
27 Mayıs darbesinin ardından Harp Okulu'nda hayatını kaybeden üç dönem Aydın Milletvekili İsmail Namık Gedik'in ölümü, aradan geçen 66 yıla rağmen tartışılmaya devam ediyor. 1911 yılında İstanbul'un Üsküdar ilçesinde doğan İsmail Namık Gedik, Kabataş Erkek Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1936'da doktor olarak mezun oldu. Askerlik hizmetinin ardından Aydın'ın Çine ilçesine hükümet tabibi olarak atandı. Burada tanınan bir hekim haline gelen Gedik, daha sonra dahiliye alanında uzmanlaştı ve Muğla Memleket Hastanesi'nde uzman ve başhekim olarak görev yaptı. Gedik, 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'den Aydın milletvekili seçildi. 9., 10. ve 11. dönemlerde Aydın'ı TBMM'de temsil etti. Adnan Menderes'in yakın çalışma arkadaşlarından biri haline gelen Gedik, 1954 yılında İçişleri Bakanlığı görevine getirildi. 1957 seçimlerinde yeniden Aydın milletvekili seçilen Gedik, 1956 yılının sonlarından itibaren yeniden İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. Gedik'in ikinci bakanlık dönemi, Türkiye'nin siyasi tarihinin en çalkantılı yıllarına denk geldi.

ELEŞTİRİLERİN HEDEFİYDİ
6-7 Eylül olayları, Uşak ve Kayseri-Yeşilhisar hadiseleri, Meclis Tahkikat Encümeni, üniversite olayları ve 21 Mayıs 1960'taki Harbiyeli yürüyüşü sırasında İçişleri Bakanlığı koltuğunda Gedik bulunuyordu. Özellikle 6-7 Eylül olaylarının ardından güvenlik politikaları nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Gedik, yıllar sonra verdiği yeminli ifadede olaylardan önceden haber alınmadığını savundu. 27 Mayıs 1960 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subay yönetime el koydu. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Demokrat Parti hükümetinin üyeleri gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Namık Gedik de Ankara'daki evinden alınarak Kara Harp Okulu'na götürüldü. Ancak Gedik'in kaderi diğer Demokrat Partili yöneticilerden farklı olacaktı. 27 Mayıs darbesinin üzerinden henüz iki gün geçmişti. Namık Gedik, Kara Harp Okulu'nda tutuluyordu. Kısa süre sonra ölüm haberi geldi. Dönemin resmi açıklamasına göre Gedik, tutulduğu odanın penceresinden atlayarak yaşamına son vermişti. Böylece ölüm "intihar" olarak kayıtlara geçti. Ancak asıl tartışma bundan sonra başladı. Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın naaşları 1990 yılında İstanbul'a getirildi ve Topkapı'daki Adnan Menderes Anıt Mezarına defnedildi. Şimdi aynı yere bir isim daha eklenecek. Böylece Demokrat Parti döneminin dört önemli isminin kaderi, 66 yıl sonra aynı mekânda buluşacak.