• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hayat yılbaşı gibidir...

HAKAN URGANCI

Hayat yılbaşı gibidir...

hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01 Ocak 2012
Hayat yılbaşı gibidir. Hangi planı seçersen seç, seçmediğin, gitmediğin, yapmadığın planlarla başbaşa kalırsın hep.
Hayat, Noel baba kostümü gibidir. En iyi ihtimalle, yaşlanıp güçten düştüğünde, kıpkırmızı kostümü giydirip çoluk çocuğun, torun torbanın elinde maskara eder seni...
Hayat çam ağacı gibidir. Dışarıdan ışıl ışıl görünür ama eski çamlar hep bardak olur.
Hayat, bir kızağa benzer. Bir yere toslayıncaya kadar güle güle, neşe içinde gidersin. Sonra Allah rahatlık verir...
Hayat, kar tanelerine benzer. Her biri birbirinden eşsiz, birbirinden benzersizdir ilk başta. Sonra felek denen acımasız veledin ellerinde sıkışıp birbirine yapışarak kartopu olur. En çok eğlenen, kartopunu fırlatandır. Suratına kartopunu yiyenler de basbayağı şarlatandır.
Hayat, 31 Aralık akşamı Beyoğlu gibidir. Eline iki kutu bira ve yarım kumpir tutuşturur, arkana magandaları doluşturur. 1 Ocak gecesi ana haber bülteninde sığındığın yerden izlersin kendi taciz haberini...
Hayat, yılbaşı hindisine çevirir adamı. Dışarıdan bronz bir ten görünür, ama otopsiye gönderirsen, içinin sadece fıstıklı ciğerli pilavla doldurulmuş olduğunu farkedersin.
Hayat, yılbaşı geceleri TRT'de çıkan dansözdür. Oynaktır. İzlersin, ama para sıkıştıracak kadar yanına yaklaşamazsın.
Hayat, 'Var mısın Yok musun Yılbaşı Özel' programıdır. Hamdi bey ücretsiz izne ayrılmıştır, kimse sana 'Abi ne hissediyosun?' diye sormaz. Haybeye yarışır durursun...
Hayat, yeni yıl sofrasına benzer. Ucuza mal edersen, rezil olursun.
Hayat, yeni yılı dışarıda geçirmek gibidir. Her zaman gitiğin yerlere gider, her zaman yediğinden kötü şeyler yer, her zaman ödediğinden fazlasını ödersin.
Hayat, asgari ücretli Noel babanın karısı olmak gibi bişeydir. Hediyeleri başkası alır, babayı sen...
Kaygılarının büyüklüğü kadar ihtiyar, ümitlerinin büyüklüğü kadar gençsindir.
Ağladıkların kadar yaşlı, güldüklerin kadar gençsindir.
Hayat gülüp geçtiğin keyifli ve yalan bir şeydir, aynen bu yazı gibi...
Mutlu seneler dostlar, hooo hooo hooo!

Saksafondan at kılına Ephesus Brass

- Ben 26 Aralık'ta Ahmet Adnan Saygun'un küçük salonunda Ephesus Brass grubunun yeni yıl konserini izledim.
- Tamamına yakını İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından oluşan ve 1994 yılında kurulan grup, İZDSO Müdürü dostum Akgün Çavuş yönetiminde klasik müziği sevdirebilmek için memleketin dört bir yanına gidiyor. Kendi deyimleriyle saksafon dışında klasik müzik enstrümanı bilmeyen bir kitleden, keman yayının at kılından yapıldığını çocukların bile bildiği bir izleyici kitlesine varışımızda mutlaka kendilerinin de katkısı olmuştur.
- Solistleri Tevfik Rodos, Polet Yurteri, Renin Yükseler, Şevki Deniz, Şebnem Arfaei Zarandi, Ömür Gürlük, Cemal Tilev, Cüneyt Deniz, Volkan Kartal, Çetin Subaşı, Dündar Banaz, Türker Barmanbek, Ender Ünal, Serkan Sun, Kaan Karaburun, Ozan Kurgen ve Yiğit Gönüldaş'dan oluşan orkestraları ile gönülleri fetheden Ephesus Brass ile bir anlamda yeni yıla erken girdik. Saygun'un çoğu konserinde olduğu gibi bilet fiyatlarının komik seviyede düşük oluşu grubun popülaritesi ile birleşince küçük salonda tek koltuk dahi boş kalmadı.
- Akgün'ün sunum işinde iyi olduğunu önceki konserlerinden biliyorduk. Ancak bu kez hepimizi şaşırtan bir performans sergiledi.
- Konseri izlemeye birlikte geldiğimiz gruptan arkadaşlarım bana dönüp dönüp, 'Adam iyi yaa, ne düşünüyorsun?' diye sordular. Asli işimiz sunuculuk ya, bu işin jürisi de biz olduk. Şunu söyleyebilirim; Çok çeşitli, yerel, ulusal ve uluslararası repertuarlarından hoşlanmayacak dinleyici bulmanın zorluğu bir yana, sahnede aksayan bir şey olduğunda (örneğin kopan bir keman teli) Akgün Çavuş'tan keyif almamak düşünülemez. Zarif müdür, kendisinden beklenmeyecek bir hınzırlıkla esprileri ardı ardına ama son derece kayıtsız bir şekilde patlatıyor ve durumu kurtarıyor. (Sevgili Akgün müzik işlerini bıraksa ona stand up işinden para var, diyebilirim.)
- Eğer konserle ilgili tek bir olumsuzluk söylemek gerekirse orkestra seslerinin zaman zaman Tevfik Rodos kadar güçlü bas bir sesi bile boğduğunu bir nazar boncuğu olarak ilave edeyim. Eh, o kadar kusur kadı orkestrasında (!) da olur.

Yeni yılda cesaretim olursa bunları diyebilmek isterim

- Beni terk etmeden önce, 'Sorun sende değil, bende. Hem sen zaten benden daha iyilerini hak ediyorsun' diye söze lokal anestezi kıvamında giren eski sevgilime, 'Biliyorum hayatım. Ben zaten sevap olsun diye çıkmıştım seninle..' diyebilmek isterdim.
- 'Ne düşünüyorsun sevgilim?' diye en olmadık zamanda soran sevgilime, 'Ayrılıkçı Tamil gerilllalarını, canım...' diyerek iç geçirmek isterdim.
- Her yeni yıl mesai bitiminde kendini 'Eh! Artık seneye görüşürüüüz, ehi ehi!' esprisini yapmak zorunda hisseden iş arkadaşıma, 'Seyrek görüşelim bundan gayrı...' diyebilmek isterim.
- 'Beni seviyor musun?' diye zırt pırt soran kızarkadaşıma ' Hayır. Daha iyisini bulsam anında kapının önüne koyarım' deyip bu periyodik soruyu bitirmek isterim. (Yemez)
- Ben direksiyondayken sürekli otomobil kullanışıma müdahale edip, buna gerekçe olarak da 'Ben, askerde paşa şoförüydüm!' diyen babama, 'Bak! Ne güzel, vakitli yapmışsın askerliğini... Bugün paşa şoförü olsan maazallah ...' diyebilmek isterim.
- 'Hayatımdaki üçüncü erkeksin...' diyen kıza, ' Aaa, tesadüfe bak! Ben herkesin hayatında üçüncüyüm. Artık arkadaşlarım bile bana üçüncü Hakan demeye başladılar' demek istemem. (Demişliğim vardır zaten. İçimde kalmadı, yani...)
- Sertap Erener'in civciv sarı cip üstünde şelale ortamında cep telefonu ile konuştuğu ve 'Bu operatör dört çeker!' dediği reklam filmi için, İzmir Güzelyalı'da oturan pekçok arkadaşım adına 'Nah çeker!' diye haykırmak isterim.



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.