Genç-yaşlı ayrımı yapmıyor artık teknolojik gelişmeler. Daha yakın zamanda bankada sıraya girerek ihtiyacı olan parayı çekmeye çalışan yaşlılarımız bile, cep telefonları ile ATM'lerden nasıl para çekileceğini öğrenmeye çalışıyorlar. Geçenlerde bir ATM sırasında önümde duran ve oldukça yaşını almış bir teyze kart kullanmadan, cep telefonundan QR kodunu kullanmaya çalışıyordu. PTT deki işim için sıranın bana gelmesini beklerken, bir yaşlı amca elinde elektrik faturasını yatırmak için bekliyordu. Yanında oturan başka bir kişi de "Niçin faturanı telefondan ödemiyorsun, burada beklemene gerek yok" diyerek ona tavsiyelerde bulunuyordu. Günden güne hızlanan yaşam şartları, konu ile ilgili ilgisiz herkesi farkında olmadan, bir girdap gibi gelişen teknolojik anaforların içine çekiyor. Bu durum için, "Teknolojik Girdap" demek doğru bir tanım olsa gerek. Hepimizin doğasında; teknolojik, sosyal ve kültürel yeniliklere karşı ilk başlarda bir direnç gösterme eğilimi mevcuttur. Bu durum yeniliğin kendisinden çok, "bilinmezlikten korkma" ve "mevcut düzenimizi koruma" isteğimizden kaynaklanır. İnsanlar; tanıdık olanı güvenli, bilinmeyeni ise tehdit edici bir unsur olarak algılarlar. Alışık olmadığımız durumları bir "risk" olarak değerlendiririz. Oysa, rutin yaşam bize psikolojik bir rahatlık sağlar. Değişim, hayatımız ve işlerimiz üzerindeki kontrolümüzü kaybetme endişesini tetikleyen bir unsur olarak karşımıza çıkar. Zamanla, yeniliğin faydaları anlaşıldıkça bireyler ve toplumlar olarak duruma uyum sağlamaya başlarız.
ABAKÜS'TEN BU YANA
2000 yıllık bir zaman diliminden daha fazla bir geçmişe sahip olan ve insanlığın kullanmaya başladığı ilk hesap makinesi olarak kabul edilen abaküsten bu yana adım adım gelişen teknolojik gelişmeler bizi sonunda "Yapay Zeka" ile tanıştırdı. 1940'lı yıllarda gelişen ve ilk yıllarda bir oda büyüklüğünde olan ilk bilgisayar teknolojisi giderek küçüldü, kişiselleşti ve günümüzde PC (kişisel bilgisayar) adını alarak, ceplerimize sığacak boyutlara kadar geldi. İnternetin de hayatımıza girip yaygınlaşması ile bilgisayarlar yaşamımızın vazgeçilmez birer parçası oldular. Konuya en yabancı olanlarımız bile işin bir ucundan tutunarak, uzak kalmamaya gayret ettik. Teknolojinin tarihsel gelişiminde, her bir yeniliğin karşısında toplumda engellenemeyen bir çekingenlik olmaktadır. Örneğin, 1970 li yıllarda yaygınlaşmaya başlayan hesap makinelerinin, bizi temel matematik işlemlerinden uzaklaştıracağı endişesi mevcuttu. Fakat, zaman geçtikçe her gün kullandığımız ve yanımızdan ayırmadığımız bir makine haline geldi. Diğer bir örnek olarak, otomobil teknolojisini verebiliriz. İlk otomobiller yollara çıktıktan sonra meydana gelen kazalar bizleri ne kadar korkutsa da, arabalar yasaklanmadı. Ölümlü kaza risklerine karşı hız sınırları, ehliyet gereksinimleri gibi güvenlik standartları koyuldu ve hala geliştirilmeye devam ediyor. Kişisel bilgisayarların ve internetin gelişimi aşamasında oluşabilecek risklere karşı halen düzeltici önlemler alınmaya devam ederken, bu teknolojiler yaşamımızın ayrılmaz birer parçası oldular ve giderek artan yoğunlukta bunları kullanıyoruz. Bu nedenle, yapay zekaya karşı şüpheci yaklaşımlarımızı normal olarak kabul etmek zorundayız.
RİSKLER VE FAYDALAR
Korkuyla yaklaştığımız bu teknolojik gelişimin en erken aşamalarındayız. Bu arada; süreç o kadar hızlı değişiyor ki, bir sonraki adımda ne olacağını kestiremiyoruz. Bu belirsizlik, toplum ve bireyler olarak nasıl değişeceğimiz konusunda bizi şüpheci bir yaklaşıma sürüklüyor. Hepimiz, yapay zekanın bizi nereye götüreceğini kuşkuyla izlemeye başlıyoruz. Gün be gün; daha fazla alanda kullanılmaya başlayan uygulamalarla birçok kişinin işi kolaylaşırken, bazıları da robotik süreçlerde işini mi kaybedecek? İnsanlık tarihi boyunca, yaşamları kolaylaştırmak için yapılan yeniliklerin zamanla adapte olduğumuz birer araç haline geldiğini unutmayalım. Bu yeni teknolojik gelişme de iyi ya da kötü hedefler için kullanılabilir. Oluşabilecek muhtemel tehlikeleri en aza indirmek için, denetim kurumlarının süreci tamamen kontrol altında tutması gerekir. En büyük sorun, insanların olumlu yönde uyum sağlayabilmesi olacaktır. Bazı çevreler tarafından bu araç kötü hedefler için kullanılabilir. Günümüzde akıllı telefonlarımız, dijital asistanlar, sohbet robotları, sosyal medya siteleri, robot süpürgeler, güvenlik sistemleri, görüntü işleme, ses tanıma, akıllı ev sistemleri, oyunlar, dil tercümeleri, üretim süreçleri v.s gibi birçok alanda artık iç içe yaşadığımız Yapay Zeka kullanımlarında bazı önemli ve kritik noktaları gözden kaçırmamız gerekiyor.
KRİTİK NOKTALAR
Sonuçta, insan tarafından yüklenen verileri değerlendiren yapay zeka, herhangi bir sistemin, cihazın veya bir aracın işlemleri kendi kendine gerçekleştirmesini (otonom) sağlar. Kötü niyetli kişiler tarafından manipüle edilmesiyle, yanlış programlanabilen cihazlar yanlış ve hatalı kararlar verebilir. Birçok ülke arasında bir teknolojik bir yarış haline gelen yapay zeka, "siber saldırıların" ve "casusluk" faaliyetlerinin artmasına neden olabilir. Bazı sektörlerde insanın yerini alabilir. Kişisel verilerin toplanması, depolanması, analiz edilmesi ile gizlilik ihlallerine neden olabilir. Tasarım, sanat ve içerik üretimi gibi konulardaki yoğun kullanımı, düşünme becerilerini köreltebilir. Gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte görüntüler, videolar ve ses kayıtları bilgi kirliliğine yol açabilir.
HIZLI BİR YAŞAM
Getirdiği dezavantajlar yanında sanayi ve teknolojide getirdiği yararlarla yaşam hızımız artacaktır. İş süreçleri otomatikleşir, verimlilik artar, maliyetler düşer. Ürün ve hizmet kalitesini arttırır. Tedarik zinciri ve lojistik gibi iş süreçlerinde en iyi verimi sağlar. Müşteri memnuniyeti iyileştirilir. Sonuç olarak, her yeni teknolojide olduğu gibi "Yapay Zeka"nın güvenli, şeffaf ve insan odaklı olması için sıkı etik kuralların ve yasal düzenlemelerin yapılması," sürekli kontrol" mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde Yapay Zeka ile yaşam kalitemiz artacaktır. Hoş geldin yapay zeka...
