Hayatı dolu dolu yaşıyor, her anın kıymetini biliyor; anı ıskalamaktan ise hiç hoşlanmıyor. Şamdan Plus Dergisi'nin ünlü iş insanı Leyla Alaton ile yaptığı röportajı ilginize sunuyoruz...
Dışarıdan bakınca seyahat etmek sizin için bir hobiden daha fazlası gibi. Bu hayatınız boyunca hep böyle miydi, daha çok son yıllarda mı böyle oldu?
Seyahat benim için bir tutku ama öğretici olduğu zaman bir tutku. Tamamıyla eğitim ve öğretim amaçlı bir şey benim için sehat. Seyahatte öğrendikleriyle beslenen biriyim. Bence aklımızın bazı ambargoları var ve bu ambargolar seyahatte yeni şeyler gördükçe tek tek düşüyor. Mesela sanat görünce düşüyor, yeni insanlar tanıyınca düşüyor gibi düşünüyorum. Yani kişinin dünya görüşünü en çok seyahat zenginleştiriyor. Diğer taraftan seyahat, kişiyi ruhsal anlamda da çok besliyor bence. Çünkü yeni şeyler öğreniyorsun bu da kişideki merak duygusunu besliyor ve sonuçta bu durum kişiyi dinç tutuyor.
Seyahat felsefenizi birkaç kelimeyle özetlemenizi istesek...
Benim için seyahat, kendimi en çok eğittiğim ve kendime en çok şey kattığım zaman. Seyahat felsefem de tamamıyla, öğrenmek, tanımak ve zenginleşmek üzerine kurulu. Ruhumun zenginleşmesi seyahatle oluyor. Mesela sanatla ilgili fuarlara gitmek; hayatıma çok büyük bir renk getirdi.
Orada tanıştığım küratörler, sanatçılar, koleksiyonerler hayata sonsuz bir zenginlik katıyor. Bu arada tabii ki o sanat eserlerine sahip olmak zorunda değilsiniz, onları yakından görebilmenin ve yapılışındaki hikayeyi duyabilmenin çok eğitici bir tarafı var. Yoksa artık mesela iyi bir restoran açılmıştır, oraya gidip yemek yemek ya da yok efendim da görelim gibi bir derdim yok. Tabii ki güzel yemek yemeyi çok severim, çok da önemli bir sanat olduğunu düşünüyorum iyi yemeğin o ayrı ama daha çok ruhumu ve beynimi beslemektir benim derdim. Bu yüzden hepsinin harmanlandığı seyahatler benim tercihim oluyor.
Şimdiye kadar gittiğiniz yerler arasında hiç beklentinizi karşılamayan oldu mu?
Gerçekçi bir insanımdır; beklentilerimi de hep gerçekçi tutarım. Yani gitmeden önce biraz araştırma yaptığımızda zaten öyle geniş çaplı bir hayal kırıklığı olmuyor, neyse o oluyor. Önceden bakarsanız, sorgularsanız sürprizlerle karşılaşma şansınız azalıyor. Ki, sürpriz aslında güzel bir şeydir, niye her şeyi bilip gidelim o da ayrı tabii, hiçbir şey resimlerdeki gibi de olmuyor bir yandan ama gideceğiniz yerlere bir ev ödevi gibi öncesinden bakıp, beklentiyi ona göre tutmak hayal kırıklıklarının önüne geçiyor.
Seyahat ederken nelere dikkat edersiz peki?
Öncelikle pratik olmak gerekiyor. Mesela ben çok gurur duyarım kendimle çok az eşyayla, çok hafif seyahat ettiğim için. Genelde uçağa bavul vermem, yanımda bir el çantasıyla seyahat ederim. Japonya'ya 10 günlüğüne gitmiştim yakın dostlarım Saffet Emre Tonguç ve Serda Büyükkoyuncu ile bundan beş ya da altı yıl önce. Havaalanında beni sadece bir el çantasıyla gördüklerinde nerdeyse düşüp bayılacaklardı, şaşırdılar. Çünkü kendileri neredeyse yarı boylarına gelecek kadar iki valizle gelmişlerdi. Bir kadının 10 günlük seyahate bir el çantasıyla gelmesi tuhaflarına gitmişti.
Tabii az eşyayla geldim, aynı şeyleri 10 gün giydim diye bir şey yok. Öyle kutu kutu kremleri, şampuanları seyahate taşımaya da gerek yok. Yani bunları illa ki taşıyacaksam en küçük boyunu almaya çalışıyorum yanıma ama insanlar fön makinesini falan bile taşıyor, şaşırıyorum. Kıyafette de öyleyim, çok renge girmem pratik kombinler yaparım. Bir eşarp ile bir kıyafeti çok farklı yapabilirsiniz. Seyahatte ayakkabıdır. Bütün seyahati vezir de rezil de eden ayakkabıdır. O yüzden yanıma alacağım ayakkabılara önem gösteririm.
Gurme seyahatle aranız nasıl, lezzet peşinden gidenlerden misiniz? Sadece yemek için seyahatlere çıkar mısınız yoksa gittiğiniz seyahatlerde lezzet deneyimleri yaşamayı mı tercih edersiniz?
Sadece yemek yemek için bir seyahate gitmem. Ben o insanlardan değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ki, iyi yemek yemeyi çok severim, gurmeyim. Yemeye çok meraklıyımdır; zaten boğa burcuyum o da yemeğe çok meraklıdır. Yemeğin de bir sanat olduğunu düşünüyorum ama yemek hiçbir zaman benim seyahat rotamı oluşturmak için bir seçenek olamaz. Yalnızca gittiğim yerlerdeki iyi lezzetleri bulmaya çalışırım.
Siz seyahatlerde yeni insanlar tanımayı da çok önemsiyorsunuz öyle değil mi? Seyahatte tanışıp, uzun yıllar süren dostluklarınız da var sanırım hatta... Tabii çok oldu, olmaz mı?
Herhalde 18 yaşımda bir İtalyan arkadaşım olmuştu ilk. Bolonya'da yaşar, halen konuşuruz. Bir kayak gezisinde tanışmıştık, hala devam eder kendisiyle arkadaşlığımız. Ben çok vefalı bir arkadaşım, eski arkadaşlıklarıma da yenileri gibi gereken itinayı gösteririm. Üniversite arkadaşlarım vardır hala çok yakın temasta olduğum, yurt dışında tanıştığım çok arkadaşım vardır halen görüştüğüm. Seyahatlerde insanlar çok daha maskesiz olduğu için çok daha derin ilişkiler kurabiliyorlar bence, çünkü orada bir kere yargı yok. İnsanlar bilmiyorum neden, tanınan biriyseniz eğer sizi yakından tanımasalar da yüz yüze tanıştığınızdan andan itibaren bir şekilde size önyargılı yaklaşabiliyorlar ama seyahatte tanıştığınız insanlar, hakkınızda kim olduğunuza dair hiçbir şey bilmediği için çok daha önyargısız başlayan ilişkiler ve iletişimler oluyor bunlar.
Yalnız seyahat etmeyi sever misiniz peki?
Eğer yalnız gidersem bu, iş için gittiğim seyahatler oluyor Türkiye içinde genelde. Mesela yakın zamanda Alaçatı'ya bir düğüne gideceğim, oradan Antalya'ya tohum fabrikamızı görmeye gideceğim. Ben iş ile gezmeyi karıştırmayı sevenlerdenim. Evim, kendimi en huzurlu, mutlu ve iyi hissettiğim yerdir, dinlenmek için bile olsa tek başına bir yerlere kaçmak yerine ben çoğu kişinin tam aksine evimi tercih ederim.
Seyahatlerinizde alışveriş yapar mısınız, ne tür şeyler alırsınız?
Gittikçe daha az alışveriş yapıyorum galiba... Artık eskisi gibi buna ne kafa yoruyorum, ne zaman harcıyorum. Bu da bana öncelikle zamandan çok tasarruf sağlıyor. Eskiden daha bir aksesuar ya da ev dekorasyonuna meraklıydım. Hatta hiç unutmam gittiğim bir Fas seyahatinden hayatımda ilk defa ekstra bavullarla dönmüştüm. O zaman için onlar bana çok cazip gelmişti ve orada olanlar o zamanlar ülkemizde çok yoktu, o kadar çok alışveriş yapmıştım ki... Bugün baksanız onların hepsi zaten ülkemizde var, hepsi çok daha ulaşılabilir durumda.
Seyahatlerinizde en çok neye para harcarsınız ve nelere harcadığınız paraya acımazsınız?
Ayakkabı diyebilirim rahatlıkla galiba. Ayağın konforu her daim çok önemli. Bir de ben aldıklarını atıp, savuran tiplerden değilim, daha zamansız ve klasik parçalardan yana kullanırım tercihimi. Tabii bu sıralamaya çantayı da eklemezsem olmaz. Ayrıca zamanında çok eşarp da almışlığım vardır; Hermes eşarplardan. İş kıyafetleri eskiden çok daha ciddiydi, onları bir eşarp ile bambaşka hallere getirmişliğim vardır. Eşarbı her zaman çok takardım; güzel ve zamansız bir eşarbın önemli bir aksesuar olduğunu düşünüyorum.

