İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası (İMEAK) 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde görüşülen konular, alınan kararlar ve zirve sonuçlarını denizcilik sektörü açısından masaya yatırdı. Yapılan açıklamada NATO Zirvesi'ne denizcilik sektörü perspektifinden bakıldığında, zirvenin en önemli etkisinin doğrudan ticari denizcilik kararlarından ziyade savunma sanayi, deniz güvenliği ve gemi inşa alanlarında ortaya çıkacak önemli fırsatlar olduğu değerlendirildi. Açıklamada, "Bunlardan ilki askeri gemi inşa sanayi açısından yeni ihracat fırsatları olarak görülmektedir. NATO ülkelerinin savunma harcamalarını artırma kararının deniz kuvvetlerinin modernizasyonuna etki edeceği ve önümüzdeki yıllarda fırkateyn, korvet, mayın avlama gemisi, lojistik destek gemileri gibi gemiler için yeni siparişlerin alınabileceği değerlendirilmektedir" ifadelerine yer verildi.

ORTAK BAKIM İŞLERİ
Zirvede savunma üretim kapasitesinin artırılması yönündeki irade de ortaya konulduğunu anlatıldığı açıklamada, "Bu durum silah üretimi yanında deniz elektroniği, makine ekipmanları, kablo sistemleri, kompozit malzemeleri gibi denizcilik sanayisini de kapsayan geniş bir tedarik zinciri açısından yeni fırsatlar yaratabilecektir. Ülkemiz denizcilik yan sanayisi buradan fayda sağlayabilecek, ekipman üreticilerimizin ihracatları artabilecektir. Üçüncü olarak, hizmet sektörü bakımından fırsatların artabileceği, NATO içerisinde ortak bakım işleri, modernizasyon projeleri ve ortak lojistik destek hizmetleri ülkemizin bakımonarım sektörünü destekleyebilecek, gemi tedarik ve teknik hizmet sunan firmalarımız açısından da yeni iş imkanları oluşturabilecektir" denildi. Dördüncü potansiyel alan olarak, NATO'nun deniz güvenliğine daha fazla kaynak ayırması ile Karadeniz, Kızıldeniz, Baltık Denizi gibi küresel ticaret açısından kritik bölgelerde liman güvenliği, deniz gözetleme sistemleri, radar altyapıları ve siber güvenlik alanlarında yeni yatırımlar ve projeler kapsamında Türk özel sektörünün fırsat bulabileceği değerlendirildi.
