Konuk yazar Selahattin Gezer yazdı...
Temmuz'da gitmek; faniliğe ait ne varsa öldürerek gitmek... Temmuz'da korkaklığı, dünya lezzetlerini öldürüp, Allah'ın rızasını kazanarak, dipdiri gitmek... Temmuz'da biricik hayatı cesarete teslim ederek, gözünde cennet sevdası olmadan, cihat kulluğunda kanat çırparak gitmek... Birileri ise şerefsizce, zalim olarak, bir hainin kuklaları olarak, sümüklü birine tüm değerleri teslim edip, insaniyet yönünden ölerek, yarım asırlık takıyye ile yuvarlanarak gittiler! Temmuz'u Temmuz eden cesaret ve şecaatle gidenlerdir. Temmuz'da gittiler; dünyanın süfli frekansından çıkarak, Nuranî âlemlerin frekansına gittiler... Arkada çeyiz sandıklarını, gelinlikleri, damatlıkları, evlatları, anaları - babaları, can kardeşleri bırakarak gittiler... Gençliği, çocukluğu, makamı, ilk maaşı, zam gören maaşı, emekliliği, dünyalık fırsatları, arabayı, evi, yazlığı ve dünya namına ne varsa ellerinin tersi ile iterek, Yüce Yaratıcı Allah'ın cemelini görmek için, bütün âlemlerin en Sevgilisi'ne (sav) kavuşmak için kollarını açarak gittiler, kalanları imrendirerek gittiler... Sıcak sımsıcak bir Temmuz akşamında ve gecesinde terleri ve kanları ile gittiler; Uhud Şehitleri, Çanakkale şehitleri, Malazgirt, Sarıkamış şehitleri ve tüm şehitler ile kucaklaşmak için onlarla ebedi arkadaşlıklar kurmak için gittiler... Onlar giderken, arkada FETÖ hainlerini, kontrollü bekleyenleri daha dünyada iken nefretin ve cehennemin irin dolu derelerine gömerek, haysiyet fukarası bırakarak gittiler...
CANLARINI FEDA ETTİLER
Gittiler; her yaştan, her baştan, kadınıyla - erkeği ile vatan için, ezan için, hiçbir millete nasip olmayan bayrak için, cömertçe, düğüne gider gibi, ziyafete gider gibi, günlerce susuz kalmış gibi güle oynaya kanlarını, canlarını feda ederek gittiler... Gittiler; bir gecede, birden fokurdayan aşkların en büyüğü ile Allah için, Kur'an için gittiler... 253 şehit devleşerek giderken, arkada riyakârlığı ile sahtekârlığı ile korkaklığı ile küçülmüş, vatan sevgisini, gerçek imanı hiç tatmamış, cüce yaratıkları şişelerin başında, kadehlerin dibinde, haysiyetsiz eğlencelerde bırakarak gittiler... Evet, milyonlar vatan için sokaklara dökülürken, birileri çirkin zaferi bekledi, hayatı bekledi, küçülmeyi, verilecek makamları, nefsin arzularını tatmin etmeyi, ölesiye iğrenç olmayı bekledi... O hainler beklerken, kıllarını oynatmazken, vatanın gerçek evlatları şahadete susamışçasına; tankların üzerine, namlıların önüne ve üniformalı teröristlerin 50 yıllık nefretlerine hedef olmaya; demokrasiyi kurtarmak için, sınırda bekleyen haçlıları içeri sokmamak için koştular, uçtular ve aralarında büyük ikramiyeyi tutturan 253 kahramana imrenerek nöbet tuttular...

TEBESSÜM GÖNDERDİLER
Temmuz'da dirilen milyonları temsilen 253 diri; iki yüz elli üç şehit... Evet, bizim frekansımızdan çıkıp, yedi kat âlemin frekansına, yüksek alkışlı meleklerin, çılgınca hayranlık duyan Ervâh âlemi - frekansına gittiler; bize daima tebessümlerini göndererek... Binlerce gazilerin alınlarını öperek gittiler; daracık ve ihanet dolu dünyayı arkada bırakarak, yıldızların toz zerresi hükmünde kaldığı Nuranî âlemlere gittiler... Gittiler; korkakları, hainleri, içinde vatan sevgisi olmayan yürekleri asaletleri ile ezerek gittiler... Gittiler marketlere uğramadan, bankamatikler önünde küçülmeden Saraçhane'de, evlerinde, su buldukları her yerde abdestlerini alarak, namluların ucundan, tankların paletleri altından, en ahlaksız hainin kalleş kurşunlarına hedef olarak gittiler... Alçakları hainlikleri ile yüzüstü bırakarak, Hz. Hamza'nın, Hz. Ömer'in, Hz. Ali'nin, 70 bin melaikenin tören yaptığı şehit Hz. Saad bin Muaz gibi tüm yıldız insanların kollarına; Melekût Âlemin merasimli büyük karşılamasına gittiler... (Devam edecek)

