Savaş denildiğinde hâlâ çoğumuzun gözünün önüne aynı görüntüler geliyor. Tanklar, toplar, mevziler, birbirine ateş açan askerler ve harita üzerinde çizilmiş bir cephe hattı... Oysa artık savaş böyle değil. Rusya-Ukrayna savaşında son günlerde yaşananlara baktığımda beni asıl düşündüren, kaç füzenin atıldığı ya da kaç insansız hava aracının havalandığı değil. Asıl dikkat edilmesi gereken, savaşın yönteminin giderek değişmesi. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik İHA saldırılarını yalnızca gece saatlerinde yoğunlaştırmak yerine günün farklı saatlerine yaymaya başlaması bunun son örneklerinden biri. Burada amaç sadece bir hedefi vurmak değil. Karşınızdaki ülkeyi sürekli alarm halinde tutmak, hava savunmasını yormak, hangi tehdidin gerçek saldırı olduğu, hangisinin dikkat dağıtma amacı taşıdığını belirsiz hale getirmek ve savunmanın vereceği tepkiyi zorlaştırmak... Yani savaş artık sadece ateş gücüyle değil, zamanla ve belirsizlikle de yürütülüyor.
ALGORİTMALARIN SAVAŞI
Bir İHA'nın maliyeti ile onu düşürmek için kullanılan gelişmiş bir hava savunma füzesinin maliyetini yan yana koyduğunuzda savaşın başka bir boyutu daha ortaya çıkıyor. Karşı taraf size sadece mühimmat harcatmıyor. Zamanınızı, paranızı, enerjinizi ve dikkatinizi de tüketiyor. Üstelik bunu yapmak için geçmişte olduğu gibi yüzlerce tankı sınırdan geçirmek zorunda değilsiniz. Binlerce kilometre uzaktaki bir operatör, insansız bir araç veya yazılım savaş alanının kaderine etki edebiliyor. Rusya-Ukrayna savaşı bize dört yılı aşkın süredir bunu gösteriyor. Bugün İHA'lar konuşuluyor. Yarın yapay zekâyla hedef belirleyen tamamen otonom sistemleri çok daha fazla konuşacağız. Belki de geleceğin savaşlarında karşı karşıya gelenler askerlerden önce algoritmalar olacak. Bu nedenle Rusya'nın saldırı yöntemindeki değişikliği yalnızca Ukrayna cephesindeki askeri bir gelişme olarak görmemek gerekiyor. Dünyanın bütün orduları bu savaşı izliyor. Kim hangi sistemi kullanıyor? Hangi hava savunması ne kadar dayanıyor? Ucuz bir İHA, milyonlarca dolarlık savunma sistemini nasıl meşgul ediyor? Elektronik harp ne kadar etkili? Bir ülkenin enerji, iletişim ve ulaşım altyapısı uzaktan nasıl felç edilebiliyor?
YERLİ SAVUNMAYA YATIRIM
Bütün bunların cevapları Ukrayna sahasında aranıyor. Türkiye açısından da çıkarılacak dersler var. Türkiye yıllardır insansız hava araçlarına, elektronik harbe, hava savunmasına ve yerli savunma teknolojilerine yatırım yapıyor. Bugün yaşananlar bu alanların neden stratejik olduğunu çok daha açık biçimde gösteriyor. Çünkü yeni dünyanın savaşında sadece güçlü olmak yetmeyecek. Tehdidi önceden görmek, hızla karar vermek ve teknolojiyi üretebilmek gerekecek. Bir zamanlar ülkeleri koruyan şey sınırlar, kaleler ve ordulardı. Bugün bunlara veri merkezlerini, uyduları, yazılımları, elektronik harp sistemlerini ve insansız araçları da eklemek zorundayız. Ve galiba kabul etmemiz gereken yeni gerçek şu: Artık cephe diye tek bir yer yok. Cephe bazen Kiev'in üzerinde uçan bir İHA, bazen binlerce kilometre uzaktaki bir uydu, bazen bir bilgisayar ekranı... Bazen de henüz ateşlenmemiş bir füzenin içinde çalışan birkaç satır kod. Savaş değişiyor. Ve bu değişimi zamanında anlayan ülkeler, geleceğin dünyasında yalnızca savaş meydanında değil, masada da güçlü olacak.
