• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Peygamber efendimiz hep diridir

MEHMET DEMİRCİ

Peygamber efendimiz hep diridir

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Ağustos 2026

Bu gece Mevlid kandili. Hz. Peygamber'in doğumunun üzerinden 1455 yıl, vefatından ise 1394 yıl geçti. Ama o hep diridir, daima aramızdadır. Peygamber efendimizin vefatından sonra da hayatiyetini sürdürdüğü kabul edilir. Bizim en çok tekrarladığımız dua "Allahümme salli ala seyyidina Muhammed" ifadesidir. Bununla daima Hz. Peygamber'e salatü selam getiririz ve bu Kur'an'ın emridir. Şöyle bir hadis-i şerif var: Sahabe, Efendimize sorar: "Senin kemiklerin toza toprağa karıştıktan sonra bizim duamız sana nasıl arz olunacak?" Resulüllah'ın cevabı şöyledir: . "Allah, yeryüzüne peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kılmıştır" diye cevap verir. (Ahmed b. Hanbel, IV, s. 8)

TIPKI ŞEHİTLER GİBİ
Ölen ama diri kalan şehitler gibi peygamberlerin bedenleri de insanlığın bu dünyadaki ve öbür dünyadaki şahitleri olarak sıradan bedensel hayatlarından kurtulmuş olurlar. Ama onlar sanki bir şekilde canlı kalırlar. Peygamberin "Allah, yeryüzü peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kılmıştır" ve "Kim bana selam verirse, onun selamını almam için Allah mutlaka bana ruhumu iade eder. Ben de onun selamına karşılık veririm" (Ahmed b. Hanbel, II, 527) şeklindeki ifadeleri dikkat çekicidir. Bu da Hz. Peygamberin neden hayattayken olduğu gibi ziyaret edilip selamlanmaya devam edildiğini açıklar. Bu ve benzeri diğer hadisler, kabir ziyaretinin temelini oluşturur. Bu ise bütün dini geleneklerde olduğu gibi kabirde bedenle ruh arasında devam eden bağlantı meselesini gündeme getirir. Bedenin bu uhrevi boyutu, tüm insanların müşterek kaderidir zira herkes yeniden diriltilecektir.

SÜLEYMANİYE'NİN İNŞASI
Peygamber Efendimizin hayatiyetinin devam ettiğini gösteren yaşanmış birçok olay anlatılır. Halkımız arasındaki bir inanışa göre: Sultan Süleyman bir gece mana aleminde rüyasında Resul-i Ekrem Efendimiz'i görür. Efendimiz önde, kendisi arkada bir nice yol kat ettikten sonra İstanbul'un ufkunda bir tepeye varırlar ki bir ciheti Haliç'e ve Boğaziçi girişine hakimdir, diğer yönden de Marmara enginine doğru meyillenir. Peygamber Efendimiz Sultan Süleyman'a burada bir cami yapılmasını söyler. Bir dem sonra o yere, başmimar Sinan ile gelen padişah, ona "Buraya bir cami ve bir de külliye yapmamız emrolundu" diye söze başlarken Sinan araya girer ve abidenin tanzimi ile alakalı hususları bir bir anlatmaya başlar. Bu hale şaşıran padişah "Sinan, sen sanki bu işten haberdar gibi görünüyorsun" deyince, mimarbaşı tevazu ile şöyle cevap verir: "Sultanım, mana alemindeki müjdede bendeniz padişahımız efendimizin dört adım arkalarında idim." Sene 1550'dir. İnşaat yedi yıl devam eder ve 1557'de camiin açılışı yapılır. Padişah başmimarına "Bu yaptığın beytullahı dua ile açmak yine sana layıktır" diyerek camiin anahtarını verir, o da "Ya Fettah" ism-i şerifini okuyarak bu mukaddes mabedi hizmete açar. Diğer bir rivayette ise camiin anahtarını alan Sinan padişaha cevaben "Efendimiz, Karahisari kulunuz bu mabedin hatlarını yazarken iki gözünü feda etmiştir. Camiyi açmak benden çok ona layıktır" der ve anahtarı Karahisari'ye verir. Camiin açılışı hat san'atında bir abide olan Karahisari'ye nasip olmuştur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.