Kort günlükleri
Ekrem Durul yazdı...
Wimbledon gibi önemli bir turnuvada ülkemizi yine çok başarılı bir şekilde temsil eden milli tekerlekli sandalye tenisçimiz Ahmet Kaplan, İngiliz Andy Lapthorne'u eleyerek yarı finale çıkan ilk Türk oldu. Tarihimizde bir ilki gerçekleştiren Kaplan, Dünya 1 numarası Niels Vink'e yarı finalde 6-1, 6-0 kaybederek turnuvaya veda etti. 23 yaşında ve profesyonel kariyerinin henüz ikinci yılında birçok başarıya imza atan sporcumuz, çiftler kategorisinde de partneri Sam Schroder ile yarı finalde elendi. Bu yıl Avustralya Açık'ta teklerde yarı final ve çiftlerde çeyrek final oynama başarısı da gösteren temsilcimiz, dolu dizgin ilerlediği kariyerinde umarım ki ülkemize birçok şampiyonluk getirecek. Sosyal sorumluluk projeleriyle de örnek olan Kaplan, "Engellere değil hayallerine odaklansınlar" sözleriyle ve kortta yaptıklarıyla bana göre birçok insana ilham veriyor.
WİMBLEDON'IN ARDINDAN
Wimbledon, bu yıl da özellikle erkeklerde çekişmeli bir finalle sona erdi. Son 7 Grand Slam'i aralarında paylaşarak, önümüzdeki yıllarda kortları domine edecek olan iki ismin kendileri olduğunu bir kez daha gösteren Sinner ve Alcaraz, bu finalde de rekabetlerinin başka bir perdesini bize gösterdi. Daha önce Sinner'e karşı 5 maçlık bir galibiyet serisi yakalayan Alcaraz psikolojik üstünlükle bu maça çıktı. Ayrıca hiç slam finali kaybetmemişti. Ancak Sinner beş hafta önceki Roland Garros finalinde Alcaraz'ın müthiş geri dönüşüyle yenildikten sonra gördüğüm kadarıyla mental anlamda inanılmaz bir dönüşüme girmiş. İlk seti kaybetmiş olmasına rağmen, hiç düşüşe geçmedi ve hedefine ulaşana kadar dengeli ve kusursuza yakın bir maç çıkardı. Alcaraz ise setlerde geriye düştükten sonra oyunu çevirecek hamleleri yapamadı. Maç sonunda söylediği "Elimden gelen her şeyi yaptım. Sadece inanılmaz bir oyun oynayan birine karşı oynadım." sözü aslında iyi oynasa da Sinner'in ekstra makineleşen oyununa karşı çaresiz kaldığını gösteriyor. Sinner, Alcaraz'ın 20 maçlık Wimbledon ve 25 maçlık son galibiyet serisini de bitirmiş oldu. Sinner 4 Slam'e ulaşarak 5 Slam sahibi Alcaraz'a bir adım daha yaklaştı. Birkaç cümle de hala bu seviyelerde kendi sınırlarını zorlayan başka bir efsaneye gelsin. Djokovic, 38 yaşında ve kırmış olduğu birçok rekoru hala geliştirirken, bu rekorları 25. Grand slam ile taçlandırmayı çok istiyordu. Ancak bunu yapabilmesi için, her turnuvada fırtına gibi esen ve karşısına dikilen iki genç ismi geçmesi lazım ve zorlandığını artık yüksek sesle dile getirmeye başladı. Sırp tenisçinin; "Bu yıl, fiziksel olarak benim için gerçek bir mücadele oldu. Bu yıl her Slam'de yarı finallere ulaşıyorum ama Sinner veya Alcaraz ile oynamam gerekiyor. Bu adamlar formda, genç ve güçlü" sözleri bu işin bir bayrak yarışı olduğunu bize anlatıyor.
SWİATEK GERİ DÖNDÜ
Roland Garros'taki 4 şampiyonlukla "Toprağın Kraliçesi" unvanını alan Polonyalı tenisçi Iga Swiatek, son yıllarda yaşadığı doping soruşturması ve sakatlığının etkisiyle birçok turnuvadan hayal kırıklığıyla ayrılmıştı. Kariyerinin yokuş aşağı gitmemesi için artık bir tepki vermesi gerekiyordu ve bunu aslında pek de başarılı olamadığı çim kortta yaparak herkesin dikkatini çekti. Dünya 1 numarası Aryna Sabalenka'yı yarı finalde çok iyi bir oyunla saf dışı bırakan Amanda Anisimova ile Wimbledon Kadınlar finalinde karşılaşan Swiatek, rakibini yalnızca 57 dakikada 6-0, 6-0 yenerek hem kariyerinin ilk Wimbledon zaferini elde etti hem de turnuva tarihine geçti.

