BİRKAN YÜKSEL TÜM YAZARLAR
Analar ve oğullar
26.8.2017 | Arşiv

Analar ve oğullar

Avusturya kırsalında, derin orman içinde, göl kıyısında, her şeyden uzak 'beyaz yakalı' bir ev. Estetik operasyon geçirmiş, yüzü sargılar ve ruhu sıkıntılar içinde hastaneden eve dönmüş bir anne. Ameliyatın ardından annelerinin geçirdiği değişimi, kendilerine uzak, sevgisiz hallerini, kabalığını ve en nihayet sertliğini; korkular içinde anlamaya çalışan dokuz yaşındaki ikiz kardeşler...
An itibariyle herhangi bir Michael Haneke gerilimi henüz aklınıza düşmediyse dahi, 'Ich Seh / Ölümcül Oyun'un henüz ilk dakikalarından itibaren bu ismi anımsamamanız mümkün değil. Avusturya yapımı film, ülkenin gelmiş geçmiş en önemli sinema insanına bir saygı duruşu olarak da izlenebilir zira.

ANNEM, GÜZEL ANNEM!

Yönetmenler Veronika Franz ile Severin Fiala her şeyden önce; doğal, korunaklı ve genel olarak iyicilliklerin kaynağı olarak kabul edilen yaşam bileşenlerine yaklaşımları ile ustanın izinden gidiyor. Filmdeki ev, anne, çocuklar ve içinde yaşanılan taşra; psikiyatrik çağrışımlı, hastalıklı bir beyaz ışığın altında, korku, kaygı ve şüphe fabrikasına dönüşüyor.
Annenin çocuklarıyla, çocukların anneleriyle giderek artan elektrikli mesafeleri, karşılıklı güven yitimleri, giderek derinleşen şüpheleri ve en nihayet şiddetle dolan ilişkileri son derece rahatsız edici bir hikaye kuruyor; aynı ölçüde tekinsiz ve düşman bir tabiatın varlığı ile son derece çaresiz bırakan, hiçbir koşulda güvende hissetmenin mümkün olamayacağı bir dünya tasvir ediyor film.
'Ich Seh' neredeyse Haneke'nin kendiyle özdeşleşmiş psikolojik gerilim öykülerinin çok başarılı bir örneği. Avusturya'nın aynı çeyrek yüzyıl içinde, türe bu denli çok özgün ve iyi film kazandırmış olması, bu ülke hakkında ne söylüyor doğrusu bilemiyorum ama film bittiğinde, sinemaseverin uzun süredir yaşamadığı bir 'rahat nefes alma' hissiyle dolacağını tahmin ediyorum. Ustasının kurduğu evreni kuvvetle anan, anımsatan ama bunu yaparken bağımsızlığını koruyan, kendine ait bir hikaye anlatmayı da başaran bir film 'Ich Seh' Finaldeki büyük ve başarılı 'twist', ağır aksak başlayan, sinir uçlarına konfor bozan dokunuşlarla ilerleyen, boğan, darlayan ancak bütün bunları yaparken usta işi bir kudretle izleyeni kendine bakmaya mecbur bırakan bu nitelikli gerilimi hakkınca taçlandırıyor.

NİNNİLER SÖYLE BANA!

Şefkatli bir ebeveyn ile ürkütücü ve yabancı bir hayalet arasında salınan anne rolünde Susanne Wuest gerçekten şahane. Hiçbir eksiği olmamış, çok sevilmiş refah içinde ve 'mutlu' cocukların doğal şirinliğiyle dolup taşan ancak hikaye boyunca koyulaşan karanlıklarının da aynı oranda güçlü olduğunu gördüğümüz ikizlere hayat veren; Lucas ve Elias Swarz da öyleler. Üç oyuncunun performansı, filmi etkili, gerçek ve yüksek dozda rahatsız edici kılıyor.
'Ich Seh', kusursuz gibi görünen güvenlikli yaşamların, kavramların, kurumların çürüyüp kötülemiş bir 'saklı'nın üzerini örtmek için inanılmış yalanlar olabileceğini fısıldayıp duruyor.
Türün tüm iyi örnekleri gibi ürkütücü, konfor bozucu ve cevapsız sorularla dolu; hayırlı bir nifak tohumu velhasıl.