Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim müfredatında geniş kapsamlı bir terminoloji değişikliğine gitti. Yeni düzenlemeyle birlikte "Haçlı Seferleri"nden "Ege Denizi"ne kadar pek çok kritik tanım, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" vizyonu doğrultusunda yeniden adlandırıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yeni müfredatta "Haçlı Seferleri" ifadesinin "Haçlı Saldırıları", "Coğrafi Keşifler" kavramının ise "Sömürgeciliğin Başlangıcı" olarak değiştirildiğini açıkladı.

SEFER GİTTİ SALDIRI GELDİ
Yapılan düzenlemede en dikkat çeken değişikliklerden biri tarih kitaplarında yaşandı. Orta Çağ tarihinin dönüm noktalarından biri olan ve literatürde "Haçlı Seferleri" olarak bilinen askeri harekatlar, yeni müfredatta "Haçlı Saldırıları" olarak yer alacak. Bu değişiklikle, söz konusu askeri hareketliliğin "sefer" gibi nötr bir ifadeden ziyade, Anadolu ve İslam dünyasına yönelik bir "saldırı" niteliği taşıdığına vurgu yapılıyor.

Batı merkezli tarih anlayışının sembollerinden biri olan "Coğrafi Keşifler" terimi de tarihe karışıyor. Bakanlık, bu dönemin sadece yeni yerlerin keşfedilmesi değil, aynı zamanda küresel sömürge sisteminin inşası olduğunu belirterek terimi "Sömürgeciliğin Başlangıcı" olarak güncelledi. Bu hamleyle, keşiflerin insani ve ekonomik bedellerine dikkat çekilmesi amaçlanıyor.

JEOPOLİTİK HAMLELER
Sadece tarih değil, coğrafi tanımlarda da önemli güncellemeler yapıldı. Türkiye'nin deniz yetki alanları ve Mavi Vatan stratejisiyle uyumlu olarak, ders kitaplarında "Ege Denizi" yerine Osmanlı döneminde de zaman zaman kullanılan ve tarihi kökeni "Adalar Denizi" olan ifadenin kullanımına öncelik verileceği öğrenildi. Uzun süredir kullanılan "Orta Asya" tabiri yerine de, bölgenin tarihi ve kültürel kimliğini ön plana çıkaran "Türkistan" tanımının kullanılacağı açıklandı.

MİLLİ KİMLİK GÜÇLENECEK
Geçen gün İstanbul'daki Büyük Çamlıca Camii yerleşkesinde bulunan 1071 Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinliğinde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bu kavramların ilk bakışta küçük değişiklikler gibi görünebileceğini ancak millet olma bilinci üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Edinilen bilgiye göre; bu değişiklikler öğrencilerin olaylara "kendi kültürel kodlarıyla" bakabilmesini sağlamak amacıyla yapıldığı, yeni terimlerin önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren basılacak olan tüm ders kitaplarında ve dijital içeriklerde yer almasının beklendiği kaydedildi.

TARİHÇİLER DE ÖNERMİŞTİ
Sabah Gazetesi köşe yazarı ve tanınmış tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve onunla aynı çizgideki Türk tarihçilerin de yıllardır yazılarında dile getirdiği "Tarihi ve coğrafyayı Batı'nın veya sömürgecilerin kavramlarıyla değil, kendi milli hafızamız ve kültürel kodlarımızla okumalıyız" fikrinin devlet politikası ve müfredat haline gelmiş halini gösterirken, bu dönüşüm, akademik olarak Prof. Dr. Afyoncu'nun yıllardır savunduğu dil ve terminoloji devrimini de destekliyor.
ORTA ASYA DEĞİŞİYOR
Ünlü tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, daha önce Sabah Gazetesi'ndeki bir köşe yazısında Batılı devletlerin deniz aşırı faaliyetlerini bir "keşif ve medeniyet götürme" faaliyeti olarak görmediğini, Portekiz, İspanya ve İngiltere gibi güçlerin girdikleri coğrafyaları insafsızca sömürgeleştirdiğini, buralardaki yerel halkları köleleştirdiğini ve kaynakları yağmaladığını açıkça belirtmişti. Prof. Dr. Afyoncu ayrıca bir başka tezinde ise, "Orta Asya" kavramının Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği döneminde, bölgenin Türk kimliğini unutturmak ve coğrafyayı sıradanlaştırmak amacıyla üretilen coğrafi bir perdeleme olduğunu, tarihsel olarak Hazar'ın doğusundan Çin Seddi'ne kadar olan bu kadim coğrafyanın adının özbeöz Türkistan (Türklerin Ülkesi) olduğunu ifade etmişti.