Beslenme ve Diyet Uzmanı Mehlika Öktem diyor ki...
Bir çocuğun en büyük derdi arkadaşlarıyla oyun oynamak, okulda başarılı olmak ya da hafta sonu nereye gideceğini düşünmek olmalı. Ancak bazı çocuklar, henüz hayatlarının başındayken çok daha büyük bir mücadeleyle karşı karşıya kalıyor. Lösemi de bu mücadelelerden biri...Her yıl 2-8 Kasım tarihleri arasında kutlanan Lösemili Çocuklar Haftası, tam da bu nedenle büyük önem taşıyor. Bu hafta yalnızca bir hastalığı hatırlamak için değil; lösemili çocukların ve ailelerinin yaşadıklarını anlamak, doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve toplum olarak onların yanında olduğumuzu göstermek için önemli bir fırsat.

NE KADAR YAYGIN
Lösemi, çocukluk çağında görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Sağlık Bakanlığı kaynaklarında ülkemizde her yıl yaklaşık 4.700 çocuğa kanser tanısı konulduğu ve çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 30'unu lösemilerin oluşturduğu belirtiliyor. Yani çocukluk çağında karşılaşılan her üç kanser vakasından yaklaşık biri lösemi. Lösemi, kemik iliğinde başlayan ve sağlıklı kan hücrelerinin üretimini etkileyen bir kanser türüdür. Kemik iliğinde anormal hücreler kontrolsüz şekilde çoğalarak normal kan hücrelerinin görevini yapmasını engeller.
BESLENMENİN ÖNEMİ
Bir beslenme uzmanı olarak özellikle üzerinde durmak istediğim konu bu. Kanser ve beslenme söz konusu olduğunda toplumda pek çok yanlış bilgiyle karşılaşıyoruz. Tedavi sürecinde çocuğun yeterli enerji ve protein almasını sağlamak, büyüme ve gelişmesini desteklemek, kas kaybını önlemeye yardımcı olmak ve beslenme yetersizliğinin önüne geçmek açısından oldukça değerlidir. Lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları, hastalıklı hücrelerle mücadele ederken hızlı çoğalan sağlıklı hücreleri de etkileyebilir. Özellikle sindirim sistemini etkileyen yan etkiler nedeniyle çocukların beslenme düzeni bu süreçte önemli ölçüde değişebilir. Bulantı, kusma, iştahsızlık, ağız yaraları, tat değişiklikleri, ishal veya kabızlık bu dönemde karşılaşılabilen sorunlardan bazılarıdır.
Peki, yemek yemek bile zorlaşmışken çocuğun yeterli beslenmesini nasıl sağlayabiliriz?
Öncelikle büyük porsiyonlarda yemek yedirmeye çalışmak yerine küçük ve sık öğünler tercih edilebilir. Bulantı yaşayan çocuklarda ağır kokulu, yağlı ve baharatlı yemekler rahatsızlığı artırabileceğinden daha hafif ve tolere edilebilir seçeneklere yönelmek faydalı olabilir. Ağız yaraları oluştuğunda ise asitli, çok sıcak, sert ve tahriş edici besinler yerine yumuşak kıvamlı, ılık veya serin yiyecekler tercih edilebilir. Bir diğer önemli konu protein ve enerji alımıdır. Çocuğun yeterli beslenemediği dönemlerde yumurta, yoğurt, peynir, iyi pişirilmiş et ve tavuk gibi besinlerden yararlanılabilir. Ancak kemoterapi sürecinde her çocuğun yaşadığı yan etkiler ve beslenme ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle beslenme planı çocuğun tedavisine, kan değerlerine, büyüme gelişme durumuna ve toleransına göre düzenlenmelidir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da çocuğun yeterince yemek yiyemediği günlerde ailesinin kendisini suçlamaması gerektiğidir. Bazen tedavinin etkisiyle birkaç lokma yemek bile zorlaşabilir. Böyle dönemlerde amaç çocuğu yemek yemeye zorlamak değil, ihtiyaçlarını karşılayabileceği en uygun beslenme yolunu bulmaktır.

HASTANEDE BİTMİYOR
Lösemi tedavisi uzun ve zaman zaman yorucu bir süreç olabilir. Bu süreçte yalnızca çocuğun değil, ailesinin de desteğe ihtiyacı vardır. Hastane ziyaretleri, tedaviye bağlı yan etkiler, okuldan uzak kalmak ve günlük hayatın değişmesi hem çocukları hem de ebeveynleri zorlayabilir. Bu nedenle psikolojik destek, eğitim hayatının devamlılığı ve sosyal yaşama katılım da tedavinin önemli parçalarıdır. Çocuğun yaşına uygun oyunlar oynaması, arkadaşlarıyla iletişim kurması ve kendisini güvende hissetmesi iyileşme sürecindeki yaşam kalitesine katkı sağlar. Bazen bir hastalıkla mücadele eden çocuklara destek olmak için büyük şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Oysa doğru bilgiyi paylaşmak, önyargıları ortadan kaldırmak, ailelere anlayış göstermek ve toplumsal dayanışmaya katılmak da oldukça kıymetli. 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası'nda turuncu rengin bir farkındalık sembolü olarak öne çıkması da bu dayanışmanın bir parçası. Turuncu giyinmek, bir farkındalık etkinliğine katılmak veya lösemi hakkında doğru bilgileri paylaşmak, konunun daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı olabilir. 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası'nda tüm çocuklara sağlıkla büyüyebilecekleri, umutla dolu bir gelecek diliyoruz.