Türkiye'de demiryolu serüveni, 23 Eylül 1856'da İzmir-Aydın hattının yapımına başlanmasıyla doğdu. Bir İngiliz şirketine verilen imtiyazla inşa edilen 130 kilometrelik hat, yaklaşık 10 yıl süren çalışmaların ardından 1866'da tamamlandı. Alsancak Garı'nın karşısındaki TCDD İzmir Müze ve Sanat Galerisi, Demiryolları Haftası'nda ziyaretçilerini tarihin içinde bir yolculuğa çıkarıyor. Müzede demiryollarında kullanılan eski araç ve gereçlerin yanı sıra çalışanların kişisel eşyaları, telgraf makineleri, istasyon levhaları, vagon parçaları ve yıllara meydan okuyan belgeler sergileniyor. TCDD İzmir Müze Müdürü Volkan Poliçe, müzenin yalnızca demiryolu tarihini değil, bu yola ömrünü veren insanların hikâyelerini de anlattığını söyledi.

DEMİRYOLUNDAN DA ESKİ
Alsancak Garı'nın hemen karşısında bulunan müze binasının geçmişi, İzmir-Aydın demiryolundan bile daha eskiye dayanıyor. Tarihi yapı, 1800'lü yılların başında bölgede yaşayan İngiliz tüccarlar tarafından yaptırıldı. İlk yıllarında ticari malların saklandığı bir depo olarak kullanıldı. İzmir-Aydın demiryolunu yapan İngiliz şirketi daha sonra binayı idarehaneye çevirdi. Yapı, 1860'lı yıllarda İzmir-Aydın Osmanlı Demiryolu Şirketi yöneticisinin lojmanı oldu. Demiryollarının millileştirilmesinin ardından da uzun yıllar lojman olarak kullanıldı. Tarihi bina, 1990 yılında müze ve sanat galerisi olarak kapılarını açtı. Ankara'daki Demiryolu Müzesi'nin 2019 yılında kapanmasının ardından buradaki eserlerin bir bölümü İzmir'e getirildi. Üst kattaki sergi salonu da yeniden düzenlenerek müzeye katıldı.

BOZKURT'UN İSİMLİKLERİ
İngiliz ve Fransız şirketlerinden kalan yazışmalar, telgraf makineleri, santral cihazları, ilk sıvı piller, masalar ve duvar saatleri geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Koleksiyonun en dikkat çekici parçaları arasında Türkiye'de üretilen ilk iki buharlı lokomotif Bozkurt ve Karakurt'un isimlikleri ile numaraları bulunuyor. Bağdat Ekspresi'ne ait bir vagon kesiti ile eski yolcu ve yük vagonlarından kalan parçalar da müzede sergileniyor. İstasyon levhaları, hareket memuru şapkaları, köstekli saatler ve yıllarca demiryolu haberleşmesinde kullanılan telefonlar, ziyaretçileri tren yolculuklarının bambaşka olduğu yıllara götürüyor.
EMEĞİN İZLERİ O ÇADIRDA
Müzenin bir köşesinde duran eski işçi çadırı, demiryolunun yalnızca trenlerden, raylardan ve istasyonlardan ibaret olmadığını gösteriyor. Demiryolu yapımında çalışan işçiler aylarca bu çadırlarda yaşadı. Yemeklerini burada yedi, dinlendi ve ertesi gün yeniden rayların başına döndü. Yol bölümünde sergilenen yaklaşık bir asırlık ray kesme ve delme makineleri, kazmalar, kürekler ve ölçüm cihazları da o yılların ağır çalışma şartlarını gözler önüne seriyor. İngiltere'den buharlı gemilerle getirilen makinelerin büyük bölümü insan gücüyle çalıştırılıyordu. Poliçe, demiryolunun ardındaki büyük emeğin çoğu zaman fark edilmediğini belirterek, "Demiryolu yapmak zor, zahmetli ve yıllar süren bir iştir. İşçi çadırına ve kullanılan aletlere bakınca bu emeği daha iyi anlıyorsunuz" dedi.

150 YILLIK ÇAN
Müzenin ikinci katında gar müdürü, istasyon şefi ve hareket memuru odaları yer alıyor. Ziyaretçileri burada eski Ottoman Railway şirketinden kalan yaklaşık 150 yıllık istasyon çanı karşılıyor. Bir zamanlar trenlerin gelişini ve hareketini bildiren çan, yıllar boyunca sayısız ayrılığa ve kavuşmaya tanıklık etti. Poliçe, ziyaretçilerin çana dokunmak istediğini, ancak tarihi eserin korunması için buna izin vermediklerini söyledi. Merdiven duvarlarında ise Kuyucak İstasyonu Hareket Memuru ve fotoğraf sanatçısı Hakan Yaralı'nın eserleri sergileniyor. Fotoğraflarda, çalışır durumdaki 56548 numaralı buharlı lokomotifin farklı hatlardaki yolculukları görülüyor.
HATIRALAR CANLANIYOR
Müzenin en duygusal ziyaretçileri arasında demiryolcu aileleri bulunuyor. Çocukluğu istasyonlarda ve demiryolu lojmanlarında geçenler, yıllar sonra karşılarına çıkan bir şapka, köstekli saat ya da eski telefonla geçmişlerine dönüyor. Bu anlara sık sık tanıklık ettiklerini anlatan Poliçe, "Demiryolu lojmanlarında büyüyen, çocukluğu rayların yanında geçen insanlar müzeye geliyor. Bir hareket memuru şapkasını ya da köstekli saati görünce yakınlarını hatırlıyorlar. Gözyaşlarını tutamayan ziyaretçilerimiz oluyor. Demiryollarında geçen ömürler var" diye konuştu. Müzede, köklü demiryolu spor kulübü Demirspor'un geçmişine de yer veriliyor. Bir dönem yelken ve kayak dallarında dahi faaliyet gösteren kulübün ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandığı kupa ve madalyalar özel bölümde sergileniyor.