5 Mayıs tarihi yaklaşırken hepimizi ilkbaharın müjdecisi 'Hıdrellez' heyecanı sardı. Evet, aradan koskoca 1 yıl daha geçti. Takvimler bize tekrar Hıdrellez'in geldiğini hatırlattı. Doğa uyandı, etrafımız adeta yeşilin bin bir tonu ve renk renk çiçeklerle bezendi. Bolluk ve bereketin sembolü kabul edilen Hıdrellez için emininiz tüm hazırlıklar tamamlandı. Neşeyle üzerinden atlamak için ateşler yakıldı, dilekler tutulup gül ağacına asıldı... Eller, sonsuz bolluk ve bereket için dualar eşliğinde semaya kaldırıldı. Bu yıl, 5 Mayıs salı akşamı başlayacak Hıdrellez 6 Mayıs Çarşamba günü son bulacak. İnanışa göre, Hızır peygamber karaların ve havanın, İlyas peygamber ise suların hakimidir. İkisi bir araya geldiğinde, doğada var olan her şey güçlenecek insanlar bolluk ve bereket içinde yaşayacak. Türk toplumunda 'Hıdrellez' kavramını Yeni Asır okuyucuları için derledik.

HIDRELLEZ COŞKUSU
"Hızır" ve "İlyas" kelimelerinin halk arasındaki telaffuzundan aldığı bilinen Hıdırellez, Türk dünyasında aslında kış mevsiminin bitip, sıcak yaz günlerinin başladığını müjdeliyor. Doğanın uyanıp canlanmasının habercisi olarak görülen Hıdrellezde, Hızır ve İlyas peygamberin her türlü dileği yerine getireceği inanışı toplumda yaygın olarak kabul görüyor. Yaygın inanışa göre iyi insanları ödüllendirip, kötüleri cezalandıran, zorlukları yenmede yardımcı olup, bolluğa kavuşturan Hızır peygamberin, İlyas peygamberle buluştuğu 5 Mayıs tarihi, her yıl bir bayram olarak şenlik havasında yüzlerce yıldır coşkuyla kutlanıyor. Hızır ve İlyas peygamberlerin yılda bir kez genellikle 5 Mayıs'ta su kaynakları ile kırlarda buluştuğuna inanılır. Bu yüzden kutlamalar halk arasında genellikle yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, türbe ya da yatırların yanında yapılır. Bu gibi yerler sırf bu nedenle "Hıdırlık" olarak anılıyor. Hızır ve İlyas'ın kavuştuklarında Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulduğuna inanılıyor.
HIZIR PEYGAMBER YARDIMI
Tasavvuf felsefesinde, Hızır peygamber bir veli olarak kabul edilir. Onun ak saçlı, nur yüzlü, sakallı yaşlı bir adam veya dilenci, fakir kılığında göründüğüne inanılıyor. Başı sıkışan, zor durumdaki insanlara yardım edip, iyileri ödüllendirdiğine, kötüleri ise cezalandırdığına inanılıyor. Hızır peygamber aynı zamanda bolluk ve bereketin simgesi olarak kabul ediliyor. Hızır'ın, "hayat suyu" içtiği için sonsuza kadar yaşayacağı da inanışı halk arasında oldukça yaygın şekilde yer alıyor. İlyas'ın da peygamber olduğu konusunda ise genel kabul bulunuyor. Ancak genelde tüm ritüeller aslında İlyas peygamberden daha çok Hızır peygamber etrafında şekillenmiştir. Hızrı peygambere dair halk arasında birçok söylence vardır. Bunlardan en çok bilinenleri ise 'Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez', 'Hızır gibi yetişti', 'Hızır mısın mübarek?' gibi deyimlerdir.
ATEŞ ÜZERİNDEN ATLAMA
Türklerde, Orta Asya gelenekleri hakimdir. Bunlardan en yaygın inanış, nazardan ve hastalıktan korunmak için ateş yakarak üzerinden atlamaktır. Günümüzde meydanlarda toplanan kalabalıklar şarkılar eşliğinde ateş üzerinden atlayıp dans etmektedir. Bu davranış şekli artık eğlence haline dönüşüp adeta Hıdırellez'le özdeşleşmiştir. Genelde insanların günahlardan arınmak için de bu uygulamaya başvurulduğu ifade ediliyor.
GÜL AĞACINA DİLEK ASMA
Hıdrellez coşkusu 5 Mayıs akşam ezan vakti başlar. Heyecan ve umutla gül dallarına paralar asılır. Veya gül ağacının dibine açık cüzdan bırakılır. Böylelikle bolluk ve berekete ulaşmak, varlıklı kişiler olmak düşlenir. Asılan paralar ya da cüzdanlar 6 Mayıs sabah erkenden yerlerinden alınır. Bazı yörelerde karınca yuvasından toprak alınır. Katlanan kağıtlara ev ya da araba resimleri çizilir. Hıdrellez 6 Mayıs akşamı gün kararınca sona erer.

