;
FİLİZ ÖZKOL TÜM YAZARLAR
Aşk karaya vurunca
10.9.2017 | Arşiv

Aşk karaya vurunca

filizozkol@yeniasir.com.tr

Ünlü sunucu Vatan Şaşmaz'ın ölümünün ardından çeşitli spekülasyonlar devam ededursun, hala olayın şokundan kurtulmuş değiliz. İlişkileri belli gruplara toplarsak; bu tür duygulara "cinnet" hali demek gerekiyor. Nedir bu tutku bağımlılığı.
Ruh ve sinir hastanelerinin bir bölümünü yaralı aşklara ayırmakta fayda var. Galiba en tehlikeli bölüm olurdu.
Vatan Şaşmaz'la yıllara dayanan güzel bir tanışıklığımız vardır.
Birçok TV programına konuk olmuştum. Her karşılaşmamızda sevgiyle birbirimize sarılır, arada görüşmediğimiz günlerin sohbetini yapar "haberlerini alıyorum, seni takip ediyorum" sözleriyle konuşmamızı tamamlar "görüşmek üzere" diye ayrılırdık. Hani merhumu nasıl bilirdiniz sorusuna, eminim hep birlikte "dünya tatlısı çok iyi bir insandı" diye avaz avaz bağırarak cevap verirdik. Peki hiç mi günahı yoktu? Hangi erkeğin gönül durumlarında sicili temiz olur ki. Ataerkil bir toplumuz. Biz kadınlar eşitlik sloganları atsak da; sonuçta güçlü bir erkekle senkronize olmak hep hoşumuza gitmiştir.
Ve her erkeğin yaşantısında inişli çıkışlı aşk hikayeleri olmuştur ama çoğumuz "benden önceydi" cümlesiyle son noktayı koymuşuzdur.. Böyle de olması gerekmez mi? Herkes birbirinin sıfır kilometre beşik kertmesi olamayacağına göre, kabullenmek diye bir duyguya sığınmak zorundayız.

GEÇMİŞİNİN KURBANI

Evet Vatan Şaşmaz, geçmişinin kurbanı oldu. Yaşananlar ne olursa olsun bir insanın hayatına son verme yetkisine sahip değiliz.
Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz. Kolay değil, babasız bir çocuk beş ay sonra dünyaya gözlerini açacak ve hayat bir sıfır eksi başlayacak. İlk "baba" kelimesini hecelerken babasız olduğunu bilmeyecek.
Tabii dünyada o kadar çok acılar yaşanıyor ki... Eğer doğarken kaderimiz bize söylenseydi, yine de gelmek için ısrar eder miydik? Bunlar derin ve yorumlanması zor, uç noktada konular.
Yalan dünya diye boşuna dememişler. Her geçen gün eksilen hayatlar bu dünyanın boş olduğunu bize gösteriyorlar da, sanki gözümüzde "perde" var anlayamıyoruz.
Şimdi bir de; olayı karşıt tarafından ele alalım. Gerçi bu olayla ilgili bir çok yorum var, durum aşk söylentilerine bir yaklaşıyor, bir uzaklaşıyor. Zaman içinde birçok şeyin açıklık kazanacağına eminim. Medyada bir çok maddi rakamlar dönse de normal olan hiçbir kadının intihar etme eylemini kolay gerçekleştiremeyeceğini çok sevdiğim bir doktor arkadaşımdan hızlıca bilgileri alarak size aktarıyorum.
Her şey bir yana biz genel anlamda hepimizin yaşayabileceği, duygu durumlarına bir göz atalım.
Aşkın fazlası tehlikeli. Hele bir de parasız ve aşksız kalma mevcudiyeti varsa, ruhsal dengemiz bir anda bozulabiliyor... Psikolojik çöküntüye uğrayabiliyoruz. Kadın duyguları daha yoğun galiba. Erkeğin cinayetinde genelde namus kelimesinin ağırlığı oluyor. "Vay benim kadınımın başkasını hayatında ne işi var?Yıllarca bana hizmet vermiş benimle olan bir kadın başkasına gidemez" diye ilkel duygularla hareket ediyorlar. Hemen libidolarına dokunacak bir his karmaşası hakim oluyor.

BAĞLARI KOPARMAK ZOR

"Kin" kötü ve karanlık bir duygu.
Kişiyi çığırından çıkaracak ve beyin tuzlarının dengesini bozacak çok şeyler yaptırabiliyor. Kadınlar duygusal bir yapıya sahipler ve ilişkileri bozulduğu zaman geçmişle bağlarını koparmakta zorlanıyorlar.
Hafıza kayıtları güçlü. Anaçlar ve toplayıcılar. Terk edilme duygularını kolay aşamıyorlar.
Kendileri terk etmiş olsalar bile, eski sevgililerini zaman içinde görmek isteyebilirler.
Annelik duyguları onları vefakar yapıyor.
Dişilik olayı kıskançlığı da besliyor.
Belki sorun giden sevgilide de değil. Kendisinin yerine tercih edilen kişiye tırnaklarını çeviriyorlar.
Vatan bekar kalmaya devam etseydi, belki bu cinayet ve intihar gerçekleşmeyebilirdi. Biz duruma böyle bakmak isteyebiliriz.
Bu konuda araştırmalar devam ettiği için söylenecek bir söz de yok aslında. Diplerde yaşanan bu depresyonik duruma birinin dur demesi ve konuyu ele alması gerekirdi. Bu konuda da sessizliğini koruyan kadın çevresine asla özel konularından bahsetmedi ve adım adım plan yaptı.
Agatha Christie romanlarını çağrıştıran sahne nihayet gerçekleşti..
Romanı yazılabilir, filmi yapılabilir fakat ortada acı çeken anne ve babalar dışında her şey unutulacaktır.
Evlat acısı denen bir olay var ki, Allah hiç kimseye tattırmasın.
Biten aşklarımızla bir türlü dost olmayı beceremiyoruz ne yazık.
Kendimizle barışamıyoruz. Hiçbir şey ilelebet sürmüyor ve elbette bir gün aşklarımızda karaya oturacaktır.
Allah hepimize akıl fikir versin arkadaşlar..
EVET... Söz bitti. Müzik durdu.
Son bir alkış. Bu dünyadan giden sevdiklerimize..

Yazarın Diğer Yazıları TÜM YAZILARI
  1. SMS: fo yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder.
  2. (1,60TL) MH:02165317373