışıyoruz. Yeni bir düzende yeni ne yapabiliriz, sağlıklı ne yapabiliriz onu uyguluyoruz. Bitki ekstralarını aslında çikolatada kullanıyoruz. Akademik bir yönümüz de var. O yüzden siyah havuç, kale biberi, ıspanak ve üzüm çekirdeği gibi mamullerin ekstraları, kakao yağlarıyla birleştirip çikolata da kullanıyoruz. Ispanak deyince, insanlara birazcık farklı gelebiliyor ama biz ıspanaktan aldığımız yeşil rengi kullanarak, bir antep fıstığın fıstıklı bir ürün içerisine koyuyoruz.
-Firmanızın ismi de aynı zamanda Bubon değil mi?
Bubon Chocalate, firmamın ve markamın da adı. Biz, üretim olarak yaklaşık yüzde 90 bonbon tarzı ürünler yapıyoruz. Bubon ismi oradan geliyor. Bubon ismi aynı zamanda, Burdur Gölhisar'da bulunan antik kentlerden birinin ismi. Bu antik kenti ismiyle Denizli'ye getirdik diyeyim. Bubon markasını da 2023 yılında kurduk. Başarılı bir şekilde devam ettirmeye çalışıyoruz, sürdürmeye çalışıyoruz.
-Hijyene çok dikkat ettiğinizi söylediniz ve altını çizdiniz...
Günümüzde değişen beslenme trendlerine baktığımızda katkı maddeleri, şekerler ve onun dışında diğer aslında tatlandırıcı ve diğer bütün insan sağlığına zarar veren maddeler, çok yoğun kullanılıyor gıda endüstrisinde. Maalesef bu ürünlere ulaşmak da çok zor oluyor. Çocuklarımızın geleceğini de aslında bu ürünler yönlendiriyor. Sağlığımız çünkü en önemli şey. Hijyenik, doğal ortamlarda butik şartlarda yapılan katkısız, ürünleri tercih etmelerini istiyorum. Çikolata çok farklı bir alan. Yani dünya standardında aslında çok farklı bir alan. Türkiye'de bu konuda gelişmekte olan ülkeler arasında. Çünkü pastacılığın altında geçen bir alan. 24 Mart'ta da gerçekleştirilen Rands of More etkinliğinde katıldık. İstanbul'da neler yapabiliriz? Aslında bu ürünü daha büyük kitlelere nasıl ulaştırabiliriz? O amaçla katıldık. Amacımız, insanlara sağlıklı gıdayı ve ne amaçla bu işi yaptığımızı, çikolatayı, aşk acılarına derman olduğumuzu anlatmak. Ürünlerimizi annelere anlattık. Ege bölgesinde ikamet ediyoruz. Şu anda firma olarak da İzmir, Aydın, Muğla, Denizli'deyiz.
'RENGARENK SKALAMIZ VAR'
-Çikolatalarınız rengarenk ve çok güzel bir kutlama yapmışsınız.
Renkler bizim işimizin aslında. Bubon'un marka bilinirliğinde siyah beyaz çalışıyoruz biz. Ama arka planda o siyah beyazın arkasında iç yaşantınızı renklendirecek ve aşkınıza derman olacak da rengarenk bir skalamız var. Bubon'un marka değerinde de bu yatar. Ürün içeriğine önem veriyoruz, ürün kalitesine önem veriyoruz. Koyduğumuz ambalaj da ürünün kıyafetidir diyoruz. Özel tasarımlar çalışıyoruz. Kendimizi de anlatan, rengarenk bir kutu tasarımlarımız var. Bu kapsamda yaklaşık 32 ülkeyi gezdim. Sadece çikolata için ziyaret etmiş olduğum ülkeler var. O ülkeleri hem ürünlerime yansıttım hem de Journey of Chuck başlığı adı altında bir kıyafet giydirdik. Renkler bizim için o yüzden değerli. Biz de onları herkese sunmak için iyi şeyler yapmaya çalışıyoruz. Şimdi sunumla gurur duyduk.
-İstanbul gibi büyük şehre nasıl bir cesaretle gittiniz?
İstanbul, bir yandan güzel gelirken kulağa diğer yandan da tabii ki korkutucu da gelebiliyor. Yani bizim gibi aslında butikte iş yapan insanlar için, firmalar için. Aslında, çikolata birazcık da beni cesaretlendirdi. Girmediğim alanlara girme cesaretini kendimde buldum. Yurtçi, yurt dışı katılabildiğimiz kadar, insanlarla tanışabildiğimiz kadar iyi bir ekiple çalışıyoruz. Dediğim gibi böyle bu segmentteki ürünlere ulaşmak şu anda maalesef çok zor. Amacımız ekip arkadaşlarımla, insanlara doğru kanallarda ürünümüzü ulaştırmak. İstanbul daha fazla kitleye ulaşabileceğiniz bir şehir. Hatta şöyle bir İstanbul'da küçük bir mağaza, bir corner açabilirsiniz diye düşünüyoruz.
-Sadece İstanbul mu? Yurt dışına da tanıtmanız gerekiyor öyle değil mi?
Kesinlikle. Aslında bunun köküne geldiğinizde benden önce söylediniz aslında. Yerelde çok fazla kullandığımız iyi bir ürün çıkartmak için, yerelde çok kullandığımız iyi hammaddelere ihtiyacımız var. Ege bölgesindeki yerel hammaddeleri çok iyi kullandığımızı düşünüyorum. Denizli'den başlayan yolculuk önce Ege bölgesine dağıldı. Ardından İstanbul. Yurt dışında da kesinlikle hedeflerimiz var. Bu hedeflere de ulaşmak için Azimle çalışıyoruz. İnsanların bu tada, bu lezzete, bu sağlıklı ürünlere ulaşması gerekiyor.
-Özellikle de yurt içinde ve dışında tanıtım önemli...
Biz ekip arkadaşlarımızla böyle toplandığımız zaman ben hep şunu diyorum. Bu tipte bir ekibim var arka planımda. Sağ olsunlar. Şimdi, diyorum ki insanlara ulaşmamız gerekiyor. İnsanlara dokunmamız gerekiyor. Değişen trendlere, o yüzden para değil insan biriktiriyoruz. Ekip arkadaşlarım da bazen bana diyor ki 'doğru yoldayız galiba'. Doğru kitliye ulaşmamız gerekiyor. Yerelde aslında malzemeleri değerlendiremiyoruz. Biz bu kapsamda neler yapıyoruz? Denizli kale biberinden çikolata yapıyoruz. Kale biberini biz değerlendirebildiğimizi düşünmüyoruz mesela. Bal kabağı'ndan tahinli bir ganaj yapıyoruz. Bal kabağını tahinle birleştirip üzerine ceviz ekiyor insanlar. Demleme serisi ürünlerimiz de var. Bitkiler aslında bizim topraklarımızda yetişen en değerli ürünler. Anason, lavanta, çay, bu topraklarda yetişiyor. Aslında ulaşmamız çok kolay ürünler. Ama doğru değerlendirildiğinde, o da fonksiyonel kategoriye giriyor. Biz de aslında bunları bir kalbin içinde buluşturup yaralara derman oluyoruz diyeyim.

