Burcu Ilgın

Kadının zaafı ‘özür’

İrem Derici dobralığın sınırlarını zorlayan, hatta biraz ağzı bozuk bir isim. Bu tarz, onun kendi tercihi onu seven böyle seviyor.
Cem Belevi ise 'ekranlarda' efendi görünen bir isim. Tabii ki bu yüzden iç yüzünü sadece onu yakından tanıyanlar bilir. Ancak bugünlerde çok tatsız bir ayrılık yaşıyorlar. İrem Derici yine kendi tarzıyla öfke kusarken Belevi ise tüm sahtekarlığı ile o kadar hakarete rağmen beyefendiyi oynuyor. Biz de hangisi haklı acaba diye yakından takip edip türlü çeşit yorumlar yapıyoruz.
Ancak benim en çok takıldığım konu.
Başlıkta da belirttiğim gibi ne kadar zeki olursa olsun, ne kadar sert görünürse görünsün biz kadınların özür karşısında kayıtsız kalamayışımız. Kızgınlığımızın, haklılığımızın derecesine bakmaksızın özür dilendiği zaman yelkenleri suya indiriveriyoruz.
İrem Derici gibi sert mizaçlı bir kadın bile küs kalınan 96 güne karşılık gelen 96 gülü görmezden gelememişti.

AFFETME KODU
Hata yapanı affetmeye kodlanmış gibiyiz.
Hele aldatma konusunda... Çünkü hep "Erkektir yapar, aldatmayan erkek yok, erkeğin elinin kiri" cümleleri bilinç altımızda çınlar durur. Aslında erkekler bizi aldatmaz, biz kendimizi aldatırız çoğu zaman. Nasıl mı?
"Yaptı ama benden vazgeçemedi" "Onunla eğlendi ama en çok beni seviyor" "Bak döndü dolaştı bensiz yapamadı" cümleleriyle...
Hep sevilmeye, hep biricik olduğumuz duymaya ihtiyaç duyuyoruz çünkü...
Eğer bunun tersi bir durumla karşılaşırsak da hemen başlıyoruz kendimizi aldatmaya...
Gerçeklerle yüzleşip canımız acısın istemiyoruz. Ama erteledikçe bize batan iğne, hızla çuvaldıza dönüşüp çok daha fazla acıtıyor canımızı.

DÜZELTME ARZUSU
Aslında ileride sorun çıkaracak pürüzleri ilk biz görüyoruz ama kabul etmekten de kaçıyoruz. Düzelteceğimizi düşünüyoruz.
Hatta ilk başlarda düzeltmeye çalışmaktan da keyif alıyoruz. Düzeltemeyeceğimizi anladığımızda da yorgun, mutsuz bir enkaza dönüşmüş gibi hissediyoruz kendimizi. İşte bu noktadan sonra kadınlığın ortak bilinçaltından çıkıp kendi tepkilerimizi vermeye başlıyoruz.
Kimimiz ortamı sessizce terk ediyor, kimimiz bağırıp çağırarak öfke kusuyor, kimi canının acıdığı kadar can acıtmak istiyor.
Ama tepkimiz ne olursa olsun sonuçta hep canımız acıyor.
Peki ne yapacağız? Sevmekten, aşık olmaktan, inanmaktan vaz mı geçeceğiz?
Hayır. İyisiyle kötüsüyle yaşanan her şeyi tecrübe olarak alıp kabul edeceğiz. Sular durulunca başka sularda yelken açacağız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.