40 yılı aşkın tecrübesiyle Türkiye'nin ve Avrupa'nın lider yangın güvenliği teknolojileri markası olan AYG markasının sahibi ve A Yangın Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Ekmekçioğlu, Yeni Asır'a ziyarette bulundu. 1983 yılından beri sektörün içinde olan ve teknolojiye dayalı yatırımlarla markayı zirveye taşıyan Ekmekçioğlu, Yeni Asır Genel Yayın Yönetmeni Ercan Demir ve birim müdürleriyle yaptığı görüşmede, hem şirketin ihracat alanındaki hedeflerinden hem de en yeni ve iddialı ürünleri olan bioversal söndürücülerin sektördeki konumundan söz etti.

BÜTÜN YAPILARA HİZMET
Yangına dair her türlü ekipman ve sistemi İzmir'in Torbalı ilçesi Ayrancılar mevkiindeki 30 bin metrekarelik fabrikalarında ürettiklerini söyleyen Ekmekçioğlu, "Ülkemizdeki bütün bakanlıklar, orman işletmeleri, belediye itfaiye teşkilatları, endüstriyel tesisler, oteller ve bütün yapılara hizmet veriyoruz. Uluslararası fuarlara katılıyor, bilgi birikimi ve teknolojik açıdan onlarla rekabet edebilecek noktada bulunuyoruz. Ayrıca 25 ülkeye de ihracat yapıyoruz. Hedefimiz Türkiye'nin bir 'yangın markası' olması için yerli ve milli gücümüzle çalışmak" dedi.
Rafet Bey, A Yangın bünyesinde neler üretiliyor ve hangi hizmetler sunuluyor?
Uluslararası standartlara uygun itfaiye araçları, A-fire yangına hızlı müdahale aracı, yangın söndürme tankerleri, yangın söndürme cihazları (kuru kimyevi tozlu, köpüklü ve bioversal), yangın kapıları, şaft kapakları, yangın hidrantları, yangın dolapları ve hortumları ,yangın köpükleri üretiyoruz.
Ayrıca davlumbaz söndürme sistemleri, elektrik panoları söndürme sistemleri ile sulu, köpüklü ve gazlı yangın söndürme sistemleri,. Bunların yanı sıra yangın algılama ve söndürme sistemlerini projelendirilmesi ve uygulamasını yapıyoruz.. Ayrıca teknik servis departmanımız tarafından yangın sistemlerinin servis ve bakım hizmetlerini de gerçekleştiriyoruz.
Bioversal yangın söndürücünüzün son durumu nedir? Yurt dışından, özellikle Körfez bölgesinden talep olduğunu biliyoruz.
Bioversal müthiş bir yangın söndürme ürünü. Elektrikli araç ve batarya yangınlarının söndürülmesinde çok etkili , En büyük avantajı çevre dostu olması ekosisteme zarar vermiyor ve atık bırakmıyor. Şu an Körfez ülkelerinden büyük talep alıyoruz. Pahalı bir ürün olduğu için iç piyasada bazen zorlanıyoruz. Toplam maliyete ve sağladığı kazanıma baktığınızda aslında çok daha ekonomik. Yerli üretim için çalışmalarımız var, bu teknolojiyi tamamen kendi kaynaklarımızla millileştirmek için aksiyon alıyoruz.
Savunma sanayii alanında da çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Hava ve Deniz Kuvvetleri ile yürüttüğünüz projelerde durum nedir?
Savunma sanayiinde teknolojik olarak her ürünü üretebilecek güçteyiz. Uçak hangarlarındaki yangınlar için özel cihazlar talep edilmişti. Bu doğrultuda araştırmalar yaptık. Prototip geliştirdik ve büyük beğeni topladı. Zırhlı araçlarda, gemilerde ve denizaltılarda kullanılan yangın söndürme sistemlerinin millileştirilmesi için çalışmalar yapmaktayız. Savunma sanayiinde henüz yolun başındayız ancak önümüzdeki 5-10 yıl içinde Türkiye'nin bu alanda dünyada çok farklı bir noktaya ulaşacağına inanıyoruz.
Yangın güvenliği gibi hassas bir sektörde "kalite" sizin için ne ifade ediyor? Piyasadaki rekabet koşulları sizi nasıl etkiliyor?
Bunun için doğru önlemler almalıyız. Yangın sektörü hata kabul etmez; bir yanlış bütün doğruları götürür. Doğrudan insan hayatına dokunuyoruz. Bizim en büyük sorunumuz piyasadaki kalitesiz standart dışı ürünler. Yangın ailesi olarak resmi kurumlarımızın, basının ve kamuoyunun desteğiyle bilinçli bir tüketici kitlesi oluşturmak. için çalışıyoruz. Tüketici ne kadar donanımlı ve bilinçli olursa, bizim işimiz o kadar kıymetli olur.

Rafet Bey, Türkiye'de son dönemde artan Deniz araçlarındaki ve endüstriyel tesislerdeki yangınları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörün içinden biri olarak temel sorunu nerede görüyorsunuz?
Tedbir alınmadığı için her yıl 500 işletmemizi yangında kaybediyoruz. Her hafta maddi-manevi anlamda büyük bir yangın haberi alıyoruz. Temel sorunumuz 'kaderci' algımız. 'Bakarız, hallederiz' mantığıyla hareket ediyoruz. Mevcut olan yangın yönetmeliğinin ve standartlarınının tam olarak uygulanıp, düzenli olarak denetlenmemesi. Bakın daha yeni Bodrum'da, Çeşme'de milyon dolarlık tekneler yandı. İnsanlar milyon dolarlar verip tekne alıyor ama makine dairesinde çıkabilecek basit bir yangını söndürecek sistemi kurmaya gelince konuyu ciddiye almıyor, erteliyor. Sadece tekneler değil, binalar ve endüstriyel tesisler de yangınlarla karşılaşıyoruz. 30 savaş gemisinin yangın söndürme sistemini kurduk. Bugün dünyada geçerli olan hangi teknoloji varsa, Türkiye'mizde de o bulunmaktadır. Deniz araçlarında oluşacak yangınları algılayıp anında söndürecek otomatik yangın söndürme sistem çözümlerimiz var. Bunlar bütün deniz araçlarında uygulanabilir.

TEKNİK ALTYAPI ÖNEMLİ
Rafet Bey, yangın güvenliği sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteriyorsunuz. Bugün geldiğimiz noktada modern binaların yangın güvenliği konusundaki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugün modern ve harika binalar yapıyoruz ama bazen o binaların içindeki güvenlik anlayışı ciddi sorunlar barındırıyor. Türkiye'de sistemin teknik altyapısını oluşturan yönetmeliklerimiz var. 2002 yılında Binaların yangından korunması yönetmeliği yayınlandı, ardından tüm şehirler bu yönetmeliğe tabi oldu. Ancak asıl sorun, denetim yapacak kadroların yetersizliği nedeniyle denetimlerin düzenli olarak gerçekleştirilememesi. Türkiye maalesef yangın, deprem ve diğer doğal afetler açısından riskli bir ülke. Gelinen süreç ve yaşadıklarımız, Türkiye'de Yangın ve Doğal Afetler Bakanlığı'nın kurulmasını zorunlu kılmıştır. Tüm itfaiye teşkilatları, arama kurtarma birimleri, sivil savunma teşkilatları ve AFAD'ın tek çatı altında, bir bakanlık bünyesinde faaliyet göstermesi gerekmektedir. Böylece her türlü senaryoya karşı koordineli, hızlı ve etkili müdahale imkanı sağlanacaktır.
Türkiye'de yeni yangın yönetmelikleri ve denetimler hakkında ne düşünüyorsunuz?Oteller ve işletmeler bu yeni kurallara hazır mı?
Yönetmelikler güzel ama bu hizmeti verecek ve denetleyecek altyapı eksik. Bir anda binlerce oteli, işletmeyi denetleyebilecek nitelikli ekipman ve teşkilat yok. Birçok 5 yıldızlı otele gidiyoruz; yangın dolabı var ama içinde pompası çalışmıyor. Denetim sadece belge üzerinden yürüyor.
Bu denetim zafiyetinin çözümü için nasıl bir model öneriyorsunuz?
Çözüm, denetimin özelleştirilmesinden geçiyor. Eskiden araç muayenelerini Karayolları yapardı, kuyruklar bitmezdi ve denetim sağlıklı değildi.
Şimdi özel şirketler (TÜVTÜRK gibi) bu işi yapıyor ve sistem daha verimli işliyor. Binaların denetimini yapan firmalar gibi yangın denetim firmaları da kurulmalı. Devlet yetki vermeli. İtfaiyeler denetimi yapacak firmaları denetlemeli. On binlerce işletmeyi her yıl denetlemek mevcut kamu personeliyle çok zor. Denetçinin kapatma yetkisi olmasa bile, eksikleri raporlama ve yaptırım uygulama gücü profesyonel bir zemine oturmalıdır.
Mesleki eğitim ve nitelikli personel konusunda da oldukça dertlisiniz. Sizce çözüm nerede?
Ortaöğretimde öğrenciler yeteneklerine göre yönlendirilmelidir. Lisede mesleki ve teknik eğitim alarak, ardından iki yıllık meslek yüksekokullarını tamamlayıp branşlarında uzmanlaşarak çalışma hayatına atılmaları sağlanmalıdır. 25 yaşında üniversiteyi bitiren bir genç, mezun olduktan sonra ne iş yapacağını düşünmek zorunda kalıyor. Oysa 25 yaşındaki bir bireyin artık hayatını kurmuş ve mesleğinde uzmanlaşmış olması gerek. Meslek liseleri üretimle iç içe olmalıdır. Öğrenci haftada bir gün okula gitmeli, dört gün ise fabrikada çalışmalıdır. Devlet sigortasını karşılamalı, işveren maaşını vermelidir; o zaman o genç üç yıl sonra yetişmiş bir birey olur. Şu an reel sektörde kullanılan yüksek teknolojili robotlar, maalesef endüstri meslek liselerinde bulunmamaktadır. Çocuklarımızın yüksek teknolojiyle çalışabilmesi için, reel sektördeki ileri teknoloji makinelerle eğitim almalarını sağlamalıyız.
'KADINLAR DAHA BAŞARILI'
Kadınların sanayi üretimindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin fabrikanızda kadın çalışanlara yaklaşımınız nasıl?
Biz özellikle beyaz yaka ve mavi yakalı kadrolarda kadın çalışanları tercih ediyoruz. Kadınlar iş odaklı, çok dikkatli ve duyarlılar. İş takipleri erkeklere göre çok daha başarılı.Bugün bir kadın çalışanımız pres başında ve CNC tornada çalışabilir. 'Kadın bu işi yapamaz' algısı artık eskidi.
Bizim kadın çalışanlarımız mesleklerini severek yapıyor. Devletin de kadın istihdamı konusunda ciddi teşvikleri var. Sanayiciler olarak bizlerin de bu ön yargıları kırıp kadınlara üretimde daha fazla yer açmaya çalışıyoruz
Çin pazarını yakından incelediniz. Türk sanayisi ile Çin sanayisi arasındaki teknolojik fark nedir?
Çin, 20 yıl önce Avrupa'dan teknoloji transferi yapıyordu; bugün ise dünyada robotik teknolojiyi en yoğun kullanan ülkelerden biri haline geldi. Endüstri 5.0 'da biz oldukça geç kaldık. Çin'de endüstriyel tesisleri ziyaret ettiğimizde, içeride neredeyse hiç insan olmadığını, üretimin büyük ölçüde robotlar tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Gelişmiş ülkeler, bu maliyetlerle rekabet edemeyince fabrikalarını Çin'e taşıdı. Geçmişte gelişmiş ülkelerin fason üretim merkezi olan Çin, bugün kendi markasını oluşturmuş durumda. Türkiye'deki firmaların büyük bir kısmı yüksek teknolojili dönüşümü gerçekleştiremezse, uzun vadede ciddi sorunlarla karşılaşacaktır. Ayrıca Çin'de devlet teşvikleri de oldukça güçlü. Hammadde alımların dadevlet destek sağlanmakta; sanayicinin bir yıllık hammadde ihtiyacı devlet tarafından toplu şekilde satın alınarak daha uygun fiyatlarla üreticisine sunulabilmektedir. Ve çok düşük faizle finans sağlayarak hızlı büyümeyi kolaylaştırmaktadır.
Son olarak, Türkiye'deki iş dünyasına ve yeni nesle mesajınız nedir?
Bir iş yapılıyorsa en iyisi yapılmalı. Yeni nesil, özellikle kızlarımız çok daha donanımlı geliyor. Onlara inanmalı ve önlerini açmalıyız. Eğer işimizi doğru yapar, kaliteye yatırım yaparsak, Türkiye'nin sanayide hak ettiği yere kısa sürede mutlaka geleceğine inanıyorum.