Yılların biriktirdiği şarkılar, yeni üretimler ve iki farklı müzikal yaklaşımın bir araya geldiği turne, Ankara ve İstanbul'un ardından 19 Kasım'da İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde devam edecek. İki sanatçıyla müzikte kalıcılığı, değişen dinleme alışkanlıklarını, geçmişle bugün arasında kurdukları bağı ve birlikte sahne almanın heyecanını konuştuk.
Farklı müzikal geçmişlerden geliyorsunuz. Aynı sahneyi paylaşmak, kendi şarkılarınızı ve yorumlarınızı yeniden keşfetmenizi sağlıyor mu? Demet Sağıroğlu: Barbaros'la farklı müzikal birikimlerden geliyoruz. Birlikte şarkı söylerken bu farklılıklar bize yeni bir alan açıyor. Birbirimizin yorumunu dinleyerek, şarkıların içinde ortak bir yerde buluşuyoruz. Yıllardır söylediğim şarkıları onunla aynı sahnede yeniden hissetmek ve bu duyguyu dinleyiciyle paylaşmak benim için çok kıymetli. Barbaros: Demet'in sahne dili ve şarkıları kendine özgü. Benim yolculuğum da poptan dünya müziğine, opera kökenlerinden farklı sahne deneyimlerine uzanıyor. Bu farklılıklar bir araya geldiğinde güzel bir karşılaşma ortaya çıkıyor. Birbirimizin müzikal alanına saygı duyup şarkıların içinde paslaştıkça hem tanıdık hem de yeni bir enerji oluşuyor. Müziğin en güzel tarafı da bu; farklı dünyaların aynı yerde buluşabilmesi.

'EN ÖNEMLİSİ DE BU'
Demet Sağıroğlu'nun şarkıları yıllar sonra da dinleyicinin hayatında yer buluyor. Bir şarkının kalıcı olmasını sağlayan sizce nedir?
Demet Sağıroğlu: Müziği hiçbir zaman yalnızca bir meslek olarak görmedim. Kendimi ifade etme biçimim oldu. İnsan değişiyor, hayat değişiyor, müzik dünyası da değişiyor ama insanın içinde bir şey söyleme ihtiyacı hiç bitmiyor. Yıllar önce söylediğim bir şarkıyı bugün benden çok daha genç birinin ezbere söylemesi inanılmaz bir duygu. Bir insanın gelip "Bu şarkıyla âşık oldum" ya da "Bu şarkı benim gençliğim" demesi, kalıcılığın ne olduğunu anlamanızı sağlıyor. Beni müziğin içinde tutan en önemli şey de bu bağ. Barbaros: Kalıcılık için yetenek, disiplin ve doğru zamanın bir arada olması gerekiyor. Yetenek başlangıç noktası, doğru zaman kapıyı açıyor, disiplin ise sizi içeride tutuyor. Ama bunların yanında karakter, sabır ve merak da çok önemli. Müzik dünyasında insanın kendisini sürekli geliştirmesi ve yeni şeyler öğrenmeye açık olması gerekiyor.
Demet Sağıroğlu, 90'lı yılların şarkılarını yeni kuşak sanatçılarla yeniden yorumluyor. Geçmişin müziğini bugünün diliyle buluşturmak nasıl bir duygu?
Demet Sağıroğlu: Bu şarkıların yıllar sonra hâlâ dinlenmesi ve yeni kuşaktan müzisyenlerin onları kendi dünyalarında yeniden yorumlamak istemesi beni çok mutlu ediyor. Melis Fis ve Çağan Şengül'le çalışırken şarkıların başka seslerde nasıl bir hayat bul- duğunu görmek heyecan vericiydi. Derya Bedavacı ile Şikayetim Var'ı farklı bir tarzda yeniden yorumladık. Sırada yeni isimlerle yeni çalışmalarımız var. Benim için önemli olan geçmişi tekrar etmek değil; o şarkıların taşıdığı duygunun bugün de birilerine ulaşabildiğini görmek. Cem Adrian'la "Bir Gün Gideceğim Buradan"da buluşmak da benim için ayrı bir deneyimdi. Bu şarkıyı yıllar önce yazmıştım. Yeni şarkımı dinleyicimle paylaşmak istedim ve bu buluşma benim için çok özel oldu.
Barbaros, "Var Mı?"nın ardından "Yok Mu?" ile dinleyici karşısındasınız. İki şarkı arasında nasıl bir duygu farkı var?
Barbaros: Aslında birbirinden çok farklı iki hikâye. "Var Mı?" daha mutlu, daha aydınlık duygular taşıyor. Sevdiğine emin ve gururlu bir yerden seslenen biri var orada. "Yok Mu?" ise daha karanlık bir mizah içeriyor. Sitem duygusunu barındırırken ironik bir yerden konuşuyor. Melodik yapıları ve anlatımları da birbirinden oldukça farklı. Arka arkaya gelmeleri hoş bir tesadüf ama benim için iki ayrı ruh hâlini anlatıyorlar. "Yok Mu?"nun söz ve müziği Murat Güneş'e ait. İlk dinlediğimde hem gülümsedim hem de içim biraz burkuldu. Derdini anlatırken kendini fazla ciddiye almayan tarafını sevdim. "Var Mı?"dan sonra "Yok Mu?" fikri de hoşuma gitti.
'ASIL DÖNÜM NOKTASI'
Müzik dünyası sizi tek bir türle tanımlamak isteyebiliyor. Pop, caz ve müzikal arasında kendi sesinizi bulmak nasıl bir yolculuktu?
Barbaros: Beni tek bir müzik türüne koymak çok kolay değil. Bu zaman zaman bir mücadeleye dönüşse de aslında beni ben yapan zenginliklerden biri. Hiçbirinden vazgeçmek istemem. Bu stillerin hepsiyle ilgilendim, hepsinden beslendim. Ama beni tipik bir caz şarkıcısı ya da operacı olarak tanımlamak doğru olmaz. Opera eğitimiyle başlayıp pop, caz ve müzikalin içinde bu kadar farklı yolların açılması başlı başına şaşırtıcı. Geriye dönüp baktığımda bütün bunların nasıl aynı hikâyenin içinde buluştuğunu ben de düşünüyorum. Galiba asıl dönüm noktası, kendimi tek bir türe hapsetmemeye karar vermemdi. Bu çeşitlilik beni diri tuttu ve müzikten daha fazla keyif almamı sağladı.
Bugünün müzik dünyasında görünür olmak kadar kendi çizgisini korumak da önemli. Geçmişte yaptığınız seçimlere bugün nasıl bakıyorsunuz?
Demet Sağıroğlu: Ben hiçbir zaman yalnızca görünmek için görünmeyi becerebilen biri olmadım. Belki bunun bedeli daha az görünür olmak oldu ama bundan çok şikâyetçi değilim. Çünkü görünürlükle var olmak başka, yaptığınız işle hatırlanmak başka. Ben ikincisini tercih ederim. Yıllar sonra birinin gelip şarkımla ilgili bir anısını anlatması, her gün görünür olmaktan daha kıymetli geliyor. Barbaros: Bir dönem daha görünür olmak için her yerde olmam gerektiğini düşünüyordum. Şimdi geriye baktığımda iyi ki her teklife, her modaya yetişmeye çalışmamışım diyorum. İnsan bazen yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da kendini koruyor. Her "evet" bir fırsat değildir; bazen "hayır" demek de çok önemli bir kariyer kararıdır.
Müzik dinleme alışkanlıkları değişti. Yapay zekâ, algoritmalar ve sosyal medya çağında bir şarkının ruhunu korumak mümkün mü?
Demet Sağıroğlu: Mümkün ama giderek daha zor. Teknolojiye karşı değilim. Yapay zekâ da doğru kullanıldığında çok güçlü bir araç. Ancak araçla yaratıcıyı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Bir şarkının ruhu yalnızca doğru notaların yan yana gelmesi değildir. Yaşanmışlık, acı, sevinç, özlem ve bazen sesinizin çatladığı küçücük bir yer bile o ruhun parçasıdır. Algoritma neyin dinleneceğini söyleyebilir ama insanın kalbine neyin dokunacağını tamamen matematikle çözebileceğimize inanmıyorum. Barbaros: Müzik dünyası sizi tek bir cümleyle tarif etmek istiyor. Oysa insanın kendi sesini bulması zaman alıyor. Genç bir sanatçıya da acele etmemesini söylerdim. Kendi sesini başkalarının beklentisine uydururken kaybetmemek çok önemli. Bir de müzik kadar bu işin yönetim tarafını da öğrenmek gerekiyor.
Son olarak, İzmir konseri öncesinde dinleyicilere ne söylemek istersiniz? Sahneye çıkmadan önce vazgeçmediğiniz bir ritüeliniz var mı? Demet Sağıroğlu: Sahneye çıkmadan önceki birkaç dakika çok özel. Barbaros'la birbirimize bakıp "Hadi, keyfini çıkaralım" demek bile heyecanı güzel bir enerjiye dönüştürüyor. Sahne arkasında ne kadar hazırlanırsanız hazırlanın, seyirciyle göz göze geldiğiniz anda her şey yeniden başlıyor. Sanırım vazgeçmediğimiz uğur, o anı birlikte ve içtenlikle yaşamak. Barbaros: Özel bir uğurum yok. Sahne öncesinde sesimi hazırlayıp odağımı toplamak benim için önemli. Ekiple son kez haberleşip sahneye hazır olduğumuzu gördükten sonra gerisi seyirciyle aramızdaki enerjiye kalıyor. Ankara'da güzel bir başlangıç yaptık. Şimdi o enerjiyi diğer şehirlerle paylaşacağız, 19 Kasım 2026'da İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde müzikseverlerle buluşacağız, herkesi bekleriz.

