ABD/İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş 20 günü geride bırakırken, çok kritik bir eşiğe gelindi. Arap-Acem savaşı riski belirirken Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bir taraftan Hürmüz Boğazı'nın açılışı, diğer taraftan acil ateşkes için yoğun diplomasisini sürdürüyor. Çok kritik bir süreçte Bakan Hakan Fidan Körfez turuna başladı. Suudi Arabistan'da İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları Zirvesi'ne katıldı. Bu zirve başlarken, İran'ın savaşın başından bu yana Suudi Arabistan'a yönelik en şiddetli füze saldırılarını yapması ve ardından Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri enerji tesislerine füzeler göndermesi sabırları taşırdı, büyük tehlikeyi tetikledi. Riyad'daki kritik zirve sonrası 6 maddelik çok sert bir açıklama yapıldı. "Saldırılar derhal dursun" denildi ve vururuz uyarısı yapıldı. Toplantı sonrasında yapılan ortak açıklama metninde öne çıkanlar şu şekilde:
"Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı'na, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı, petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır."
KRİTİK UYARILAR
"Bakanlar, İran'a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin; tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin; devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir." "Bakanlar, İran'ın tüm saldırıların derhal durdurulmasını, komşu devletlere yönelik her türlü provokatif eylem veya tehdidin koşulsuz biçimde sona erdirilmesini ve İran'ın kendi hedeflerine hizmet etmek üzere ve Arap ülkelerinin çıkarlarına aykırı olarak gerçekleştirdiği, bu ülkelerdeki bağlantılı milisleri destekleme, finanse etme ve silahlandırma faaliyetlerini durdurmasını öngören Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı'nı uygulama yükümlülüğünün gerekliliğine vurgu yapmışlardır. İran'ın, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz trafiğini kapatmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir tedbir veya tehdide başvurmaktan ve Bab el-Mendeb'de deniz güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınması gerektiğini ifade etmişlerdir." "Bakanlar, ayrıca İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır." Toplantıdan bir gün önce ABD Başkanı Trump; Hürmüz Boğazı'nı açacak operasyon için Çin, Fransa, Japonya ve Güney Kore'nin bölgeye savaş gemileri göndermesini umduğunu söylemiş, NATO'yu da yardıma gelmeye çağırmıştı. NATO ülkeleri başta İngiltere ve Almanya olmak üzere, Avrupa ve Asya ülkelerinden umduğunu bulamadı, destek alamadı. En çok İran saldırısına hedef olan Körfez ülkesi BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) Trump'a destek verdi. BAE'den sonra askeri gücü bulunan Suudi Arabistan'da yapılan zirveden sonra İran'a verilen ültimatom, çok kritik aşamaya gelindiğini gösterdi. Özellikle Suudi Arabistan'ın İran'a karşı savunma hakkını kullanması, nihayetinde Hürmüz askeri harekatına katılma kararı vermesinin önünü açmış bulunuyor. İran savaşı en tehlikeli senaryosu olan Arap- Acem savaşı riski gündeme girebilir. Trump'ın Hürmüz'ü açmak üzere yaptığı plan da sızdı. Trump'ın koalisyonuna dahil olacak ülkeler; savaş gemileri, insansız hava araçları (İHA) ve askeri operasyona katkı sağlayacak unsurlar gönderecek. Basra Körfezi'ndeki durumun devam etmesi durumunda Trump, İran'ın petrol terminallerinden Hark Adası'nı ele geçirme seçeneğini değerlendiriyor. İran'a karadan askeri müdahale etmesi de söz konusu...
ERDOĞAN ETKİSİ
Hürmüz Boğazı'nın kapanması dünya enerji krizini tetikledi. Hürmüz Boğazı'nın açılması yolunda bir ümit ışığı belirdi; Hürmüz Boğazı için "Erdoğan Karadeniz tahıl modeli" gündeme girdi. Türkiye'nin Hürmüz'ün açılması yolundaki diplomasi çalışmaları Avrupa'yı çok heyecanlandırdı. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kallas, sevkiyatların durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'nda Karadeniz tahıl koridoru girişimi gibi bir uygulamanın değerlendirildiğini söyledi. Kallas, BM genel sekreteri Guterres ile konuştu. Ukrayna'daki savaş patlak verdiği yıl uygulamaya sokulan Başkan Erdoğan'ın mekik diplomasisi ile Karadeniz tahıl koridoru girişimi benzeri bir projenin Hürmüz Boğazı'nda hayata geçirilip geçirilmeyeceği değerlendirildi. Cumhurbaşkanımız Erdoğan; Rusya Devlet Başkanı Putin ve Ukrayna lideri Zelenski ile yoğun görüşmeler yaparak Karadeniz tahıl koridorunun açılmasını sağlamış, Birleşmiş Milletler genel sekreteri Guterres'i de devreye sokarak İstanbul'da bir anlaşma imzalanmıştı. Anlaşmaya göre Türkiye'nin aracılık etmesiyle, Ukrayna'dan ve Rusya'dan hayati gıda ve gübre ihracatının yeniden başlaması sağlanmıştı. Anlaşmaya göre Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler müşterek koordinasyon merkezi (MKM) kurulmuş; Ukrayna'dan kalkan ticari gemilere Rusya müdahale etmemiş, gemiler İstanbul Boğazı'ndan geçebilmişti. Koridor, MKM tarafından 7/24 izlenmişti. Hürmüz'den tankerlerin güvenli geçişinde Başkan Erdoğan-Türkiye başarılı olursa neler olabilir: İran ve Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Irak) kazanacak. Dünya enerji krizi önlenecek. Özellikle Avrupa, Çin, Japonya ve Kore'nin Hürmüz'den gelen petrole ve gaza ihtiyacı bulunuyor. Bu girişim Trump'ın elini rahatlatacağından ABD'nin İran'ın Hark Adası ve Hürmüz'e saldırısına gerek kalmayacak. Hürmüz'de 'Erdoğan Karadeniz tahıl projesi', ateşkese giden kapıları açacak. Sonuç: Gözler; Başkan Erdoğan'ın mekik diplomasisi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Körfez ülkeleriyle yapacağı, 'Karadeniz tahıl koridoru modeli' görüşmesine çevrildi. Askeri stratejistlere göre Karadeniz tahıl koridoru modeli ile Hürmüz açılırsa; İran, Körfez ülkeleri, ABD, Çin, Avrupa ve Asya ülkeleri kazanacak. Özellikle de Trump'ın Hürmüz'ü açmak için yapacağı İran'a asker çıkarma riskinin kalkacağı değerlendiriliyor.
