• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Camekandaki serçe HAKAN URGANCI Camekandaki serçe hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 16.02.2020, 00:00

Kadınların çoğu, doğaları gereği mükemmel aşka odaklanmış.
Zaten medya ve kapitalizm de bizi idealize edilmiş yalanlarla büyülüyor.
Gözümüzü boyuyor. Bir şeyi idealize etmek, onu kusurlarından, kaba yanlarından arındırıp olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi hayal etmektir. Her hayal gibi bu da güzeldir ama gerçek değildir işte ve gerçeğe yenilmeye yazgılıdır. Oysa olması gerekeni değil de olanı sevmek, gerçek güzelliktir.

OLANI SEVMEK
Aşk, ilişki demek değil. Her aşk, parmak izi gibi benzersiz aslında.
Yalnızca şanslı aşklar ilişkiye dönüşebiliyor.
Daha şanslı aşklar için ise, mutlu noktalanıyor diyemem. Daha şanslı aşk ilişkileri bizi değiştiriyor, dönüştürüyor, büyütüyor. Aşkın başka bir amacı yok. Aşka iyi hissetmek mantığıyla bakmak, aracı amaca çevirmekten başka bir şey değil. Kadının en büyük sınavı, pek çok şeyi olduğu gibi aşkı da olduğu gibi görüp kucaklamak üzerine... Olması gerekeni değil, olanı sevmeye çalışmak...

İDEAL AŞK
Soylu hisler içinde, ideal bir aşk düşüncesini, gerçekle takas ediyorsunuz. Bunu yaptığınız sürece canınız yanmaya devam edecek. Çünkü aynen camekanlı balkonunuzda hapis kalan bir serçe gibi başınızı o cama vurmaya devam edeceksiniz. Kadın serçe, aşk o balkon, gerçekler de camekandır.
O görünmez gerçek duvarı, onu dışladığınız sürece canınızı yakacaktır.
Aşkı bir sonuç olarak beklemek yerine onun sürecinden zevk aldığınız sürece aşk objeniz değişebilir ama aşkınız ve aşka inancınız hiç bitmez. Aşkı tek bir kişiye hapsettiğiniz sadece romantik ve ideal aşkı aradığınız sürece de sonunda aşka inancınız kalmaz.
Aşksız hayat ne kuru bir hayattır! Bu duygu ve düşüncelerle, Sevgililer Gününüzü kutlarım.

EN İYİ CEVAP
Zeki olan ya da olduğunu düşünenler var. Ben de bunlardan biriyim. Aptalca sorulara, kendini kurnaz zanneden bazı akılsızlara dayanamıyorum. Şimdi biraz terbiye ettim kendimi. Eskiden, gençken hiçbir lafın altında kalmazdım. Kıvrak bir kelime oyunuyla, kabalaşmadan karşımdakini sözle döverdim. Bazen sözle, bazen yazarak... Bu ironiyi öyle ince yapardım ki, muhatabı hemen anlamaz, ama çevredekiler kahkahaya boğulurdu. Şimdi bakıyorum da ne gereksiz bir davranış... Artık bundan tümüyle kurtulmaya çalışıyorum.

FARKINDA OLMAYACAK
Eğer karşınızdaki insanı akılsız bularak dalga geçiyorsanız, siz ondan betersiniz. Diyelim o akılsız biri. Siz, kibirli bir akılsızsınız. Çünkü o arkadaş yaptığınız o ince göndermenin farkında bile olmayacak. Hatta cevap verdiğiniz için heveslenip sizinle uğraşmaya devam edecek. Siz, iki misli sinir olacaksınız. Şimdi kim akılsız, değil mi? Öğrendim ki, akılsızlara, köy kurnazlarına, zaman hırsızlarına verilebilecek zekice hiçbir yanıt yok.
Bunlara verilebilecek en iyi cevap, verilmeyen cevap olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA