• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Orta Doğu gerilimi ve yeni enerji dengesi

GONCA ELİBOL

Orta Doğu gerilimi ve yeni enerji dengesi

gonca.elibol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 09 Mart 2026

Son yıllarda küresel ekonomiyi alt üst eden; pandemi, tedarik zinciri kırılmaları, enerji krizleri ve artan jeopolitik gerilimlerin ardından, şimdi de ABD, İsrail-İran savaşı enerji piyasaları ve dünya ekonomisi açısından yeni bir belirsizlik alanı oluşturuyor. Küresel enerji sisteminin merkezinde bulunan Orta Doğu'da yaşanan her bir gelişme; petrol fiyatlarından enflasyona, ticaret dengelerinden büyüme beklentilerine kadar geniş bir ekonomik alanı doğrudan etkiliyor.

IMF KAYNAKLARINA BAŞVURU

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, küresel ekonominin daha sık ve beklenmedik şokların yaşandığı bir döneme girdiğini ifade ederek, yaklaşık 50 ülkenin IMF kaynaklarına başvurduğunu belirtiyor. Özellikle borç yükü yüksek ve enerji ithalatına bağımlı ekonomiler açısından enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Öte yandan enerji piyasalarının en kritik noktalarından biri ise dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün taşındığı bu stratejik geçiş noktasında yaşanabilecek bir sevkiyat aksaması küresel enerji arzında ciddi dalgalanmalara neden olabiliyor.

MALİYETLERDE YÜKSELİŞ

Uluslararası enerji analizleri enerji fiyatlarında bir yıl sürecek yüzde 10'luk bir artışın küresel enflasyonu yaklaşık 40 baz puan yükseltebileceğini ortaya koyuyor. Küresel petrol piyasasının referans göstergesi olan Brent Crude Oil için yapılan değerlendirmeler ise jeopolitik risklerin tırmanması halinde fiyatların 100 dolar seviyesinin üzerine çıkabileceğine işaret ediyor. Elbette enerji maliyetlerindeki yükseliş; üretim maliyetlerinden lojistiğe, gıda fiyatlarından sanayi üretimine kadar geniş bir ekonomik alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle enerji piyasalarında yaşanan gelişmeler küresel ekonominin yönünü belirleyen en temel faktörler arasında yerini alıyor. Bununla birlikte küresel ekonomi açısından önemli bir gerçek giderek daha net görülüyor: dayanıklılık, ortak akıl ve güçlü kurumsal yapıların önemi. Enerji güvenliği ekonomik güvenliğin temel bileşenlerinden biri haline gelmiş durumda. Ülkeler enerji kaynaklarını çeşitlendirme, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırma ve tedarik zincirlerini güçlendirme yönünde önemli adımlar atıyor. Dünya ekonomisi yeni bir denge arayışı içinde. Ülkelerin kendine yetebilen üretim kapasitesini güçlendirmesi ve gerektiğinde daha korumacı ekonomik refleksler geliştirebilmesi, uluslararası kriz dönemlerinde ekonomik dayanıklılığı artıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte teknolojik kapasite, güçlü kurumlar, stratejik vizyon ve toplumsal dayanışma da aynı derecede belirleyici.

KAYGI YERİNE TEDBİR

Kriz ve savaş ortamlarında devlet kurumlarının eşgüdüm içinde hareket etmesi ekonomik ve toplumsal dayanıklılığı güçlendiriyor. Türkiye'de bu koordinasyon; güvenlik politikalarını yöneten Millî Savunma Bakanlığı, diplomatik dengeleri yöneten Dışişleri Bakanlığı, stratejik karar mekanizmalarının merkezinde bulunan Cumhurbaşkanlığı ve doğru bilginin kamuoyuna hızlı ve güvenilir şekilde aktarılmasını sağlayan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı gibi kurumların koordinasyonuyla şekilleniyor. İş dünyasının çatı kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) önemli bir rol üstleniyor. Küresel belirsizlik dönemlerinde iş dünyasının spekülatif söylemlerden uzak durması, veri temelli değerlendirmelerle hareket etmesi ve üretim gücünü koruması büyük önem taşıyor. Kaygı yerine tedbir odaklı yaklaşım benimsenmesi ekonomik istikrarın korunması adına güçlü katkı sağlayacaktır. Belirsizlik ve karışık dönemlerde toplumun tek vücut halinde hareket etmesi, yerli ürün tüketilmesi, birbirini ticari olarak desteklemesi, üretim gücünü koruması ve birlik beraberlik ruhunu güçlendirmesi ekonomik dayanıklılığın en güçlü dayanaklarından biri haline geliyor. Tarihsel deneyimler gösteriyor ki kriz dönemleri güçlü kurumlara, üretim kapasitesine ve toplumsal dayanışma kültürüne sahip ülkeler için daha dayanıklı ekonomilere dönüşebiliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.