• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
Hazine’nin kararı faizleri etkiler mi? CAHİT SÖNMEZ Hazine’nin kararı faizleri etkiler mi? cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 20.07.2018, 00:00

Hazine hafta ortasında kamu açığı finansmanı politikası ile ilgili bir değişikliğe gitti. Karar sonrası ihtiyacı olan miktarın üzerinde borçlanma yapmayacak. Ne kadar itfası varsa o kadarlık iç veya dış borçlanma gerçekleştirecek.
Bir yerde borç çevirme oranını yüzde 100'ün üzerine çıkarmayacak.
Aldığı bu karar tabii ki piyasaları, özellikle de faizleri etkileyecek.
Öncelikle Hazine'nin kararının detaylarına bakalım, ardından piyasalara özellikle de faizlere olası etkisine değinelim.
Hazine bir yıllık "borç servisi" programı hazırlıyor ve kamuoyu ile paylaşıyor.
Yani yıl içinde hangi tarihlerde hangi miktarlarda içeriden ve dışarıdan borçlanacağını şeffaf bir şekilde belirliyor. Bu yıl toplam 163,8 milyar lira borç servisi gerçekleştirmeyi öngördü Hazine. Bunun 97,2 milyar lirasını anapara için, 66,7 milyar lirasını da faiz ödemeleri için yapacak.
TL ve yabancı para kompozisyonuna göre dağılım şöyle; toplamın 122,4 milyar lirası iç borç, kalan 41,4 milyar lirası ise dış borç kanalıyla temin edilecek.
Bu tutar daha önceki kamu açıklarının finansmanı için gerekiyor. Önceki yıllarda ihraç edilmiş olan tahvillerin yıllar itibarıyla kupon ödemeleri oluyor nihayetinde de vade bitiminde anaparası ödeniyor.
Diğer yıllardan gelen faiz ve anapara yükümlülüğünün yanı sıra mevcut yıla ait bütçe açığının da kapatılması amacıyla Hazine açığının finansmanını sağlaması gerekiyor.

UZUN VADE VE SABİT FAİZ

Hazine etkin finansman politikasında vade uzunluğuna önem verdiği gibi uygulayacağı faizi de dikkate alıyor. Koşullar elverdiğince uzun vadeli ve sabit faiz oranından tahvil ihracını tercih ediyor. Vade uzadıkça tahvilin itfası ileri yıllara kalacağından kısa vadede borçlanma yükü azalmış oluyor. Aksi takdirde, yani vade kısaldıkça Hazine "borç çevirme sorunu" yaşayabiliyor, bu durumda kuşkusuz faizler baskı altına giriyor. Türkiye ekonomisinin yaşamak zorunda kaldığı 1994 ve 2001 krizlerinin temelinde işte bu faktör vardı. Yakın zamanda Yunanistan, İspanya ve İrlanda da borç çevirme sorunu yüzünden zor günler geçirmişlerdi.
Kamu açığı finansmanında vade uzunluğu kadar Hazine'nin tahvil alıcılarına taahhüt ettiği getiri de hayati önem taşıyor.
Sabit faiz ile borçlandığında finansman maliyetini sabitlemiş, faiz değişim riskini piyasaya bırakmış oluyor. Eğer değişken faizden borçlanırsa, TÜFE'ye endeksli gibi, riski tamamen Hazine üstleniyor ve daha yüksek maliyetle finansman yaratmak durumunda kalabiliyor. Son verilere göre mevcut borç stokunun yüzde 72'si sabit getirili tahvillerden oluşuyor.
Yaklaşık yüzde 18'i ise değişken faizli getiriye sahip, kalan yüzde 10 da altına dayalı getirili ve faizsiz tahvil olarak tanımladığımız kira sertifikaları şeklinde...
Tümünün ortalama vade uzunluğu ise 40 ay civarında...

FAİZ VE KUR ETKİSİ

Gelelim piyasalara etkisine...
Hazine'nin ihtiyacından fazla tahvil ihracı yapmayacak olması piyasadan daha az TL likiditesi çekeceği anlamına geliyor. Bir yerde TL sıkışıklığına neden olmayacak. Böylece TL arzında bir sıkıntı olmayacağından, tabi Merkez Bankası'nın para politikalarını ve enflasyonu sabit tutuyoruz, TL faiz oranlarında hafif bir gevşeme gözlemleyebiliriz. Hazine birkaç ay öncesinde itfasından yüzde 20-30 daha fazla tahvil ihracı yapıyordu. Yani iç borç çevirme oranı yüzde 120-130 aralığında idi. Hatta geçen sene yüzde 170 sınırına kadar dayandığı bile olmuştu.
Hazine'nin bu kararından faizlerle ilgili şöyle bir çıkarım yapabiliriz. Hazine sadece ihtiyacı kadar borçlanıyor, mevcut piyasa koşullarını değerlendirmiyorsa demek ki faiz oranlarının gelecekte izleyeceği yön konusunda iyimser. Diğer bir deyişle, faizlerin orta vadede aşağı yönlü trende gireceğini bekliyor.
Diğer bir etkisi de sıcak para girişi ve buna bağlı olarak kur seyri ile ilgili. Hazine'nin fazla borçlanmaması sıcak para girişinin azalması sonucu doğuracaktır.
Çünkü sıcak para çoğunlukla ya hisse senetlerine yada tahvillere geliyor. Bu durumda sıcak para girişinin azalması kur baskı yaratabilir. Gördüğünüz gibi bıçak sırtı dengeler söz konusu hem Hazine hem de Merkez Bankası için...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN