• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
ABD’nin yeni gümrük tarife hamlesi

GONCA ELİBOL

ABD’nin yeni gümrük tarife hamlesi

gonca.elibol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 23 Şubat 2026

ABD Başkanı Donald Trump'ın 21 Şubat 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, dünya genelinde uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 10'dan yüzde 15'e yükseltileceğini duyurması, uluslararası ticaret tartışmalarını yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. ABD Yüksek Mahkemesi'nin tarifelere ilişkin yetki sınırına dair kararının ardından 1974 Ticaret Yasası'nın 122. maddesine göre alınan bu karar ticaret politikalarının yön değiştirdiğine işaret ediyor. Son yıllarda artan jeopolitik rekabet, pandemi sonrası kırılganlaşan tedarik zincirleri ve stratejik sektörlerde yoğunlaşan teknoloji yarışı, küresel ticaret sistemini maliyet avantajlı odaklı bir yapıdan, ekonomik güvenlik ve dayanıklılık eksenine doğru taşıyor.

FİNANSIN MERKEZİ AMERİKA
Uluslararası Para Fonu verilerine göre ABD ekonomisi 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 27.3 trilyon dolarlık büyüklüğüyle küresel talep ve finansal sistemin merkezinde yer almaya devam ediyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD, üretim kapasitesini sürdürülebilir kılmak ve teknolojik üstünlüğünü korumak amacıyla küresel tedarik zincirleriyle entegre bir model izliyor. Yüksek katma değerli tasarım, yazılım ve inovasyon faaliyetleri büyük ölçüde ABD içinde yoğunlaşırken, üretimin belirli aşamaları doğrudan yatırımlar yoluyla farklı ülkelerde gerçekleştiriliyor. Öte yandan stratejik ara mallar ise uluslararası ticaret aracılığıyla temin ediliyor. Bu nedenle ABD'nin ticaret politikalarında yaptığı her bir değişiklik, küresel üretim ağlarını doğrudan etkiliyor.

KRİTİK MİNERALLERİ ÖNEMİ
ABD'nin ithalat yapısı da bu ekonomik modelin nasıl işlediğini açık bir biçimde ortaya koyuyor. Elektronik bileşenler ve yarı iletkenler dijital ekonomi ile yapay zekâ altyapısının temelini oluştururken, otomotiv parçaları ve makine ekipmanları sanayi üretiminin sürekliliğini sağlıyor. Farmasötik girdiler sağlık sektörünün küresel üretim zincirlerine bağlı yapısını gösteriyor. Stratejik düzeyde ise kritik mineraller öne çıkıyor. Nadir toprak elementleri savunma sanayi ve elektronik sistemlerde, kobalt ve lityum elektrikli araç bataryalarında, grafit ve benzeri mineraller enerji depolama teknolojilerinde yoğun biçimde kullanılıyor.
Bu alanlarda Asya merkezli üretim ağlarının güçlü konumu, ABD açısından tedarik güvenliğini ekonomik olduğu kadar stratejik bir mesele haline getiriyor. Enerji dönüşümü ve yapay zekâ veri merkezlerinin büyümesiyle kritik mineral talebinin önümüzdeki dönemde daha da artması bekleniyor.Bu çerçevede yüzde 15'lik küresel tarife kararı klasik korumacılık yaklaşımından farklı bir anlam taşıyor.

DÜNYA TİCARETİ YENİLENİYOR
Günümüzde büyük ekonomiler maliyet avantajı yerine ekonomik dayanıklılığı ve tedarik güvenliğini önceleyen politikalar izliyor. Geniş kapsamlı tarifeler ticareti tamamen daraltmak yerine ticaret akışlarının yönünü değiştirerek üretimin hangi ülkelerde yapılacağını yeniden belirliyor. Başka bir ifadeyle dünya ticareti küçülmekten çok yeniden şekilleniyor; üretimin coğrafyası yeniden tanımlanıyor. Tüm bu oluşumlar ve süreçler uluslararası ilişkilerin rolü daha görünür hale getiriyor. Trump'ın önceki başkanlık döneminde Türkiye, çelik ve alüminyum ticaret düzenlemelerinde zaman zaman ayrı değerlendirilmiş ve stratejik sektörlerde müzakere kanalları açık tutulmuştu. Nitekim son aylarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen temaslar ve ekonomik iş birliği başlıklarında sağlanan mutabakatlar da, ticaret politikalarında ülke bazlı esneklik alanının korunabildiğini gösteriyor. ABD ticaret mevzuatının belirli koşullarda istisna veya muafiyet tanıyabilmesi, ticaret kararlarının ekonomik olduğu kadar diplomatik ilişkilerle de şekillendiğini ortaya koyuyor. Günümüzde ticaret politikası ile dış politika arasındaki sınır giderek daha iç içe geçmiş durumda. Tarife artışı kısa vadede ABD pazarına ihracat maliyetlerini artırabilir.
Ancak ABD'nin Çin bağımlılığını azaltma ve üretimi güvenilir ortak ülkelere yönlendirme stratejisi, Türkiye için yeni bir konumlanma yaratabilir. NATO üyeliği, güçlü sanayi altyapısı ve Avrupa üretim sistemine entegrasyonu sayesinde Türkiye, yeniden şekillenen tedarik zincirlerinde alternatif üretim merkezi olma potansiyeline sahip. Bölgeselleşen üretim ağlarında güvenilir ortakların önemi giderek artarken, sanayi kapasitesi ile diplomatik ilişkileri birlikte yönetebilen ülkelerin avantaj elde edeceği görülüyor.Türkiye için esas mesele tarifelerin yükselmesi değil, değişen küresel üretim haritasında doğru konumu zamanında alabilmek olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.