
Bilim insanlarının son keşfi bilim çevrelerinde büyük şaşkınlık yarattı. Nasıl ülkemiz topraklarında bulunan Göbeklitepe'nin keşfiyle insanlık tarihi yeni baştan yazılmaya başlandıysa matematiğin babası olarak bilinen ünlü matematikçi Pisagor'dan yaklaşık bin yıl önce de Mezopotamya'da insanların matematik kullandığı ortaya çıktı. Evet, kesinlikle yanlış okumadınız. Avustralyalı matematikçi Daniel Mansfield araştırmasıyla tarihe ışık tuttu. Bugün, İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde korunan 3 bin 700 yıllık "Si.427 adlı Babil tableti" matematikte adeta Antik Yunan uygarlığının pabucunu dama attı. Kısa süre önce matematik tarihine ilişkin dikkat çekici bir araştırma gerçekleştirildi. Bu araştırmadan ortaya çıkan sonuçlar herkesi heyecanlandırdı. "Pisagor Teoremi" ile ilişkilendirilen geometrik bilgilerin Antik Yunan'dan çok daha önce Mezopotamya'da kullanıldığını ortaya konuldu. Irak topraklarında 1894 yılında keşfedilen ve yaklaşık 3.700 yıllık olduğu belirlenen "Si.427 adlı Babil tableti", Avustralyalı matematikçi Daniel Mansfield tarafından uzun yıllar incelendi.
ARAZİ SINIRLARI BELİRLENDİ
Çok değil 2021 yılında yayımlanan araştırmaya göre tabletin, MÖ 1900-1600 yılları arasındaki Eski Babil dönemine ait olduğu gerçeğine ulaşıldı. Üzerindeki çivi yazıları ve geometrik çizimler, çok ilginç bir şekilde Babillilerin arazi sınırlarını belirlemek için gelişmiş matematiksel yöntemlerden yararlandığını gösteriyordu. Araştırmanın en çarpıcı noktası ise Babillilerin, bugün Pisagor üçlüleri olarak bilinen sayı ilişkilerini kullanarak dik açılar oluşturabilmesiydi. Bilim adamlarının kafası karmakarışık olmuştu. Bu önemli bulgu, Pisagor'un doğumundan bin yılı aşkın süre önce söz konusu matematiksel ilişkilerin pratik amaçlarla kullanıldığına işaret ediyordu.
İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZESİ'NDE
Araştırma çok önemli bir gerçeğe daha dikkat çekiyordu. Üstelik bu tablet, bir asırdan uzun süredir İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonunda korunuyordu. Eserin matematik tarihi açısından taşıdığı önem, Mansfield'ın incelemeleriyle yeniden gündeme gelmişti. Bu araştırma ayrıca matematiğin gelişiminde Mezopotamya uygarlıklarının ne kadar ileride olduklarını da gözler önüne seriyordu. Binlerce yıl önce kil üzerine yazılan hesaplamaların, bugün bildiğimiz bilim tarihinin köklerinin ne kadar eskiye uzandığın da göstergesi değil mi sizce?

MATEMATİK BİLİMİNDE ÇIĞIR AÇTI
Pisagor'a gelince, onun da hakkını teslim etmek lazım. Hem matematikteki katkılarıyla hem de felsefi görüşleriyle antik dünyada derin izler bırakan Pisagor, günümüzde dahi pek çok alanda etkisini sürdürüyor. Sayıların gizemli dünyasına olan inancı ve evrenin düzenine dair görüşleriyle tanınan ünlü düşünür, özellikle geometriye kazandırdığı teorem ve kurduğu okul ile sadece matematiksel düşünceyi değil, aynı zamanda felsefi ve ahlaki değerleri de şekillendirdi.
SAMOS'TA BAŞLAYAN SERÜVEN
Pisagor, hem matematikteki önemli keşifleri hem de derin felsefi görüşleriyle tarihte iz bırakmıştır. Sadece matematikçi değil aynı zamanda filozof ve bilge olarak tanınan Pisagor, sayıların gizemli dünyasına olan inancı ve evrenin düzenine dair görüşleriyle bilim ve felsefenin sınırlarını zorlayan biri olmuştur. "Pisagor Teoremi" ile geometriye yaptığı katkılar günümüzde dahi tüm eğitim sistemlerinde öğretilirken, felsefi inançları ve kurduğu "Pisagor Okulu", sadece matematikle sınırlı kalmayan bilgi ve öğreti merkezi olarak tarihe geçmiştir. Pisagor'un hayatı ve yaşam serüveni MÖ 570 yılında Samos'ta başladı. Pisagor, küçük yaşlarda bilim ile felsefeye olan ilgisini keşfetti. Dönemin ünlü düşünürlerinden aldığı eğitim, onun bilim ve felsefe alanında farklı bakış açıları geliştirmesine zemin hazırladı. Genç yaşlarda bilgilerini derinleştirmek amacıyla Mısır ve Babil gibi dönemin bilim merkezlerine seyahat etti. Bu seyahatler Pisagor'un hem matematik hem de felsefi düşüncelerinde önemli bir etkiye sahip oldu. Özellikle Mısır'da tapınak rahiplerinden öğrendiği geometri ve astronomi bilgileri bilimsel altyapısını oluşturdu. Babil'de edindiği matematiksel bilgi birikimi, özellikle sayıların mistik özellikleri konusuna ilgisini artırdı. Tüm bu deneyimler Pisagor'u sayıların yalnızca matematiksel bir araç değil, aynı zamanda evrenin gizemini açıklayan anahtarlardan biri olarak görmesine neden oldu.
FELSEFE ALANINDA DA SES GETİRDİ
PİSAGOR'UN edindiği bilgileri yaymak ve kendi felsefi okulunu kurmak amacıyla Güney İtalya'daki Kroton kentine yerleşmesi hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Öğrencilerine sadece matematik ve geometri değil aynı zamanda etik, politika ve evrenin düzeni gibi konularda da eğitim verdi. Pisagor'un hayatı boyunca inandığı prensipler ve aktardığı bilgiler yalnızca bir bilim insanı değil, aynı zamanda bir bilge olarak tanınmasını sağladı. Ünlü "Pisagor Teoremi" dik üçgenlerin kenarları arasındaki ilişkiyi açıklayarak geometrinin temel taşlarından birini oluşturdu. Teoreme göre, bir dik üçgende hipotenüsün karesi, diğer iki kenarın karelerinin toplamına eşittir. Basit ama güçlü ilişki sadece geometri alanında değil, mühendislik, fizik ve astronomi gibi birçok bilim dalında da uygulandı. Pisagor sadece teoremiyle değil, matematiksel düşünceye getirdiği yenilikçi yaklaşımıyla da tanındı. Pisagorculuk olarak bilinen yaklaşım, sayıları yalnızca aritmetiksel bir araç olarak görmek yerine varoluşun temel birimi olarak kabul edildi.