Londra seyahatinde turistik olarak görülmesi gereken yerlerle başlarsanız böylece sonrasında lezzet alternatiflerine, müzelere, sergilere müzikale yani asıl hedeflenen rotayı yapabilmek için yeterince zamanınız kalıyor.

Westminster Abbey, Big Ben, Buckingham Sarayı Tower Bridge ve London Eye adı ile bilinen dev dönme dolaba binerek ilk günümüzü geçirebilirsiniz. Ertesi gün yine ikonik yerlerden biri olan londra'nın gıda pazarlarına zaman ayırın. En iyi bilinen bu pazar, dört yüz yılı aşkın bir süredir londra'da bulunan ve tonlarca harika yemek seçeneği bulunan Borough Market. Diğer büyük pazarlarda Portobello Market (Notting Hill) ve Old Spitalfields Market (Doğu londra) yiyeceklerden antikalara, giysilere kadar her şeyi bulabilirsiniz.

IMPERİAL WAR MUSEUM
SAVAŞ! Ne işe yarar ki? Müzeleri dolduruyor, görünüşe göre. Kötülüğün İngiliz insanını nasıl etkilediğinin bir müzesi resmen. İmparatorluk Savaş Müzesi sadece savaş mekaniğine değil ötesine de bakıyor ve çatışmanın sıradan insanlar üzerindeki etkilerini tasvir ediyor. Müze, tanklara, toplara ve silahlara ek olarak, savaşları uğrunda yok olan askerlerin gözünden göstererek savaşa daha kişisel bir unsur sunuyor. İlham verici ama rahatsız edici bir deneyim olan İmparatorluk Savaş Müzesi; Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Holokost ve İngiltere'nin yaptığı tüm düşmanca hareketlerin çetelesinin tutulduğu bir müze gibi.

KRALİÇENİN SARAYI VE ULUSAL GALERİ
Buckingham Sarayı, Queen's Gallery Kraliyet Koleksiyonu dışında yıl boyunca değişen sergilere ev sahipliği yapıyor. Sanat her zaman etkileyici. O yüzden hangi zamanda giderseniz gidin yıllar boyunca Kraliyet tarafından toplanan eski veya yabancı eserlere ve İngiliz hükümdarlarının portrelerine ulaşabilirsiniz. Ulusal Galeri, Londra'nın merkezindeki Trafalgar Meydanı'nda yer alıyor. Dışarıdaki heybetli sütunlarından içindeki sanatsal baş yapıtlara kadar, tüm deneyim görsel bir zevk gerçekten. Ulusal Galeri'de Van Gogh'un ikonik "Sunfl owers" ve Hans Holbein the Younger'ı "The Ambassadors" portresi de dahil olmak üzere iki bin üç yüzden fazla eser bulunuyor. Onlarca oda, on üçüncü yüzyıldan günümüze kadar uzanan parçaları sergiliyor. Batı Avrupa sanatının kalıcı koleksiyonuna ek olarak burada düzenli atölyeler ve sergiler de yer alıyor.
MODERN SANAT VE SANATÇILAR
SOKAK sanatı için Doğu Londra'ya gidin. Banksy İngiltere'nin en ünlü sokak sanatçısı olsa da, Doğu Londra'nın çevresindeki yerlerde Christiaan Nagel'in kendine özgü mantar heykelleri de dahil olmak üzere bir dizi sokak sanat eseri de bulunuyor. Eğer Mural sanatını seviyorsanız kesinlikle görülmeye değer! Şık Chelsea bölgesinde bulunan Saatchi Galerisi, küresel sanat süper starlarıyla ilgilenmiyor. Galeri, henüz İngiltere'de sergilenmemiş olan görünmeyen yeteneklerden veya uluslararası sanatçılardan eser alıyor!

THE NATİONAL PORTRAİT GALLERY
PORTRELERİN hayranıysanız, dünyadaki diğer kuruluşlardan daha fazla portre içeren Ulusal Portre Galerisi'ne muhtemelen bayılırsınız. Tudor döneminden başlayarak günümüze kadar olan önemli İngiliz halkını tasvir eden yüz binlerce portre müzenin duvarlarını süslüyor. Portreler çizimler, tablolar, fotoğraflar ve heykeller de dahil olmak üzere tüm şekil ve boyutlarda resmen baş döndürüyor.
THE TATE MODERN
TATE Modern, Southbank'ta Shakespeare'in Globe Tiyatrosu'nun yanında yer alıyor ve Thames Nehri'ne bakıyor. Tate Modern, hiç bitmeyen bir sergi ve sergi akışıyla sürekli değişiyor. Böylece her Londra seyahatinizde farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. Tate Modern Gallery, geniş sanat koleksiyonlarının yanı sıra inanılmaz bir izleme kulesine de sahip. Zirveye tırmanınca Londra siluetinin manzarasının tadını çıkarıyorsunuz!

THE DESİGN MUSEUM
GÖZ kamaştırıcı Kensington High Street'te yer alan Design Museum, bir tasarım müzesinin görünmesini beklediğiniz gibi. Mimari ve ürün tasarımlar, içerideki sergiler bu müzenin ilginç mimarisini mükemmel bir şekilde tamamlıyor. Tasarım Müzesi, inovasyon ve teknolojiye odaklanıyor. Konut ve endüstriyel tasarım kullanımı yoluyla insanlığın ilerleyebileceği yollara bakıyor. Londra'daki mevcut konut krizi, müzenin şehri daha da gelişmelerden uzak tutan kısıtlamaları analiz etmesini sağlamış.
THE CHARLES DİCKENS MUSEUM
TARİHİN en büyük hikaye anlatıcılarından biri olan Charles Dickens, eserlerinden herhangi birini okusanız da okumasanız da ziyaret etmeniz gereken bir usta. Müze, eskiden, Victorian döneminde Dickens'ın Londra'nın merkezinde bulunan aile evi. Oliver Twist, Nicholas Nickleby ve The Pickwick Papers'ın burada yazıldığına inanabiliyor musunuz? Müzede Dickens'ın yazı masası da dahil olmak üzere, hikaye fikirlerinin el yazısı karalamaları ve yatak odası da dahil olmak üzere bir dizi obje ve bölüm yer alıyor. Burada, gezegendeki en ünlü yazarlardan birinin özel hayatını inceleyebilirsiniz.