Yüzyıllardır aramızdalar, onları o kadar benimsedik ki ten renklerini önemsemedik bile. Zaten biz Türkler sıcakkanlı, samimi insanlarızdır. Sevdik mi çok severiz. Asla ten ve ırk farkı gözetmeyiz. Bizim için insan insandır. Ten farkının hiçbir önemi yoktur. Örneğin, zenciye asla zenci demeyiz. Çok darda kalırsak, hani sohbetlerde dilimiz aradığı kelimeyi bulmakta zorlandığı anlarda dahi 'Arap' demeyi tercih ederiz. Ayrım yapmadan herkes bizim için Allahın sevgili kuludur. Önemli olan tek kavram ten rengi değil ahlak kavramıdır... Hem kim karar veriyor siyahla beyazın veya sarının bir birine karşı üstünlüğüne?

KÖKLERİNİ ARIYORLAR
Günümüzde, İzmir merkez başta olmak üzere çoğu ilçesinde Afro Türk kökenli vatandaşlarımız yaşamaktadır. Özellikle Tire'nin Yeniçiftlik, Akçaşehir ve Bayındır'ın Hasköy'ünde ataları Afrika kökenli vatandaşlarımız bulunmaktadır. Ege ve Akdeniz yöresinde de ağırlıklı şekilde yaşayan Afro Türkler üçüncü kuşakta farklı bir aydınlanma içindeler. Kökenlerini merak etseler de yüzyıllardır bizimle birlikteler ve bizimle olmaya devam edecekler... Yine birlikte şarkılar söyleyeceğiz, birlikte gülüp, birlikte ağlayacağız.

Bu ülkeyi birlikte var ettiğimizi ise hiç ama hiç unutmayacağız. Afro Türkler, Türk kültür ve sanat hayatına damga vuran en önemli isimler olmayı başarmışlar. Ses sanatçılığından, sinemaya, bale ve dans gibi sahne sanatlarından ressamlığa, edebiyat dünyasından, heykeltıraşlığa, yeşil sahalardan pilotluğa kadar hemen hemen mesleğe üstün başarılarıyla damga vurmuşlar. Mili mücadele yıllarında Ege'nin geçit vermeyen heybetli dağlarında 'Zeybek' olup düşmanı perişan etmişler... İşte o unutulmaz isimlerden bazıları... Esmeray, pop müziği sanatçısı. Dursune Şirin, Celal Yonat, Yasemin Esmergül, Yeşilçam oyuncusu. İbrahim Şirin, Türk sanat müziği sanatçısı. Kuzgun Acar, heykeltıraş. Sait Sökmen, koreograf. Tuğçe Güder, model ve aktris. Mansur Ark, pop müziği sanatçısı. Cenk ve Melis Sökmen, müzisyen. Sibel Sürel, balerin. Tuncay Vural, koreograf. Fercani Şener, futbolcu. Ömer Besim Koşalay, atlet, gazeteci. Vahap Özaltay, futbolcu. Mustafa Yıldız, "Arap Mustafa", güreşçi, 1972 ve 1981 Kırkpınar Başpehlivanı. Selim Karakaya, oyuncu, dansçı. Baroness Meral Hussein- Ece, politikacı. Ahmet Ali Çelikten, ilk Osmanlı pilotu ve daha niceleri... Afrika asıllı Türkler... Yani Afro Türkler... Peki kimdir bu güzel insanlar? Yanıtını ise tarihin tozlu sayfalarında bulmak mümkün. Afro Türkler, Osmanlı İmparatorluğu'na Afrika'dan köle olarak getirilen ya da kendi istekleriyle Anadolu'ya veya Kıbrıs'a gelerek yerleşmiş kişilerdir. Köle olarak getirilenlerin bir kısmı sonradan ülkelerine dönmüş, kalanları Ege ve Akdeniz bölgelerinde hayat sürmeye başlamıştır. Genellikle tarım alanında çalışmış, zamanla köyler kurmuşlardır.

İzmir'in kırsalında özellikle Bayındır ve Tire yöresinde bol miktarda Afro Türk vatandaşımız yaşamaktadır. Tire'nin, Yeniçiftlik, Akçaşehir, Alacalı, Bayındır'ın Çırpı, Hasköy mahallerindeki Afro Türkler renkli kültürümüzün bir parçası olmuştur. Tarihi kaynaklar incelendiğinde, Osmanlı döneminde Nijer, Suudi Arabistan, Libya, Kenya ve Sudan'dan Afrika asıllılar, genellikle Zanzibar üzerinden Dalaman, Manavgat, Çukurova, Menderes ve Gediz ovasına getirildiği anlaşılır. Bazı Afrika asıllılar ise 1923 Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi sırasında Girit'ten gelmiş, Ege bölgesine, çoğunlukla da İzmir'e yerleşmiştir. İlginçtir, Ayvalıklı Afrika kökenliler, Girit'ten gelen atalarının Yunanca konuştuğunu, Türkçeyi sonradan öğrendiklerini söylemektedirler. Kimi kaynaklarda ise 19. yüzyılda İzmir'in Sabırtaşı, Dolapkuyu, Tamaşalık, İkiçeşmelik ve Ballıkuyu gibi semtlerinde yoksul siyahi mahalleleri olduğundan söz edilmektedir. Ayrıca Manisa'nın Yarhasanlar Mahallesi'nde bir dönem yoğun bir şekilde Afro Türk nüfus olduğu bilinmektedir. Afrika asıllı Türklerden yaşlı kuşak kendisini genelde "Arap" olarak tanımlamayı tercih ederken, Kentte yaşayan genç kuşak ise "Afrika kökenli" diye tanımlıyor. Bu gün sayılarının 5.000 ila 10.000 arasında olduğu tahmin edilen Afro-Türkler Türk ve Müslüman kimliğini büyük ölçüde benimsemişlerdir. Muğla'nın değişik yerlerindeki Afro-Türklerin geçmişi Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'ya kadar uzanmaktadır. Dalaman ve Ortaca bölgelerinde yaşayan Afro-Türkler 1900'lerin hemen başında Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'nın tarım arazilerinde çalışmak için bu bölgelere getirilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra Hilmi Paşa'nın borçlarından ötürü kamulaştırılan bu araziler sonrasında Afro- Türklere araziler ve vatandaşlık verilmesi sureti ile kalıcı bir yurt hakkı sağlanmıştır. 2010 yılında Afro Türkler'in, Amerika'dan gelen sanatçı grubuyla karşılaşmasına tanıklık ettiğimde inanın şaşkınlığımı gizleyememiştim. Vefat eden Afrikalılar, Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Musta Olpak Bayındır Hasköy'de, müthiş bir organizasyona imza atarak o yıllarda Türkiye'de konser için bulunan caz grubu Sharon Clark beşlisi ile Amerikalı ressam Leroy Camibell ve ünlü Türk caz sanatçısı Afro Türk kökenli Melis Sökmen'i Afro Türk köylülerle buluşturmuştu. Gerçekten sosyolojik ve kültürel açıdan çok ilginç bir karşılaşmaydı.

'TEK KALAN 'DANGA'
Ne mi oldu? Sharon Clark, Skip Gailes, Matt Hall ile Emre Kartarı'dan oluşan müzisyenler enstrümanlarını kutularından çıkararak ayaküstü muhteşem bir mini konser verdi. Ünlü müzisyenlere ise Melis Sökmen büyülü sesiyle eşlik etti. Hasköylü Afro Türkler ise kısa süren şaşkınlıklarının ardından ilk kez duydukları caz müziğinin büyülü tınılarıyla coştular. Gazetem Yeni Asır ise bu muhteşem buluşmayı 3 Mart 2010'da 'Köyde Pilav Üstü Caz Keyfi' başlığı ile sayfalarına taşımıştı. Kültürel farklılıkların bizim zenginliğimiz olduğunu gittiğim o haberde iyice anlamıştım. Aslında hepimiz bizdik ve kan kardeşiydik... Bugün Hasköy'de, 5 siyahi kökenli aile yaşıyor. Yaklaşık 100 yıl önce Hasköy'e Sudan ve Libya'dan gelen Afrikalılar, Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türk vatandaşı olmuşlar. Kültür ve geleneklerini zamanla kaybeden Afro-Türkler, bugün tamamen Türk gelenek ve göreneklerine göre yaşamlarını sürdürüyor. Çevrelerinde son derece sıcak kanlı insanlar olarak tanınan Afro- Türkler kendi kültürlerini de unutmaya yüz tutmuşlar. Köy halkının "Arap Kabağı" diye adlandırdığı ve sadece düğünlerde sopalarla oynan "Danga" oyunu bir parça günümüze ulaşmış. Büyük vurmalı çalgılar eşliğinde ellerine sopalarla 4-5 kişi tarafında oynanan "Danga" bir nevi imtiyaz oyunu olarak kabul ediliyor. Oyunda "Danga" diyen oyuncu sopa yemekten kurtularak dokunulmazlık elde ediyor.

