• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ARMAĞAN PINAR ADANAR Dikkat eksikliği ve hiperaktivite armagan.adanar@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 31.07.2018, 00:00

Hepimiz için çocuklarımız en değerli varlıklarımızdır. Çocuğunuz olsun olmasın bir çocuğun gözlerine baktığınızda orda saflığı,masumiyeti, geleceği ve insanlığı görürsünüz. Sizi alır özlediğiniz çok gerilerde kalmış olan çocukluğunuza götürür.
İçiniz burkulur, hüzün kaplar yüreğinizi, ah dersiniz ben de çocuktum bir zamanlar keşke öyle kalsaydım.. Keşke şu sokakta top oynayan çocuk ben olsaydım.. Keşke bir tek çikolata için anneme naz yapsaydım.. Keşke ateşim çıksaydı da annemin evhamlı ellerinde yatağımdan hiç kalkmadan iyileşseydim...
Daha kim bilir neler neler geçerdi aklımızdan bir çocuk gördüğümüzde...Bu kadar önemsediğimiz çocuklarımızda sorunlar yaşanmıyor mu? Elbette yaşanıyor... Biz anne-babaların görevi çocuklarımızı ruhsal ve fiziksel olarak en iyi şekilde yetiştirmek değil midir? Bu yazı dizisi problemli olan çocukların davranışlarını anlamaya çalışmak ve ebeveynleri doğru yönlendirmek amacını taşıyor.

ORGANİK BİR SORUN

Dehb; organik bir sorundur yani kişi böyle doğar. İnsanlarda diğer canlılardan farklı olarak bir şey yapmadan önce düşünmeyi sağlayan bir sistem vardır. bu sistem kişiye; olayları değerlendirebilme, geleceği öngörebilme ve planlamayı sağlar. Ancak dehb olan bireylerde bu sistem yeterince iyi çalışmadığı için bu kişiler olayları sağduyuyla değerlendiremezler ve risk alırlar. Düşünmeden hareket ederler. Davranışlarının sonuçlarını öngöremezler.
İşte bu yüzden dehb organik bir sorundur ortaya çıkan sonuçlar ise psikolojiktir diyoruz.
Dehb kendini 3 şekilde gösterir:
1) Dikkat eksikliği 2) Aşırı hareketlilik 3) Dürtüsellik Dikkat eksikliği denildiğinde buradaki temel sorun kişinin belirli bir şeyle ilgilenirken o anda içinden gelen başka bir şeyi yapma isteğine engel olamamasıdır. Böylece kişi konsatre olduğu işi bırakır ve diğer işe yönelir. Bu da dikkatinin dağılması olarak yorumlanan durumdur. Dehbsi olan kişiler dış uyaranlar tarafından çok kolay uyarılırlar ve dağılırlar. Örneğin; dehbsi olan bir çocuk ders çalışırken dışarıdan gelen bir ses yüzünden kolayca dikkatini kaybedebilir ve dersten koparak ilgisini çeken uyarana yönelebilir.
Aslında hepimiz için ilgi çeken bir durumdur bu ama dehbsi olmayan bir kişi anlık isteklerini kontrol edebilirken dehbsi olan kişi bu isteklerine yenilir. Davranış kontrolünü sağlayamaz. Bu kişiler kolay sıkılırlar, siz konuşurken sizi dinlemiyormuş gibi sağa sola bakarlar böylece kimsenin dikkat etmediği ayrıntıları kolayca yakalarlar. Ancak bütüne odaklanamadıkları için bütünü kaçırırlar.

ANNE VE BABA TAVRI

Anne-babalar dikkat dağınıklığı olan çocuklar için sıklıkla şu tanımlamaları yaparlar;
" söylediklerimi dinlemiyor,aklı başka yerde, derse aklını vermiyor, bir şeyi 10 defa söyletiyor, tv karşısında veya bilgisayar karşısında saatlerce oturuyor ama ders başında 10 dak bile dayanamıyor, sıkça eşyalarını kaybediyor " gibi tanımlamalar yaparlar. Aşırı hareketlilik ise; uzun süre yerinde oturamama, motor gibi hızlı hareket etmeme, bitmek tükenmek bilmeyen enerji hali, çok konuşma gibi belirtilerden oluşur. Anne-babaların aşırı hareketlilik ile ilgili tanımlamaları " karnımda bile kıpır kıpırdı. Evde koltuk tepelerinde, düz duvara tırmanan türden hareketleri var, ya konuşur ya sesler çıkarır, her an hareket halinde" şeklindedir. O kadar çok konuşur ki bu çocuklar dinleyeni yorarlar. Söz keserler, sıralarını bekleme güçlüğü vardır. Sınıfın düzenini bozarlar. Ders sırasında konuşurlar ya da dolaşırlar.
Dürtüsellik ise; canımın istediğini canımın istediği yerde ve canımın istediği şekilde yaparım tarzındadır. İsteklerini erteleyemez, düşündüğünü söyler, freni olmayan bir araba gibidir. Söyleyeceği şeyin karşısındakini nasıl etkileyeceğini düşünmeden konuşurlar.
Aslında ne yapmaları ve ne yapmamaları gerektiğini bilirler ama uygulayamazlar.
Peki Armağan hanım; son yıllarda neredeyse her çocuğa bu tanı konulmaya başlandı. Her yaramaz çocuk hiperaktif midir?
Elbette hayır... hiperaktivite bir organik bozukluktur. Ve buna anne-babanın eğitim şekli sebep olmaz. Yaramaz çocuklarda ise sorun ebeveynlerin eğitim şeklidir.
Çocuk odaklı ailelerde çocuklara sınır konulmadığında ortaya anne-babasını kontrol etmeye çalışan çocuklar çıkıyor. Siz evde kural koymazsanız, koyduğunuz kuralı uygulatmazsanız elbette çocuk da sizi üzen hareketler yapacaktır ancak bu hiperaktivite değildir. Yukarıda yazılı olan belirtiler 7 yaşından önce de çocuğunuzda var ise hiperaktivite tanısından söz edebiliriz.
Ana kural; 7 yaşından önce çocukta görülmesidir.
Önümüzdeki hafta bu konuya devam edeceğim.

GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN