ABD-İran geriliminde son durum: 15 günlük geri sayım (16 Mart) başladı. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile nükleer bir anlaşmaya varılıp varılamayacağının "muhtemelen 10- 15 gün içinde" netleşeceğini duyurdu. Bu açıklama, Orta Doğu'daki ABD askeri yığınağının ikinci bir uçak gemisi grubunun bölgeye intikaliyle yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Washington'da Barış Kurulu'nun açılış toplantısında konuşan Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını vurguladı ve Tahran'ın "bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam etmesi halinde kötü şeylerin olacağı" uyarısında bulundu. Geçtiğimiz salı günü Cenevre'de yapılan görüşmelerin ardından ABD, İran'ın nükleer zenginleştirme programından tamamen vazgeçmesi talebine yanıt bekliyor. İran Dışişleri Bakanı Arakçı, Cenevre'de ABD ile yaptığı görüşmeden sonra, "ABD ile temel ilkeler üzerinde anlaşmaya vardık. Bundan sonra izleyeceğimiz yol ve muhtemel bir anlaşmanın metnine gireceğimiz bir dizi ilke üzerinde genel bir anlaşmaya vardık.
İki tarafın olası bir anlaşmanın metinleri üzerinde çalışması, 15 gün içinde metinleri karşılıklı olarak paylaşması ve üçüncü tur görüşmeler için başka bir tarih belirlemesi konusunda mutabık kalındı" diye konuşmuştu.
İKİNCİ UÇAK GEMİSİ
Dünyanın en büyük uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford da Cebelitarık Boğazı'na girmek üzere. Doğu Akdeniz-Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Umman önlerine kadar mart ayının ilk haftasında Umman Denizi'nde olacak. Trump'ın ve İran'ın 15 günden bahsetmeleri, anlaşma olmazsa, ABD saldırısının 15 Mart'tan itibaren her an olması ihtimalini kuvvetlendirdi. Ramazan Bayramı 22 Mart'ta biteceğinden, o günden sonrası çok tehlikeli günlere gebe. Askeri uzmanlar, iki uçak gemisi grubunun birleşmesiyle ABD'nin bölgede haziran ayındaki "12 Gün Savaşı"ndan daha yoğun bir hava harekatı senaryosuna göre hareket ettiğini belirtiyorlar. Muhtemel bir askeri operasyonun hedefleri arasında, geçen yılki savaşta vurulmayan Natanz yakınlarındaki Pickaxe Dağı kompleksi ve Parchin'deki Taleghan 2 tesislerinin yer alabileceği ifade ediliyor. Küresel sermaye Yahudi patronlara ait Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD'nin İran'a olası saldırılarını önce daha sınırlı kapsamda başlatacağını ve Tahran yönetimi nükleer programı konusunda anlaşmaya varana kadar saldırıların şiddetini kademeli olarak artıracağını iddia etti. İsimleri açıklanmayan kaynaklar, Tahran'ın bu ilk saldırının ardından Washington'ın taleplerini yerine getirmemesi halinde operasyonun kapsamının aşamalı olarak genişletileceğini belirtti. Katil-soykırımcı Netanyahu'nun, 2026 yılı ekim ayında yapılacak seçimleri öne alarak koltuğunu kurtarmak için ABD Başkanı Trump üzerinde baskılarını artırdığı gözleniyor. Katil Netanyahu'nun özellikle İran'ın en büyük askeri tehdidi olarak görülen balistik füze programına odaklanılması için Washington'a baskı yaptığı ABD basınında yer alıyor. İran'ın misilleme ihtimaline karşı ABD, bölgedeki hava savunma sistemlerini takviye ediyor. İran ve Rusya gemileri, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde önceden belirlenmiş alanda tatbikat yaptılar. Bu tatbikata, Çin savaş gemilerinin geleceği söylenmişti ama Çin'in tatbikata katılmaması manidar bulundu. ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı altında Hint Okyanusu'nun stratejik adası Diego Garcia'daki askeri üssü İran'a yönelik olası saldırılarda kullanabileceklerini belirtmesiyle Hint Okyanusu'ndaki üs yeniden gündeme gelmişti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan uçaklarının İran'a saldırmak için İngiliz üslerini kullanmasına izin verilmesi yönündeki talebine olumsuz dönüş yaptı ve bunun uluslararası hukukun ihlali olacağını söyledi.
TRUMP ATEŞ PÜSKÜRDÜ
Washington ile yapılan ve uzun süredir yürürlükte olan anlaşmaların şartlarına göre, bu üsler üçüncü ülkelere yönelik askeri operasyonlarda ancak hükümetle önceden mutabakata varılması halinde kullanılabiliyor. ABD Başkanı Trump, "Eğer İran nükleer programı konusunda bir anlaşma yapmamaya karar verirse, son derece istikrarsız ve tehlikeli bir rejim tarafından gerçekleştirilebilecek potansiyel bir saldırıyı ortadan kaldırmak için ABD'nin Diego Garcia'yı ve Fairford'daki Hava Üssü'nü kullanması gerekli olabilir" demişti. Bir ay önce, İngiltere'nin ABD üssünün de bulunduğu Diego Garcia Adası'nı Morityus'a devretme kararı Trump'ı çileden çıkarmıştı. ABD lideri, bu kararı "aptallık", "zayıflık" olarak nitelendirmişti. İngiltere'ye ateş püsküren Trump, İngiltere'nin, Chagos Takımadaları ile ABD ortak askeri üssünün bulunduğu bu takımadaların en büyüğü Diego Garcia Adası'nı Morityus'a devredecek olması konusunda çok sert konuşmuştu. Diego Garcia'nın önemli bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yaptığını belirten Trump, "Sözde 'harika' NATO müttefikimiz İngiltere, hiçbir gerekçe yokken, ABD için hayati öneme sahip Diego Garcia Adası'nı Morityus'a vermeyi planlıyor." ifadelerini kullanmıştı. Trump, bu adımın Çin ve Rusya tarafından izlendiğini ileri sürerek, "İngiltere'nin son derece önemli bir toprağı elden çıkarması büyük bir aptallıktır ve Grönland'ın neden edinilmesi gerektiğine dair ulusal güvenlik gerekçelerinin uzun bir zincirine eklenen bir başka halkadır." demişti. Hint Okyanusu'ndaki ada ülkelerinden Morityus Cumhuriyeti, 1598'de Hollanda, 1715'te Fransa sömürgesi oldu. Morityus, 1814'teki Paris Anlaşması ile İngiltere'nin hakimiyetine girdi. Yaklaşık 150 yıl bu adaları sömüren İngiltere, 1968'de Morityus'a bağımsızlığını vermeden 3 yıl önce Chagos Takımadaları'nı ülkeden ayırarak elinde tuttu.
SONUÇ
Batı karşıtlığı üzerine inşa edilen Rusya- Çin ittifakı, İsrailİran krizinde test edildi ve sınıfta kaldı. Haziran 2025'te İsrail'in İran'a saldırısı başladığında gözler Rusya ve Çin'in vereceği tepkiye dönmüştü. Ancak savaş boyunca hem Rusya hem de Çin pasif kalarak çatışmanın bitmesi yönünde çağrı yaptı. Ukrayna işgali nedeniyle zaten dış dünyadan izole edilen Rusya, bir de İran'ı kaybederse altından kalkamayacağı bir yalnızlığa itilmekten çekindi. Putin'in bu yüzden çatışmayı tırmandırmadan bir an önce bitirip rejimi koruma refleksi göstermek istemiş olabileceği değerlendirildi. İsrail'in saldırısı başladığında Çin çatışmaların bitmesi yönünde açıklamalar yaptı ve İsrail'i suçlasa da İran'a askeri veya politik destek vermekten de kaçındı. Çin'in Ortadoğu'da bir arabulucu olarak kendisini konumlama çabası uzun zamandır biliniyor. Ancak görüldü ki Çin'in bölgede bir şeyleri engelleme ve karşı koyma gücü oldukça sınırlı. Stratejistlere göre Çin, 2035 yılına hazırlanıyor. O yıllara kadar ABD'ye sert karşılık vermekten kaçınacağı belirtiliyor.
