1857 doğumlu Thorstein Bunde Veblen ABD'de Wisconsin eyaletinde doğdu, ailesi çok sıkı dini ritüellere bağlı bir hayat süren Norveçli göçmenlerdi. Veblen üniversite eğitimini Northfield, Minnesota'da Carleton Kolej Akademisi'nde yaptı. Burada, neoklasik iktisatçısı olarak adından söz ettiren John Bates Clark'ın (1847-1938) derslerini takip etti. Sonrasında da eğitimine John Hopkins ve Yale Üniversitesi'nde ekonomi alanında devam etti ve 1884'te Yale Üniversitesi'ne sunduğu tezle doktorasını aldı. Veblen, yeni kurulan Chicago Üniversitesi'nde 1900 yılında doçent olarak çalıştı.. Bu üniversitedeyken ünlü akademik dergi "Journal of Political Economy'nin editörlüğünü yaptı ve 1899'da, iş dünyasını eleştiren ünlü eseri 'The Theory of the Leisure Class'ı (Aylak Sınıfın Teorisi) kaleme aldı. 1929'da da, çok önceden öngördüğü Büyük Buhran'ı yaşamadan üç ay önce vefat etti.
GÖSTERİŞÇİ TÜKETİM
Veblen'i anımsamamın nedeni, ülkemizdeki "çakarlı araba kullanma merakı"! O zamanlar kuşkusuz, çakarlı arabalar yoktu ancak yazar, The Theory of the Leisure Class (Aylak Sınıfın Teorisi) kitabında gösterişçi tüketimden söz eder... Bu bireyler, bir malın faydası için değil, o malı alabilecek maddi güce sahip olduklarını başkalarına kanıtlamak için tüketimi gerçekleştirirler... Kullandıkları lüks otomobiller, taktıkları pahalı mücevherler veya giydikleri marka kıyafetler, onların toplumsal hiyerarşideki yerini ilan eden "nişanlar" gibidir.... Görüldüğü gibi Veblen, 120 yıl önceden günümüz toplumunun durum tespitini yapmış! Yazar, 'gösterişçi tüketim' terminolojisi kapsamında gereksinimlerin çok ötesinde, sırf başkalarına zenginliğini sergilemek amacıyla yapılan savurganlığa atıfta bulunarak, artık harcananın zaman değil, sergilenen maddi varlık olmasından dem vurur. Veblen, estetik anlayışın, cüzdanın bir yansıması haline gelişi ile bir beğeninin maddi koşullarının perspektifini çizer. Devamla toplumu çözümlemeyi sürdürerek, bir nesnenin gerçekten 'güzel 'olması değil, onun 'pahalı' olması sebebiyle aldığımız için 'estetik ' bir hal haline gelmesini eleştirir! Bu noktada, modern toplumun kökenlerini ilkel barbar toplumlara dayandırarak, "nasıl ki eskiden "yiğitlik" savaşta kelle uçurarak veya yağma yaparak kanıtlanmışsa; modern dünyada da bu,"mülkiyet edinme" ve "finansial başarı" şekline dönüşmüş durumdadır " der. Ona göre, iş dünyasındaki saldırgan rekabet, aslında kılık değiştirmiş bir barbarlık ayininden başka bir şey değildir! Alt sınıflar, üst sınıflara öykünerek, onların tüketim kalıplarını taklit ederler.
TÜKETİMİN EN YAYGIN ARACI
Sonuç, toplumun en alt tabakasına kadar yayılan bir "tüketim" döngüsüdür ki çağımızda buna tüketim çılgınlığı diyoruz. Nitekim temel gereksinimlerinden kısarak statü sembollerine yatırım yapan günümüz insanı, sadece 2025 yılı içinde kişisel lüks eşya pazarında, çevrim içi 76.2 milyar Euro para harcamış durumda! Kabaca dünya genelinde lüks kişisel eşya pazarının geliri 471 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Veblen günümüz Türkiyesindeki çakarlı araba özentisi grubu gözlemleme şansını yakalayamamış olsa da, bu tür yönelimin sosyopsikolojik patolojisini giysiler üzerinden tanımlamış ve giyimin, gösterişçi tüketimin en etkili ve en yaygın aracı olduğunu belirtmiş... Öyle ya, giysiler her an üzemizde ve onlarla hareket halindeyken bile yabancılara sosyal konumumuz hakkında anlık bilgi vermemiz mümkün! Tıpkı "çakarlı bir araba" ile seyahat etmek gibi... Pahalı giyim ve markanın mesajı "buna harcayacak param var" demek, çünkü bu kadar yüksek fiyatlı eşyaları, kendinden alt sınıflar satın alamayacaktır... Aynı şekilde, bu tür insanlar, arabalarına çakar taktırmakla, başkalarında aynı kategoride bir araba olsa bile, sosyal statü olarak onları ezdiklerini düşünürler... Dolayısıyla, bu yanıp sönen led ışıklar, kendilerinden menkul bir prestij ve meşruiyet aracı algısını şahlandırır! Veblen sadece bu tür aylaklığa keskin eleştirilerini yöneltmez, prestij, statü ve kültürel miras yaratma ihtiyacının bir uzantısı olarak üniversite ve diğer sektörlerde görülen ritüel kıyafetler ve törenleri de gündemine alır. Bunları, yani mezuniyet törenleri ve cübbe giymeyi modern hayatın gereklilikleri ile değil, eski savaş ve ritüel alışkanlıklarının bugünkü simgesel devamlılığı şeklinde yorumlar... Kitap toplam on dört bölümden oluşuyor ve yazar, bir yüzyıl öncesinden günümüz toplumuna ve çağdaş insanların kişisel sosyopsikolojilerine ışık tutuyor.
