Madem Türkiye'de hali hazırdaki kutuplaşma AK Parti'ye karşı Cemaat, olarak şekillendi...
Madem CHP, MHP gibi partiler artık tartışma antolojimizde bile yer almıyor... Hatta CHP ancak Cemaat'in çekim alanında var olabiliyor....
Önümüzdeki seçimde sandık başına gidecek herkes bu iki çatışan aktörden birine oy verecek demektir.
Cemaat seçime girmiyor olabilir.
Ancak siyasi manzara, AK Parti'ye verilmemiş her oyun Cemaat'in hanesine yazılacağını gösteriyor.
O vakit, Türkiye'nin laiklerinin de önünde yeni bir imtihan doğuyor demektir:
Ya 'bir dinsel Cemaat'in devleti ele geçirmesine engel olmaya çalışan ve bu kimliğiyle aslında laikliği kurumsallaştıran AK Parti'ye oy verecekler... Ya da kullanmadıkları veya irapta yeri olmayan partilere verecekleri her oyun, Cemaat karşısındaki laik direnişi zayıflatmasına neden olacaklar... Kendi kendilerine gol atacaklar.
Söylediklerim şaşırtıcı ve hatta kimileri için sinir bozucu olabilir...
Ama örneğin Kahire'de İhvan-ı Müslimin'e yaptığı konuşmada 'laiklik' tavsiye eden Erdoğan'ın Türkiye ve dünyadaki laikleştirici etkisini artık bütün Atatürkçüler, laikler, çağdaşlar görmek zorunda.
Siyaset ilk bakışta görülebilen çatışma dinamikleri ile çalışmıyor her zaman...
Ve bazen, ilk başta hiç tahmin etmediğiniz bir partiye oy vermek, kendi siyasi tercihleriniz açısından en doğrusu olabiliyor.
Ben, İzmir'in entelektüel birikiminin bu sofistike muhasebeyi yapabileceğine inanıyorum.
Dünya vatandaşı da kim?
Son zamanlarda dikatimi çekiyor, özellikle iyi eğitimli gençler, 'dünya vatandaşı' olduklarını söylüyorlar.
Ben de onlara, 'vizen var mı' diye soruyorum...
'Yok abi, ne vizesi, bizde pasaport bile yok' diye cevap veriyorlar.
Son yirmi yılda böyle tuhaf bir kuşak yetiştirildi işte. Değerler sıralamasında milli öncelikleri en aşağılara itilmiş, bırakın vizeyi, pasaportu bile olmayan, sözde 'dünya vatandaşları' dolaşıyor ortalıkta.
Ben 'dünya vatandaşıyım' diye Amerika'ya gitseler, 'hadi len oradan' diye kapıdan çevirilecek; Fransa'ya gitseler, 'magriben' sınıfına alınacak 'dünya vatandaşları...'
Gençlerin zihinleri böyle kurgulanırken ayakta uyuduk galiba.
Başbuğ mu demokrat, Cemaat mi?
Biliyor muydunuz, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un askerlerinden olan Anayasa Mahkemesi üyesi, AK Parti'nin kapatılması davasında, 'Bu dosyadaki kanıtlar internetten toplanma uydurma kanıtlar,' diyerek 'hayır' oyu vermişti.
Şimdi Cemaat'in gazetesinin yazarlarından biri, 'AK Parti'ye kapatma davası açılsın ve kapatılsın' diyor.
Eğer, İlker Başbuğ ekolü AK Parti'nin 'kapatılmaması' taraftarı ise, 'AK Parti'yi açık tutma iradelerinden biri hapiste' diyebilir miyiz?
