• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Jeoekonomik güç dengeleri ve yeni stratejik gerçeklik

GONCA ELİBOL

Jeoekonomik güç dengeleri ve yeni stratejik gerçeklik

gonca.elibol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Mart 2026

Jeopolitik krizlerin küresel ekonomik dengeleri doğrudan belirlediği bir dönemde enerji ve ticaret politikaları yeni güç mimarisi doğrultusunda yeniden şekilleniyor. İran-İsrail ABD hattında tırmanan gerilim, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi çerçevesinde petrol arzından finansal risk primlerine, lojistik maliyetlerden yatırım kararlarına kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. Uluslararası Para Fonu'nun değerlendirmeleri, enerji fiyatlarında kalıcı yükselişin küresel büyüme görünümünü zayıflatırken enflasyonist baskıları artırdığını ortaya koyuyor. IMF analizlerine göre enerji maliyetlerindeki artış, enerji ithalatına bağımlı ekonomilerde makroekonomik istikrarı zorlayan temel riskler arasında yer alıyor.

YÖN DEĞİŞİMİ YAŞANIYOR
Dünya Bankası'nın küresel ekonomik görünüm çalışmalarında çatışma dönemlerinde emtia fiyatlarında yaşanan dalgalanmaların üretim maliyetlerini yükselttiği, büyüme ivmesini zayıflattığı ve ticaret akımlarında yön değişimine yol açtığı vurgulanıyor. Enerji ve gıda fiyatlarının eş zamanlı artışı, sanayi üretiminden tüketici talebine kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri etkiliyor. Bu gelişmeler, küresel tedarik zincirlerinde yeniden konumlanma eğilimini hızlandırırken üretim merkezlerinin jeopolitik risklere göre yeniden şekillendiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Küresel ölçekte yaşanan her dalgalanma, yerel ekonomiler üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor. 2 Mart'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın askeri sürecin öngörülenden daha uzun sürebileceğine ilişkin açıklaması gerilimin kısa vadeli bir kriz olmaktan çıkabileceğine işaret etmişti. 13 Mart'ta ise operasyonların sertleşeceği yönündeki uyarısı, savaşın kapsamının genişleyebileceği beklentisini güçlendirerek küresel piyasalarda risk algısını belirgin biçimde artırdı. NATO'nun güvenlik perspektifi ekonomik istikrarın enerji arz güvenliği ve kritik altyapıların korunmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Modern çatışmaların etkisi askeri alanın ötesine geçerek üretim, finans ve ticaret sistemlerinin dayanıklılığını belirleyen temel faktörlerden biri haline geliyor.

YENİDEN KONUMLANMA
Türkiye açısından tablo çok katmanlı. Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon ve cari denge üzerinde baskı oluştururken küresel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden konumlanma süreci ölçülebilir üretim ve ihracat fırsatları ortaya çıkarabilir. Avrupa Birliği'nin "yakın coğrafyadan tedarik eğilimi" doğrultusunda otomotiv yan sanayi, makine, beyaz eşya, tekstil ve savunma sanayi gibi sektörlerde Türkiye'nin rekabet kapasitesinin daha da güçlenmesi bekleniyor. OECD verileri Türkiye'nin Avrupa pazarına coğrafi yakınlığının lojistik maliyet avantajı yarattığını ortaya koyarken, Dünya Bankası Küresel Ekonomik Görünüm Raporu üretimin Çin'den kısmen Avrupa ve Akdeniz havzasına kaymasının Türkiye'nin ihracat payını artırabileceğine işaret ediyor. IMF analizleri ise yüksek teknoloji üretimine geçişin hızlandırılması ve enerji verimliliği yatırımlarının artırılması halinde Türkiye'nin küresel ticarette daha güçlü bir konuma yükselebileceğini vurguluyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın enerji arz güvenliği, savunma sanayii yatırımları ve ekonomik bağımsızlık vurgusu Türkiye'nin kriz dönemlerinde stratejik hareket kabiliyetini güçlendirmeye yönelik yaklaşımın temelini oluşturuyor. Milli Savunma Bakanlığı'nın sınır güvenliği ve bölgesel gelişmeler konusunda gerekli tüm tedbirlerin alındığını vurgulayan açıklamaları ulusal güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik girişimleri ise gerilimlerin ekonomik etkilerini sınırlama ve uluslararası iş birliği kanallarını açık tutma yönünde önemli bir rol üstleniyor. Savaşların ekonomik, sosyal ve siyasi maliyeti tarih boyunca ağır sonuçlar doğurmuştur. Küresel sistemde yaşanan her çatışma üretimden istihdama, kamu maliyesinden toplumsal refaha kadar geniş bir alanda kalıcı kötü etkiler bırakır. Modern dünyada hiçbir savaşın gerçek anlamda kazananı bulunmaz; kısa vadeli kazanımlar uzun vadede ekonomik ve toplumsal kayıplarla sonuçlanır. Bu nedenle küresel sistemde kalıcı istikrarın yolu, ekonomik dayanıklılığı güçlendiren politikalar ile diplomatik çözüm mekanizmalarının birlikte işletilmesinden geçmektedir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.