Bir dönem kusursuzlukla eş anlamlı görülen güzellik anlayışı, yerini daha özgün ve doğal bir estetik algısına bırakıyor. Artık pek çok kişi, günümüzde önemli olanın yalnızca güzel görünmek değil, akılda kalmak ve karakter sahibi bir görünüm sergilemek olduğunu belirtiyor.
DAHA MESAFELİ
Dijital çağın ilk yıllarında filtrelerle pürüzsüzleştirilen ciltler, birbirine benzeyen yüz hatları ve standartlaşan estetik uygulamalar güzellik algısını şekillendirdi. Ancak zamanla bu tek tip görünüm, etkisini kaybetmeye başladı. Kusursuzluk artık şaşırtıcı ya da dikkat çekici bulunmuyor. Özellikle genç kuşaklar, gerçeklik hissini kaybettiren bu estetik anlayışa daha mesafeli yaklaşıyor.
YENİ LÜKS
Günümüzde mimikleriyle yaşayan, doğal çizgilerini koruyan ve kusurlarını gizlemeyen yüzler daha fazla ilgi görüyor. Çünkü kusurlar, bireyin karakterini ve kimliğini yansıtan unsurlar olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle güzellikte yeni lüks, kusursuz görünmekten çok gerçek görünmek olarak tanımlanıyor. "Post-pretty" olarak adlandırılan yeni dönemde çekiciliği belirleyen unsur simetri değil, karakter estetiği. Bir yüzü unutulmaz kılan şeyin kusursuzluğu değil; hafif asimetrik bir gülüş, doğal mimikler veya alışılmışın dışında bir tarz olduğu belirtiliyor. Bir zamanlar düzeltilmesi gereken detaylar olarak görülen özellikler, artık kişiliğin bir parçası olarak kabul ediliyor.
UGLY-PRETTY
BU değişim moda dünyasında da kendini gösteriyor. Kampanya çekimlerinde ve podyumlarda artık yalnızca klasik güzellik standartlarına uyan modeller değil, özgün ve farklı yüz hatlarına sahip isimler de tercih ediliyor. Yeni estetik anlayışı, izleyicide hayranlık uyandırmaktan çok merak duygusu oluşturmayı hedefliyor. Bu dönüşümü açıklayan kavramlardan biri de "ugly-pretty" akımı. İlk bakışta geleneksel güzellik kalıplarına uymayan ancak zamanla güçlü bir çekicilik yaratan bu yaklaşım, güzelliği hızlı tüketilen bir sonuç olmaktan çıkarıp deneyime dönüştürüyor.

