Ayakkabılar çoğu zaman yalnızca stil ve rahatlık unsuru olarak görülse de, aslında tüm beden sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir rol üstlenir. Vücudun ağırlığını taşıyan ayaklar; topuğun yere temas etmesi, ayağın öne doğru yuvarlanması ve parmakların itiş gücü sağlaması şeklinde ilerleyen doğal bir hareket zinciriyle çalışır. Ayağa tam oturmayan dar, sert, yüksek topuklu ya da desteksiz modeller bu düzeni bozarak önce ayakta, ardından diz, kalça ve bel bölgesinde ağrılara ve duruş bozukluklarına yol açabilir. Küçük bir uyumsuzluk bile zamanla kronik rahatsızlıklara dönüşebilir.

HAREKETİ KISITLAMAMALI
Uzmanlara göre ayakların yürüyüş sırasında esneyip şekil değiştirebilmesi gerekir. Örneğin fizyoterapist Otto Lam, dar ve uyumsuz ayakkabıların bu doğal hareketi kısıtladığını vurgular. Ayağın rahat hareket edememesi, yükün vücudun diğer bölgelerine aktarılmasına neden olur. Parmak arası terlikler parmakları sıkmaya zorlayarak kas gerginliği yaratırken, yüksek topuklar ağırlığı öne taşır; düz ve desteksiz tabanlar ise diz ve bel sağlığını olumsuz etkileyebilir. Üstelik yalnızca tek ayağı rahatsız eden bir ayakkabı bile yürüyüş dengesini değiştirerek tüm kas-iskelet sistemini etkileyebilir. Doğru ayakkabıyı seçmek için öncelikle ayak yapısını ve varsa ağrının kaynağını anlamak gerekir. Ayakkabı tabanındaki aşınma izleri bile yürüyüş bozuklukları hakkında ipucu verebilir; gerekirse yürüyüş analizi yapılabilir ve kişiye özel tabanlıklar tercih edilebilir. Mağazada deneme yapmak, ayak ölçüsünü doğru aldırmak ve alışverişi gün sonunda gerçekleştirmek daha sağlıklı bir seçim sağlar. Ayrıca her ayakkabının belirli bir kullanım ömrü olduğu unutulmamalı; tabanı aşınmış veya desteğini kaybetmiş modeller yeni ağrıların habercisi olabileceği için zamanında değiştirilmelidir.

