Türk Rock grubu Manga'nın, şarkısında dediği gibi 'Bir kadın çizeceksin' ama öyle bir kadın ki resmi Türk devletinin metal parasının üzerine basılsın hem de yıllar yıllar önce. Düşünün bir kez anlatacağımız olayın dünya medeniyetler tarihinde başka bir örneği yok. 70'li yıllarda basılan metal 50 kuruşların üzerindeki o gizemli kadın resminden bahsediyoruz. Peki kim bu otantik başlığıyla ön plana çıkan gizemli kadın? Şahsen ben, nefis bir görsele sahip o güzel parayı yaşım itibarı ile çok net hatırlıyorum. Etnolog, araştırmacı, yazar ve koleksiyoncu Sabiha Tansuğ ne yazık ki yaklaşık üç yıl önce aramızdan ayrıldı. Tansuğ, arkasında inanılmaz bir hikaye bıraktı... İşte, Türkiye Cumhuriyeti Darphanesi tarafından 1971 yılında metal 50 kuruşun üzerine basılan 'Türk Gelin Başlıklı' kadının öyküsü...
HAYATI TAMAMEN DEĞİŞTİ
Sabiha Tansuğ, 1933 yılında, Yunanistan'ın Gümülcine kentinde dünyaya geldi. 1941'te ailesiyle beraber Gümülcine'den Türkiye'ye göç etti. Çocukluğu ise Ege'de geçti. Hayatı Milas'ta okul müsameresinde değişti. Onu, 'başlıkların efendisi' yapan olay okulunun 1.sınıf müsameresinde taktığı "Eğribaş" adlı gelin başlığı ile gerçekleşti. Tansuğ hanım, gerçek bir 'Eğribaş'a ancak yıllar sonra sahip olabildi. Milas'ta, o 'Eğribaş'ı bulmak için ev ev dolaştı. Yıllar içinde Anadolu'nun dört bir yanını dolaşan başlıkların efendisi, otantik Türk halk kıyafetlerini ve özellikle de başlıkları topladı. Adeta, başlıkların peşinde geçen ömründe birbirinden değerli parçalar biriktirdi. 88 yıllık ömrüne başarılarla dolu bir hayat sığdıran bu Anadolu kadını bu gün İzmir'in Bademler köyünde huzur içinde uyuyor.
PİYER LOTİ KAHVESİ AÇTI
Son derece marifetliydi Sabiha hanım, Göztepe Kız Sanat Enstitüsü'nde eğitim gördü. Daha o yıllarda yıllarda şapkalar yapıp satar, Anadolu'nun yöresel kıyafetlerinden esinlenerek kuklalara elbiseler dikerdi. 1953'te İstanbul'da ressam Nuri İyem'den resim dersleri aldı. Anadolu ve halk kültürüne büyük hayranlık duyuyordu.1963'te bir Avrupa gezisinde gördüğü kostüm müzelerinden etkilendi. Bunlardan, 'Anadolu'da niye olmasın?' diye içinden geçirdi. Türkiye'ye döndüğünde 1964'te İstanbul Piyer Loti tepesinde Türk kültürü ile bezenmiş Piyer Loti Kahvesi'ni açtı. Mekanı kısa sürede tanınır hale geldi. Dönemin sanatçı, yazar, gazeteci gibi önde gelen isimleri kahveye akın etmeye başladı. Mutlu günleri aldığı tehditler sonrası sona erdi. İstemeye istemeye mekanını kapattı.
İNANILMAZ TESADÜF
Sabiha hanın boş durmadı kendine yeni bir yol çizdi. Ege'de araştırma gezilerine çıktı. Bir ara gazetecilik yaparken sonradan eşi olan meslektaşı Haluk Tansuğ ile beraber Türkiye'yi dolaşırken arabaları Milas'ta bozuldu. Tamircinin arabayı tamir etmesini köy kahvesinde beklerken Sabiha hanım burada ilkokul müsamerelerinde başına taktığı 'Eğribaş'ı tesadüfen gördü. Tereddüt etmeden hiç kullanılmayan başlığı satın aldı. Adeta dünyalar onun olmuştu. Ardından yine Anadolu'nun pek çok yerine seyahat edip farklı tarzdaki başlıkları toplamaya başladı. Bu uğraşı tam 30 yıl boyunca devam etti.
RESMİ DEMİR PARAYA BASILDI
Artık sergi açma zaman gelip çattığını düşündü. 1968'te Galatasaray Lisesi'nin yanındaki binada "Anadolu Kadın Başlıkları" adlı ilk sergisini büyük bir sevinçle açtı. Ne olduysa işte o sergide oldu. Şans, Sabiha hanımın kapısını çalmak yerine adeta kırıp içeri girdi. Dönemin Darphane Müdürü sergideki başlıklardan biriyle Sabiha Hanım'ın fotoğrafını çekip madeni paraya basmak istediğini belirtti. Aman Tanrım ne diyeceğini şaşırmıştı sanki heyecandan dili tutuldu. Teklifi sevinçle kabul etti. Tansuğ'un portresi 1970'lerde Ankara gelin başlığıyla demir 50 kuruşlara basıldı. Bu olay tüm dünyada yankılandı.
HER ZAMAN HALKTAN BİRİYDİ
Tansuğ hanım ne kraliçe ne de soylu biriydi. Halktan sade bir vatandaştı. Üstelik kadındı. Onun resminin bir metal paraya basılması dünya medeniyet tarihinde bir ilkti. Bunu dünyada ilk kez Türkiye Cumhuriyeti gerçekleştirmişti. Bununla da kalmadı, Tansuğ hanımın resmi altın paraların üzerini süslemeye başlamıştı. Duygularını ise "Aslında paranın üzerine ben değil, bir tarih geçti. Ankara'nın gelin başlığı taa Hitit'e kadar dayanan bir motifi üzerinde taşıyan gelin başlığı benim üzerimde paranın üstüne kondu" şeklinde dile getirdi.
DÜNYA TANIDI
SABİHA hanım bununla yetinmedi. 2 bin 700 parçadan oluşan kadın başlıkları koleksiyonuyla dünyaya açılmaya karar verdi. Önce 1970'te Japonya'daki Expo'da ardından 1971'de de Paris'te sergi açtı. 1970'te EXPO'ya toplam 74 ülke katılmıştı. 17 Anadolu gelini ve değişik tarihleri yansıtan 22 kadın başlığı sergisi EXPO'nun en ilginç konusu seçildi. Serginin kapanışında özel şeref davetiyesi ile İmparator tarafından onurlandırıldı. Tüm dünya kamuoyu Sabiha Tansuğ'u tanımıştı. Sergiler peş peşe gelmeye başladı. 1975'te Belçika ve Rotterdam, 1976'da Strassburg, 1980'de Roma Üniversitesi ve 1985'te Köln sergisi büyük ses getirdi.
HIRSIZLAR DARBE VURDU
TARİHLER, 1974'ü gösterirken Sabiha hanım o güne dek topladığı başlıkları sergileyebileceği bir müze kurmayı tasarlayıp, yetkili mercilere başvurmaya karar verdi. Ancak bu çabaları zamanın devlet adamları tarafından hoş karşılanmadı. Doğal olarak büyük bir hayal hayal kırıklığına uğradı. 1980'li yıllara dek Anadolu başlıklarını toplamaya devam etti. Bu dönemde, Türkmen Giyimi (1985) ve Türklerde Çiçek Sevgisi ve Sümbülnâme (1988) adlı iki kitap yazdı. 2007'de ise onun için tam bir felaket sayılabilecek olay yaşadı. Paha biçilemeyecek koleksiyonun kıymetli 430 parçası çalındı. Onun için bu olay tam bir yıkım oldu.
İSTANBUL'DA MÜZE AÇTI
YILMADI, 2010 yılında İstanbul, Kültür Başkenti seçilince Sabiha hanım, topladığı başlıkları sergileyebileceği bir müze açmaya karar verdi. Hemen bir ev kiralayıp restore etti. O evi müzeye dönüştürdü. Bir röportajında "Bu güne kadar birçok ödül aldım, folklorda da çok ödül aldım ama en büyük ödül, 50 kuruşun üstüne geçmemdir. Benim için ondan daha büyük ödül olamaz! Çünkü bugüne kadar dünya tarihinde madeni paraya halktan bir sanatçı ve kadın geçmemiştir" dedi. 88 yıllık ömrünü Türk kültürünün dünyaya tanıtılmasına adayan bu Türk kadınını Yeni Asır olarak saygıyla anıyoruz...

