• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
O kötü karne biraz da sizin! FİLİZ İÇKE ÖNAL O kötü karne biraz da sizin! filizicke@hotmail.com Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 13.01.2019, 00:00

İlkokul birden 12. sınıfa kadar bütün çocukları karne heyecanı sarmış durumda.
'Tatil' en sevdikleri 5 harfli kelime kuşkusuz...
İyi bir karne ve 15 gün tatil ilaç gibi gelecek onlara...
Ama bazıları için de bu dönem karın ağrısı, stres, gergin bir bekleyiş demek...
Olası kırık notlar için suçlanma, hesap verme zamanı. Söylemeye dilim varmıyor ama fiziksel şiddete varan tepkiler bekliyor bazı çocukları, ne yazık ki...
Oysa kötü karnenin tek sorumlusu çocuk değil. Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, zayıf notlarla dolu bir karneden ailenin de sorumlu olduğunu söylüyor. Son derece haklı bir tespit. Yeterince ilgilenilmeyen, ihtiyaçları giderilmeyen, sorunlarının çözümünde yalnız bırakılan bir çocuk ne kadar suçlanabilir ki!
Sayım, zayıf karne için üç neden sıralıyor:
Çocuk kaynaklı nedenler:
Psikiyatrik rahatsızlıklar ve öğrenme kapasitesi.
Aile kaynaklı nedenler:
İletişim sorunları, boşanma, kayıp, hastalıklar, kardeş doğumu, ev-şehir-okul değişimi ve iflas vb...
Okul-çevre kaynaklı nedenler:
Okul değişimi, çocuğun bireysel farklılığına yönelik rehberlik yapılamaması, okul-aile işbirliğinin yetersizliği, öğretmen kaynaklı nedenler ve travma vb...
Aynur Sayım, "Kötü karne getiren çocuğu cezalandırmak, yargılamak, kıyaslamak, sorunu çözmez. Aksine zorlaştırır. Bu durum, bir aile değerlendirmesini gerektirir. Sorun nerede ise bulunup önlem alınmalıdır.
Bir çocuk-ergen psikiyatristinin değerlendirmesi de gereklidir.
Çözüm gecikirse, çocukta başka sorunlar da görülebilir" diyor.

'SEN DEĞERLİSİN'

Ailesinin göstereceği tepkiden korkan çocuk ve gençlerin çok kaygılandığını, hatta intihara, evden kaçmaya kadar giden durumlar olduğunu hatırlatan Aynur Sayım, "Çocuğa 'Seni her durumda seviyoruz, bizim için değerlisin, önemlisin. Sorun nerede, birlikte araştırıp çözmeye çalışalım' demek en doğru yaklaşım olacaktır" diyor.

SORUMLULUKLARINI BİLMEK ZORUNDA

Bugünlerde Deniz'i 'ilk karne' heyecanı sarmış durumda.
O sordu, ben de söyledim: Zayıf not getirirse kızacağım!
Ders başarısı için elinden gelen desteği veren bir anne olarak, çabalarımın karşılığını beklemek elbette hakkım. Ben onun için bu kadar çabalarken, onun kendi hayatının temel taşlarını gelişigüzel dizerek aylaklık etmesine kızarım elbette.
Mesele 'Pekiyi', 'İyi', 'Orta' meselesi değil çünkü; sorumluluklarını ve kendisine sunulanların değerini bilmesi, bu bilinçle büyümesi.

HOŞGÖRÜ VE KAVGADA ÖLÇÜLÜ OLMAK...

Kızmaktan kastım elbette özgüveni zedeleyecek bir tutum içinde olmak, duygusal şiddet uygulamak, başkalarıyla kıyaslamak değil. Ama hafif çatık kaşlar ve ölçülü bir eleştiri de, çocuğu 'azıcık' sarsıp kendine getiriyor.
Sonrasında ne olduğunun, neden olduğunun ve ne hissedildiğinin açıkça ortaya konulduğu bir diyalog ve çözüm odaklı bir konuşma da ortada ne bir sorun bırakıyor ne de küslük.
Yeter ki hoşgörüde ve kavgada ölçüyü kaçırmayalım, kavgamızda da güzel kalalım...

FELAKET DEĞİL DOĞA OLAYI!

Yağmur, kar, fırtına, soğuk....
Geride bıraktığımız hafta hepimizin baş gündem maddesi oldu. Hep şikayet, hep şikayet...
Mevsim itibariyle son derece normal olan bu doğa olaylarını 'felaket' gibi algılayıp dillendirerek çocuklara da çok yanlış mesajlar veriyoruz. Esasen bu abartılı tepkilerin asıl sebebi, biz narin (!) şehirlilerin konforunun azıcık (!) bozulması.
Hassas fabrika ayarlarımız her daim güneşli bir hava ve 22 derece sıcaklık istiyor olabilir ama unutmayalım ki, bu da kuraklık ve açlık demek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN