Her yıl 14 Mayıs'ta kutlanan Dünya Çiftçiler Günü, toprağa emek veren milyonlarca üreticinin önemini yeniden gündeme taşıyor. Gıda krizlerinin, kuraklığın ve küresel ekonomik dalgalanmaların arttığı bir dönemde tarım artık yalnızca bir sektör değil; ülkelerin stratejik gücü olarak görülüyor. Türkiye ise sahip olduğu verimli toprakları, iklim çeşitliliği ve üretim kapasitesiyle dünyanın önemli tarım ülkeleri arasında yer almayı sürdürüyor. Dünya Çiftçiler Günü'nün hikâyesi 1984 yılına dayanıyor. Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun kuruluş tarihi olan 14 Mayıs, daha sonra birçok ülkede çiftçilerin emeğine dikkat çekmek amacıyla "Dünya Çiftçiler Günü" olarak kutlanmaya başlandı. Türkiye'de de her yıl 14 Mayıs'ta üreticilerin sorunları, tarım politikaları ve sektörün geleceği yeniden gündeme geliyor. Çünkü tarım, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; sofradaki ekmekten ülke güvenliğine kadar uzanan hayati bir alan olarak görülüyor. 1923 yılında Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye'nin nüfusunun büyük bölümü köylerde yaşıyordu. Ekonominin ana gücü tarımdı. Üretim büyük ölçüde insan ve hayvan gücüyle yapılıyor, teknoloji oldukça sınırlı kalıyordu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında üretimi artırmak için önemli adımlar atıldı. Aşar vergisinin kaldırılması çiftçi için tarihi bir dönüm noktası oldu. Tarım kredi kooperatifleri kuruldu, üreticiyi destekleyen politikalar geliştirildi. 1950'li yıllardan itibaren traktörleşme hız kazandı. Sulama yatırımları arttı, yeni üretim modelleri gelişti. Türkiye uzun yıllar boyunca "kendi kendine yetebilen tarım ülkeleri" arasında gösterildi.
KRİZLER ÖNEMİNİ ARTIRDI
Bugün ise tarım sektörü, modern teknolojilerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşıyor. Genç girişimcilerin tarım teknolojilerine yönelmesi de sektörün geleceği açısından dikkat çekiyor. Pandemi dönemiyle birlikte tüm dünyada gıda zincirleri kırıldı, market rafları boşaldı. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte tahıl krizi yaşandı. İklim değişikliği nedeniyle kuraklık birçok ülkede üretimi düşürdü. Tüm bu gelişmeler, tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğunu yeniden ortaya koydu. Bugün birçok ülke tarımı "milli güvenlik" konusu olarak değerlendiriyor. Türkiye de bu süreçte sahip olduğu üretim kapasitesiyle dikkat çeken ülkeler arasında yer aldı. Ancak sektörde önemli sorunlar da bulunuyor.
MALİYET VE KURAKLIK SORUNU
Son yıllarda artan mazot fiyatları, gübre maliyetleri, enerji giderleri ve kuraklık üreticinin en büyük sorunları arasında yer alıyor. Özellikle su kaynaklarındaki azalma, tarım sektöründe yeni riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda üretim desenini değiştireceğine dikkat çekerken, su verimliliği yüksek yeni tarım modellerinin önem kazandığını belirtiyor.

