
Dünyanın en zengin insanlarının yaşadığı şehirlerden Londra'da, milyonlarca sterlinlik malikanelerde artık yalnızca yüzme havuzları, sinema salonları ve spor alanları değil, olası savaşlara ve büyük felaketlere karşı hazırlanan sığınaklar da bulunuyor. Londra'nın varlıklı aileleri son dönemde güvenlik önlemlerini artırırken, olası felaket senaryoları için hazırlıklar evlerin altına inşa edilen özel odalardan kırsal bölgelerde kurulan kendi kendine yeten çiftliklere kadar uzanıyor. Bazı iş insanları ise olası bir kriz durumunda ülkeyi hızla terk edebilmek için alternatif ulaşım yöntemleri ve ikinci vatandaşlık seçenekleri üzerinde çalışıyor.

MALİKANELERİN ALTINDA
Londra'da lüks gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Glentree Estates'in yöneticisi Trevor Abrahmsohn, varlıklı müşterilerinin uzun yıllardır olağanüstü durumlara karşı hazırlık yaptığını anlattı. Abrahmsohn, müşterilerinden birinin satın aldığı her mülkün altına nükleer saldırılara karşı sığınak inşa ettirdiğini belirtti. Bu sığınaklarda yiyecek, su ve filtrelenmiş hava sistemleri bulunuyor.Londra'daki bazı büyük malikânelerin bodrum katları ise yerin yaklaşık 9 ila 12 metre altına kadar uzanıyor. Normal zamanlarda sinema, spor salonu ve eğlence alanı olarak kullanılan bu bölümler, olağanüstü durumlarda korunma amacıyla da değerlendiriliyor. Abrahmsohn, müşterilerinden birinin yeraltında balo salonu bile bulunduğunu söyledi. Lüks konutlarda güvenli odalar olarak bilinen özel korunaklı alanlara yönelik talep de artıyor. Güvenli odalar ve yüksek güvenlikli sığınaklar üreten ve kuran şirket The Panic Room Company'den Paul Weldon, Ukrayna ve İran'daki savaşlar gibi gelişmelerin ardından sığınak ve güvenli oda taleplerinde yoğun artış yaşandığını belirtti.Geçmişte bu tür odalar daha çok kaçırılma tehlikesine karşı yaptırılırken, artık savaş ve diğer güvenlik riskleri de talebin gerekçeleri arasında yer alıyor.
UÇAK KULLANIYORLAR
Üstelik bu önlemler yalnızca milyarderlerle sınırlı değil. Birkaç milyon sterlinlik servete sahip kişiler de evlerine güvenli odalar yaptırmak istiyor. İngiliz gayrimenkul danışmanlarına göre, yeni nesil güvenli odalarda hava filtreleme sistemleri, bağımsız elektrik ve su kaynakları, tıbbi malzemeler, nakit para kasaları ve uzun süre saklanabilen gıdalar bulunuyor. Akıllı teknolojilere bağımlı olmayan iletişim sistemleri de bu odaların önemli donanımları arasında yer alıyor. Hazırlıkların en sıra dışı örneklerinden biri ise ulaşım alanında yaşanıyor. Lüks gayrimenkul danışmanı Jess Simpson, müşterilerinden birinin müşterilerinden bazılarının olası bir kriz durumunda İngiltere'den hızla ayrılabilmek için deniz uçağı kullanmayı öğrenmeye başladığını söyledi. Bir başka Londralı iş insanının ise şehirde satın alacağı evin, kırsaldaki mülküne tek depo yakıtla ulaşabileceği mesafede olmasını şart koştu. Müşterisinin böylece kriz sırasında yakıt almak için durmadan şehirden ayrılmayı planladığını belirtti. Simpson on yıl önce müşterilerinden bu tür talepler almadıklarını söyledi.

İKİNCİ PASAPORT
Londra'nın varlıklı aileleri yalnızca evlerini ve ulaşım imkânlarını değil, vatandaşlık seçeneklerini de çeşitlendiriyor. Eccord adlı gayrimenkul danışmanlık şirketinin Genel Müdürü Jo Eccles, müşterilerinin savaş, büyük iklim olayları veya vergi düzenlemelerindeki değişiklikler nedeniyle başka ülkelere taşınma ihtimaline karşı alternatif pasaport seçeneklerini araştırdığını anlattı. Eccles'ın verdiği örneğe göre, annesi Yeni Zelandalı olan bir girişimci, eşi ve iki çocuğu için Yeni Zelanda pasaportu başvuru sürecini tamamladı.Yaklaşık 30 saatlik bürokratik işlem gerektiren başvuru, ailenin gerektiğinde kısa sürede başka bir ülkeye yerleşebilmesini amaçlıyordu.
KİMSEYE BAĞIMLI OLMAMAK
ZENGİNLERİN hazırlıkları yalnızca savaş ve nükleer saldırı ihtimaliyle sınırlı değil. Londra'daki lüks konut sahipleri sel baskınlarına karşı su tahliye pompaları, fırtınalara karşı koruyucu panjurlar ve olası ağaç devrilmelerine karşı incelemeler gibi önlemlere de yatırım yapıyor. Özel tasarım mutfaklarda ise gıdaların depolanabileceği büyük kilerler, ek buzdolapları ve derin dondurucular giderek daha fazla tercih ediliyor. Londra merkezli iç mimarlık ve tasarım şirketi Arya Douge'un kurucu ortağı Adam Arya'ya göre, varlıklı aileler için kendi elektriğini üretebilen ve şebekeden bağımsız çalışabilen bir eve sahip olmak giderek daha önemli hale geliyor. Arya, bu yaklaşımı, bir evin başkalarına bağımlı olmadan işlevini sürdürebilmesinin yeni bir lüks anlayışına dönüşmesi olarak değerlendiriyor. Londra'nın süper zenginleri için lüks artık yalnızca pahalı otomobiller, gösterişli malikâneler ve özel uçaklarla ölçülmüyor. Olası bir kriz sırasında dış dünyaya bağımlı olmadan yaşamını sürdürebilmek de servetin sağladığı ayrıcalıklar arasına giriyor.
KENDİNE YETEN ÇİFTLİK
BAZI zenginler ise şehirdeki sığınaklarla yetinmeyerek kırsal bölgelerde alternatif yaşam alanları oluşturuyor. Emlak arama ve alıcı danışmanlığı Stacks Property Search şirketinden James Greenwood, müşterilerinden birinin özellikle gözlerden uzak, geniş araziye sahip bir mülk satın almak istediğini anlattı. Müşteri, yaklaşık 6,9 hektarlık (69 dönüm) araziye sahip bir çiftlik evi satın aldı. Ardından araziye su kuyusu açtırıldı, güneş panelleri ve jeneratör kuruldu. Evin mahzeni de acil durum sığınağına dönüştürüldü. Sığınakta LED aydınlatmalar, su depoları, kuru ve konserve gıdalar ile bataryalar bulunuyor. Arazinin bir bölümünde küçük bir koyun sürüsü besleniyor.