Türkiye'de deprem güvenliği tartışmalarında artık yalnızca bir binanın yıkılmaması değil, deprem sonrasında ne ölçüde kullanılabilir kalacağı da önem kazanıyor. Özellikle 6 Şubat depremlerinde sismik izolasyonlu hastanelerin performansı, bu teknolojiyi yeniden gündemin önemli başlıklarından biri haline getirdi. Çin ve Güney Kore menşeli izolatör markalarının Türkiye temsilciliğini yaptığını belirten Erman Adsız, sistemin hastanelerin yanı sıra konut projelerinde de uygulanabildiğini söyledi. Sismik izolatörler, binanın temeli ile üst yapısı arasına yerleştiriliyor. Sistemin temel amacı, deprem sırasında zeminde oluşan hızlı hareketin binaya doğrudan aktarılmasını azaltmak. Adsız, çalışma prensibini şöyle anlattı: "Zemin hızlı ve sert biçimde hareket ederken izolatör üzerindeki bina daha yavaş ve kontrollü salınıyor. Böylece yapıya aktarılan deprem etkisi azaltılıyor. Bunu, temel ile bina arasına yerleştirilen özel bir mühendislik sistemi olarak düşünmek gerekir."
'LÜKS DEĞİL, GÜVENLİK YATIRIMI'
Sistemin depremi ortadan kaldırmadığının altını çizen Adsız, "Deprem hiç hissedilmiyor demek doğru değil. Ancak sarsıntı daha yumuşak ve düşük ivmeli hissediliyor" dedi. Adsız, hastaneler ve kritik yapılarda öne çıkan teknolojinin konutlarda da kullanılabileceğini belirtti. Konutlarda kullanımın yaygınlaşmasında en çok tartışılan başlıklardan biri maliyet. Adsız, rakamın bina büyüklüğü, zemin koşulları, proje ve kullanılacak izolatör tipine göre değiştiğini belirterek, yeni bir konut projesinde toplam inşaat maliyetindeki artışın yaklaşık yüzde 8 ila 15 arasında olabileceğini söyledi. Adsız, "Can güvenliği ve uzun vadeli ekonomik kayıplar birlikte düşünüldüğünde sismik izolasyonu lüks değil, güvenlik yatırımı olarak değerlendirmek gerekiyor" dedi.

