• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
NATO’nun 2035 stratejisi Ankara’da çizilecek

BÜLENT ERANDAÇ

NATO’nun 2035 stratejisi Ankara’da çizilecek

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Haziran 2026

7-8 Temmuz'da küresel diplomasinin kalbi Ankara'da atacak. NATO zirvesine 13 gün kaldı.İttifakın gelecek 10 yılının stratejilerinin belirleneceği ve güvenlik vizyonunun şekilleneceği NATO Zirvesi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan- Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek. NATO Ankara zirvesi, "tarihinin en önemli zirvesi" olarak tanımlanıyor. Çünkü,Yeni Dünya Düzeni inşa edilirken, NATO'nun geleceğinin yol haritası Ankara'da çizilecek. Donald Trump'ın Avrupa politikalarındaki "soğukluk" ve transatlantik ilişkilerdeki gerilim; taraflar arasında süregelen stratejik bir kopuşu ve güvensizliğinin devam etmesi de, NATO Ankara zirvesinin çok önemli olmasına yol açıyor. Bu süreçte, ABD Başkanı Trump'ın, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'la yakın ilişkileri nedeniyle Ankara Zirvesine katılması NATO'nun geleceği için bir ŞANS olarak değerlendiriliyor.
Avrupalı müttefiklerin ABD karşısında zayıf kalıp kalmadığına dair kıta içinde ciddi endişe ve sorgulamalar sürerken, Başkan Erdoğan'ın küresel tecrübesi ile ortayolu bulacağı dile getiriliyor.

GÜNDEM YOĞUN
NATO'nun önemli üyelerinden İngiltere'nin Başbakanı Starmer'in istifası sürpriz oldu. Starmern yeni başbakan seçilinceye kadar görevine devam edeceği için Ankara'ya gelecek. 20. yüzyıl dünyası sona erdi. 2015-2035 sürecinde, 21. yüzyıl yeni dünya düzeni şekilleniyor. 21. yüzyıl yeni dünya düzeninin tartışmasız kilit ülkesi Türkiye, kilit lideri Başkan Recep Tayyip Erdoğan. Yeni Dünya düzeni Amerika, Rusya ve Çin olarak çok kutuplu biçimde inşa oluyor. Bu üç küresel ülke ile Başkan Erdoğan-Türkiye'nin yakın ilişkileri bulunuyor. NATO Ankara zirvesinde önemli dosyalar ele alınacak. ABD ile Avrupa'nın arasındaki soğukluğun giderilmesi, Rusya-Ukrayna savaşı, Güney Kafkasya'da, Ortadoğu'da yeni güvenlik mimarisi, ABD ile İran'ın anlaşma masasında olmaları, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki yeni güvenlik mimarisinin şekillenmesi, Türk Devletler Birliğinin giderek kazandığı ağırlık, Orta Asya'ya uzanan stratejik hatlar gibi başlıklar öne çıkıyor. Bunları bir başlık altında toplarsak, ÇİN'in kuşatılmasında, NATO'nun yeni pozisyonunun şekillenmesi öne çıkıyor. Dikkatli gözle bakanlar, Türkiye'nin, NATO'nun aynı anda üç farklı jeopolitik havzasına erişebilen tek büyük müttefik olduğunu fark eder. Türkiye'nin diplomatik ve şaha kalkan savunma sanayisi de Ankara'nın ağırlığını gözler önüne seriyor. Dünya, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en kırılgan ve en belirsiz güvenlik ortamını üretiyor. Son olarak ABD-İran savaşından alınacak dersler çok. Özellikle Hürmüz Boğazının kapatılması, yeni dünya düzeninin KÜRESEL SU YOLLARI VE BOĞAZLAR meselesini öne çıkardı. Dünyanın ekonomik akışında, boğazlara yönelik tehditlere karşı, NATO Ankara'da detaylı tartışma ve analizlerin gündeme taşınacağı ifade ediliyor. Malakka boğazı, Babülmendep boğazı ve Kızıldeniz'deki tehditlerin ele alınmasını gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın ilmek ilmek ördüğü ZENGEZUR KORİDORU yeni askeri gerçekleri gösterdi.
Bu konunun ÇİN ile bire bir bağlantısı var. Burada Başkan Erdoğan-Türkiye'nin KİLİT pozisyonunda olduğu bir gerçek. Artık temel amaç, olası krizlere birkaç gün içinde cevap verebilecek bir askeri hazırlık seviyesine ulaşmak. Ankara'daki görüşmelerde bu hazırlıkların yeni aşamaları masaya yatırılacak. Avrupa'nın GÜVENLİĞİ nasıl sağlanacak. Almanya silahlanıyor. NATO içinde savunma sanayiinin stratejik dayanıklılığı tartışılıyor.
Türkiye son 15 yılda Savunma Sanayinde büyük ataklar yaptı. Avrupa'nın gözü Türkiye'de.
ÇİN de takip ediyor. Son yapılan EFES-26 VE DENİZKURDU nefesleri kesti. Ankara NATO içinde, güvenlik üreten ve teknoloji geliştiren bir aktör olarak öne çıkıyor. Karadeniz güvenliği, Türkiye için Montrö Sözleşmesi'nin sağladığı dengelerle yönetilen ve ticaret hatlarının korunmasını hedefleyen hayati bir stratejik öncelik. Bölgesel istikrar ve deniz trafiğinin güvenliği, Türkiye'nin hem sınır güvenliğini hem de ekonomik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi sayesinde boğazlardaki geçişleri kontrol altında tutarak Karadeniz'in çatışma alanı olmasını engeller ve bölge dışı askeri güçlerin yığılmasını sınırlandırır. Türkiye, çatışmaların Karadeniz'e taşınmaması konusunda taraflara uyarılarda bulunmaktadır.
Türkiye, Karadeniz'e kıyısı olan devletlerin kendi aralarındaki diyalog ve işbirliklerinin önemine büyük önem veriyor. Türkiye; Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü savunurken, Rusya ile de güvenlik, ticaret ve enerji alanlarında pragmatik bir ilişki sürdürerek bölgesel tansiyonu düşürmeye çalışması dikkatleri çekiyor.
NATO'nun şemsiyesi altında ABD'nin askeri katkısı Avrupa için hayati faktör olmaya devam ederken, Avrupa Birliği kendi stratejik özerkliğini artırmaya yönelik arayışını sürdürmesi NATO Ankara zirvesinin önemli başlıklarından birisidir. Avrupa'nın yaşadığı zorluklar, Uluslararası kuruluşların garantörlüğüne dayanan güvenlik mimarisinde Türkiye gibi çevik ve oyun kurucu aktörlerin rolünü daha kritik hale getiriyor.

SİSTEM KIRILGAN
Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO merkezli olarak inşa edilen Avrupa güvenlik mimarisi, son yıllarda çok boyutlu krizlerle sınandı. Avrupa ülkeleri arasında güvenlik önceliklerinin farklılaşması, savunma bütçelerindeki yetersizlikler ve konvansiyonel mühimmat tedarik zincirlerinde görülen açıklar, sistemin en kritik kırılganlıklarını oluşturuyor.
Nitekim Suriye, Afrika ve Asya kaynaklı göç dalgalarının negatif etkisi altında bir de yanı başında Rusya gibi bir küresel gücün Avrupa istikametine doğru yönelen Ukrayna özelindeki savaşçı tutumu endişe halini artırdı.
Rusya'nın yüksek yoğunluklu harp konsepti, Avrupa'nın özellikle topçu mühimmatı, hava savunma füzeleri ve insansız sistemler alanında büyük açıklarını görünür kıldı. Bu durum, tedarik zinciri güvenliği ve ortak üretim konsorsiyumlarının kurulmasını acil ve öncelikli bir gündem haline getirdi. NATO şemsiyesi altında ABD'nin askeri katkısı Avrupa için vazgeçilmez olmaya başladı.
Avrupa Birliği stratejik özerklik vizyonu doğrultusunda Avrupa Savunma Fonu (EDF), PESCO ve Ortak Mühimmat Tedarik Programı (EDIRPA) gibi mekanizmaları devreye aldı. Ancak bu girişimler henüz sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir askeri kapasite yaratma noktasına ulaşamadı. GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ, NATO ANKARA ZİRVESİ GERÇEKTEN TARİHİN EN KRİTİK TOPLANTISINA SAHNE OLACAK.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.