GENEL Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin 7 Ekim 2024 tarihinde başlattığı "Terörsüz Türkiye" çağrısından bu yana İzmir'imizin dört bir yanında, insanımızla hemhal olmaya, kucaklaşmaya ve hakikati anlatmaya devam ediyoruz. Bu süreçte yüzlerce toplantı gerçekleştirerek Sayın Genel Başkanımızın haftalık grup toplantılarında ifade ettiği stratejik ve tarihi mesajları, pasaj pasaj vatandaşlarımıza aktardık, izah ettik. Amacımız netti. Sosyal medyanın dezenformasyon çarklarından, yerli işbirlikçilerin algı operasyonlarından veya kulaktan dolma eksik bilgilerden kaynaklanan bilgi kirliliğini yerinde bozguna uğratmak! Vatandaşımızın zihnine sokulmaya çalışılan asılsız iddiaların iç yüzünü açık etmek, fitne odaklarının oyunlarını bozmak için iki yıla yakın bir süredir sahadayız.
HEPİMİZ ANADOLU'YUZ!
İZMİR'DE gitmediğimiz sivil toplum kuruluşu, çalmadığımız kapı, girmediğimiz sosyal çevre kalmadı. Dargeçitliler Derneği'nden Ağrılılar Derneği'ne, Bosna Mübadilleri Derneği'nden Erzurumlular, Erzincanlılar, Karslılar ve Iğdırılılar Derneği'ne kadar her noktada milletimizle buluştuk. Saha çalışmalarımızda gördüğüm manzara ve şahit olduğum sahneler beni hem derinden etkiledi hem de özeleştiri yapmama vesile oldu. Geçen yıl Ramazan ayında Bornova Dargeçitliler Derneği'ni ziyaret etmiştim. Yalan yok, "Dargeçit" denince geçmişin şartlandırılmış algısıyla insanın aklına dar yollar, pusu kurulan geçitler ve şehit haberleri geliyordu. Fakat içeriye adımımı attığım an adeta mahcup oldum. Karşımda Anadolu'nun o halis rengini, kokusunu, samimi kültürünü ve peygamberi nurunu taşıyan tertemiz Müslüman yüzler gördüm. O an kendilerinden samimiyetle özür diledim. "Bizim zihnimize yanlış imgeler kazımışlar, sizlerin yüzünde Anadolu'nun o pak ışığını görünce kendi adıma utandım" dedim. Gerçekten de öyleydi, biz onlara gittik, onlar bize geldi. Birbirimizden hiçbir farkımızın olmadığını bir kez daha yerinde idrak ettik. Menemen'de Patnoslular Derneği'nin açılışını yaparken de aynı hissiyatı yaşadım. Aramıza örülmek istenen o soğukluğun sadece ve sadece bilgi eksikliğinden ve tanışmamaktan kaynaklandığını görmek beni derinden müteessir etti.
BİRLİK BERABERLİK TABLOSU
BU tecrübelerimi Erzurumlulara, Erzincanlılara, Balkan Federasyonlarına, tüm Anadolu derneklerimize anlattığımda onlar da şaşırdılar. Ardından şu tarihi hakikati hep birlikte vurguladık. Bizler, sınırları aşan ufkuyla Avrupa'ya, Afrika'ya, Balkanlar'a ve Türkistan'a "gönül ve kültür coğrafyamız" diyen Büyük Türk Milletiyiz. Cihanın öbür ucuna gönül kucağını açan bir milletin; karşı komşusuyla, alt katındaki apartman komşusuyla, aynı köyün veya şehrin insanıyla küs olması, birbirine mesafeli durması ne kadar büyük bir ayıp, ne kadar vahim bir tablodur. Ağrılısı, Vanlısı, Muşlusu, Konyalısı, İzmirli hemşerilerimiz birbirini tanıdıkça, konuştukça ve kucaklaştıkça aradaki buzların eridiğine, kalplerin birbirine ısındığına şahit olduk. Son il kongremizde bu birlik ve beraberlik tablosunu en güzel şekliyle tüm Türkiye'ye gösterdik. Bu yılın başında Mardin'in Nusaybin ilçesinde şanlı bayrağımıza karşı bir saygısızlık yapılmıştı, hatırlarsınız... İşte o Nusaybin'den İzmir'imize 50 kadar ilkokul ve ortaokul öğrencimiz geldi. İki yıldır o evlatlarımızı İzmir'de misafir ediyor, birlikte vakit geçiriyoruz. O çocukların gözlerindeki ışığı görmeliydiniz. Onların hepsi bizim, bu vatanın öz evlatları. O çocuklara bakarak şu sorumluluğu kendi omuzlarıma aldım ve onlara da şunu söyledim: "Şayet yarın sizin aranızdan bu memleketin, bu bayrağın aleyhine tek bir çocuk yetişirse, bilin ki bu bizim eksikliğimizdir, bizim kabahatimizdir; hatta doğrudan benim suçumdur." Eğer biz kendi evlatlarımıza sahip çıkmaz, onlara ulaşmaz, derdimizi anlatmazsak araya giren fitne odaklarını suçlamaya hakkımız yoktur. Terörsüz Türkiye; sadece silahların susması değil, gönüllerin birbirine kenetlenmesi, kardeşliğin pekişmesidir. İzmir'den yaktığımız bu kardeşlik meşalesi, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin çizdiği vizyonla tüm Türkiye'yi aydınlatmaya devam edecektir.

