Bugünlerde bir yanımız soğuk, bir yanımız fırtına ve yağmurla yıkanıyor, kış hastalıkları da peşimizi bırakmıyor.. Sıcak bir tatilin kucağında gerçekten "şifayı kapmak" için efsanelerin bereket tanrıçası Artemis'in yaşadığı Güre'deki kaplıcalar tam size göre demektir...
DEVRİM DERİN
Ege'yi gizemli kılan, sadece medeniyetlere beşiklik yapmasından değil, aynı zamanda efsanelerinin gücüdür. İşte onlardan biri de Bereket Tanrıçası olarak bilinen Artemis'tir. Artemis'in yaşadığı yer olarak bilinen binlerce yıllık geçmişe sahip Güre kaplıcaları, dünyanın en önemli termal merkezleri arasında yer alıyor. Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Güre beldesindeki bu kaplıcaların şifalı suları, antik dönemin içinden süzülüp geliyor ama artık Avrupa'nın en modern tesislerine sahip.
Şifalı suları barındıran, bir yanı deniz, diğer yanı zeytin ormanlarına dayanan bu güzel beldeyi tanıtmak istiyoruz bugün. Güre Beldesi, antik çağa kadar uzanan geçmişi, binlerce yıllık kaplıcalarıyla arkeologların ve bilim adamlarının ilgisini çekiyor. Astyra antik yerleşim yeri, ünlü coğrafyacı Strabon tarafından Mysia'ya bağlı olarak gösteriliyor. İçinde Artemis'in kutsal alanı olduğu söylenen Astyra'dan ve yakınlarda bulunan "Sapra" adındaki bir su kaynağından söz ediliyor.
KUZEY EGE'NİN YILDIZI
Kuzey Ege Bölgesi'nde sırtını, bin pınarlı İda'ya dayamış olan Güre, Edremit Körfezi'nde mavi ile yeşilin buluştuğu, pırıl pırıl sıcak ve soğuk sularıyla bozulmadan geleceğe bırakabileceğimiz nadide beldelerden biri. Güre Belediyesi'nin de planlı çalışmalarıyla bugün termal turizm merkezleri arasına girmeyi başaran Güre, 5 yıldızlı termal otelleri, termal aqua parkıyla sağlık turizmine hizmet ediyor. Diğer yandan da plajları, yürüyüş yolları, kafeterya, çay bahçeleri ve restoranları, deniz aktiviteleriyle de eğlence ve dinlence merkezi özelliğine kavuştu.
BİN PINARLI İDA
Güre'deki yeşil örtü ise; dünyanın en iyi zeytinyağlarının elde edildiği binlerce yıllık zeytin ağaçları ve içinde çok çeşitli endemik bitkileri barındıran, Homeros'un İlyada'sını yazdığı, bin pınarlı İda, yani Kazdağları'nın dünyaca ünlü köknar ve çamlarından oluşuyorr. Yaz aylarının en sıcak günlerinde bile tatlı bir serinlikte insanlarımızı bekleyen Kazdağı Milli Parkı da Güre'nin ve yörenin en önemli değerlerinden biri.
Güre kaplıcaları dünyaca ünlü tabiat harikası Kazdağları eteğinde ve denize sıfır konumlanmış olmasından dolayı aynı zamanda ziyaretçilerine güzel bir tatil imkanı da sağlıyor. Güre, sadece kaplıca ve termal tesisler ile değil, deniz ve Kazdağları'nın oluşturduğu doğal güzellikleri de sunar.
Birçok hastalığa derman
İstanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı'nca yapılan laboratuar incelemeleri sonucunda ortalama sıcaklığı 57 derece olan Güre termal sularının balneolojide "termomineral sular" grubuna girdiği, ayrıca "sodyum sülfatlı ve florürlü" su özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu özellikleri nedeniyle de suyu, eklem rahatsızlıkları, romatizmal hastalıklar, yumuşak doku romatizmaları, kronik bel ağrısı, inme, nevraljiler, ortopedik ameliyat ve kırıklar sonrası tedavide yararlı olmaktadır.
Ayrıca içme kürü olarak kullanıldığında; beslenmede günlük flüorür eksikliğinin giderilmesi, çocuklarda ve gençlerde diş çürüklerinin önlenmesi, üst batın organlarının fonksiyonel rahatsızlıklarının tedavisinde, organik nedenlere bağlı olmayan bağırsak bozuklukları, safra ve pankreas salgılarının uyarılması, şişmanlık ve ona eşlik eden rahatsızlıkların destekleyici tedavisi ve idrar yolları enfeksiyonlarının destek tedavisinde kullanılabileceği tavsiye edilmektedir.
Zengin tarih
Güre kaplıcalarının, antik hamam yapılarını gün ışığına çıkarmak için 2007 yılında başlatılan ve Doç. Dr. Ahmet Yaraş ve ekibinin yürüttüğü kazı çalışmalarında, kazı alanının 1 km yukarısında kilise kalıntısı tespit edildi. Bu buluntudan sonra Artemis'in kutsal alanının bu bölgede olabileceği ihtimali de kuvvetlenmiş oldu. Ayrıca yapılan kazılarda bulunan Afrodit sikkesi de, özellikle ilgi çeken parçalardan bir tanesiydi.
Bugünkü Gölcük ile Yerkese mezarlığı, Konak ve İmampalamutluğu üçgeni arasında görülen bazı izler, Doymuş tepesi ile kaplıca yöresinde rastlanan nekropol (mezarlık) kalıntıları, Dor tarzı bazı sütunlarla, porfir taşından lahit ile mermerden oyulmuş taşlar da Astyra antik yerleşimine ait izler olduğu anlaşılıyor. Kavurmacılar köyünde ve konaktaki pişmiş tuğla ve toprak kaplar, eşya örnekleri ve bazı buluntular, Güre'de yerleşimin M.Ö.4.yy'a dek gittiğini gösteriyor.
Tanrıça Artemis'in evi
Uluslararası kültür ve sanat dünyasında antik kenti simgeleyen bereket tanrıçası Artemis Astyrene tanrıçasının heykeli, Güre Belediyesi tarafından Çanakkale yolu üzeri Güre kavşağına dikildi. Güre'ye geldiğinizde sizleri karşılayacak olan ünlü Artemis heykeli, gelen tüm ziyaretçilere bölgenin antik tarihi hakkındaki ilk izlenimi aktarıyor.
Artemis, mitolojide Zeus ile Leto'nun kızı, Apollon'un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasıdır. Ares'in dostu ve en büyük Yunan tanrıçalarından biridir. Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon'un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis, evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir. Artemis, güzel, endamlı, ciddi yüzlü, tanrısal bir bakiredir. Mitolojiye göre, göğüslerinden bereket fışkırmaktadır. Bu nedenle bereket ve toprak tanrıçası olarak bilinir
"Sarıkız"ın memleketi
Kazdağı'nın ismiyle ilgili en önemli efsane ise Sarıkız Efsanesi. Efsaneye göre, Edremit'in Güre Köyü'nde Sarıkız adında çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu babası Sarıkız'ı 5-10 kazla birlikte İda Dağı'na bırakmış. Bir süre sonra kızını görmeye gelen baba, kızından su istemiş ve Sarıkız dağın tepesinden elini körfeze uzatarak tasını doldurunca kızının erdiğini anlamış. Sırrı anlaşılan Sarıkız orada, buna çok üzülen babası ise İda Dağı'nın başka bir tepesinde ölmüş. Bu efsaneye göre İda Dağı Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Babadağı olarak anılmaya başlar. Güre'nin üstünde yer alan Kavurmacılar Köyü'nde yaşadığına inanılan Sarıkız için her yıl Ağustos ayında bir hayır düzenleniyor. Köyde keşkek, pilav, nohut pişirilip yeniyor, şerbetler içiliyor. Terkedilmiş görünümlü köyde kalan beş-altı ailenin yanısıra yeni yapılanmalarada rastlanıyor.
Nasıl gidilir?
İzmir- Güre arası yaklaşık 201 km'dir. İzmir'den Güre'ye doğru yola çıktıktan 53 km sonra Aliağa'ya ulaşıyorsunuz. Aliağa'dan 52 km sonra Dikili'ye Dikili'den 53 km sonra Ayvalık'a... Ayvalık'tan 40 km sonra Edremit'e, Edremit'ten 3 km sonra da Güre'ye ulaşabilirsiniz.
Ne yenir?
Kesinlikle Dülger Balığı Kavurması denilen yemeğini tatmalısınız. Zeytinyağı cenneti olan bölgede, özel otlu mezeleri değişik lezzetleri arasında. Peynirli Patlıcan Böreği ve kabak çiçeği dolması ilk defa tadacak tatilcilerin vazgeçilmezleri arasına girebilir.
