• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Ahmet Özal: Babamın mezarı yeniden açılabilir

BÜLENT ERANDAÇ

Ahmet Özal: Babamın mezarı yeniden açılabilir

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 02 Eylül 2026

Yeni adli yılın açılışında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez önemli olan ve olası gelişmeleri değerlendiren ayrıntılı konuşmalar yaptı. Adliyelerde ve yüksek yargı organlarında yeni dönemin başlamasıyla birlikte kamuoyunun yakından takip ettiği çok sayıda dava yeniden gündeme gelecek. Hukukun üstünlüğü ve adaletin tecellisi, bir devletin kalbidir. Adalet Bakanlığına Akın Gürlek, 11 Şubat 2026 tarihinde atandı. Bakanlık öncesindeki kariyeri boyunca Türkiye gündemini yakından ilgilendiren ve kamuoyunun çok yakından takip ettiği birçok kritik dava, soruşturma ve operasyona imza atmış bir hukukçudur. Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra, ortaya koyduğu kararlı duruş ve üstün çalışma azmiyle aziz milletimizin takdirini kazandı. Yargının omuzlarındaki yükün her geçen gün arttığı bir dönemde Gürlek, hukukun evrensel ilkelerine bağlılığı ve devletin bekasını gözeten dengeli yaklaşımıyla öne çıkıyor.

FETÖ DETAYI VAR
Adalet mekanizmasının hızlanması, tarafsızlığın pekiştirilmesi ve toplumdaki adalet duygusunun güçlendirilmesi adına attığı adımlar, geleceğe dair umutları artırıyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek, toplumun uzun süredir adalete olan güvenini zedeleyen, faili meçhul kalan dosyaların üzerine kararlılıkla gidileceğini ilan etti. Bakan Gürlek'in bu net ve tavizsiz duruşu, yargıda yeni bir dönemin başladığını gösterdi. Uzun yıllardır kamuoyu vicdanını yaralayan birçok kritik dosya yeniden mercek altına alınıyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın kararlı duruşuyla Bakan'ın verdiği mesajlar hukukun üstünlüğünün ve devletin ciddiyetinin net göstergesi oluyor. Erdoğan yönetiminin attığı cesur adımlarla ezberler bozuluyor, çözülemez denilen kördüğümler tek tek çözülüyor. Faili meçhul dosyaların yeniden mercek altına alınması gösteriyor ki ülkemizde hiçbir suç cezasız kalmayacak, hiçbir dosya karanlıkta bırakılmayacaktır. Gürlek, geçen hafta bir TV kanalına çok önemli açıklamalar yaptı. Canlı yayında Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünü net bir şekilde "cinayet" olarak tanımlayarak eldeki tüm somut tespitlerin FETÖ'yü gösterdiğini, Uğur Mumcu suikastında ise karanlıkta kalan tüm noktaları aydınlatmak için firari şüphelilerin peşinde olduklarını açıkladı. Bakan Gürlek, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı sayesinde dosyanın seyrinin tamamen değiştiğini belirtti. Elazığ'daki Gizli Toplantı: Helikopter pilotunun, kazadan (suikasttan) birkaç gün önce Elazığ'da örgütün mahrem imamlarıyla gizli bir toplantıya katıldığı tespit edildi. FETÖ Militanı Adil Öksüz ve Kemal Batmaz Detayı: Gizli toplantıda, 15 Temmuz hain darbe girişiminin de ana sorumlularından olan Adil Öksüz ve Kemal Batmaz yer alıyordu. Firari Adil Öksüz, suikasttan tam bir gün önce Türkiye'den dışarı çıkış yaptı. Daha da somut bir delil olarak, helikopter pilotunun eşinin Adil Öksüz'ün evinde parmak izi bulundu. Soruşturmanın ve operasyonların daha da derinleşeceğini vurgulayan Gürlek, "Ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gideceğiz" diyerek hem kamuoyunun hem de Yazıcıoğlu ailesinin vicdanını rahatlatacak adımların atılacağını söyledi. 33 yıl önce aracına konulan bomba ile katledilen araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun dosyası da masaya yatırıldı. Bakan Gürlek, suikastın firari şüphelisinin (kırmızı bültenle aranan Oğuz Demir) Türkiye'ye getirilmesi için Adalet Bakanlığı olarak yoğun bir takip ve çalışma yürüttüklerini belirtti. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal'la konuştum. Gazetemize çok önemli açıklamalar yaptı. Ahmet Özal, babasının ölümündeki şüphelerin aydınlatılması adına "Babamın mezarı yeniden açılabilir" talebinde bulundu. Ahmet Özal'ın verdiği bilgiler çok önemli. Mezara Su Basılması: "Rahmetli Turgut Özal'ın anıt mezarı bir tepe üzerinde bulunmasına rağmen, yukarıdan su basıldığı Terörle Mücadele ekiplerince tespit edildi. Mezara su verilmesinin amacı naaşın hızlıca çürümesini ve delillerin yok olmasını sağlamaktı. 2012 yılında yapılan ilk fethi kabir (mezar açma) sürecinde FETÖ'nün etkin rol oynamış olabileceğini düşünüyorum. Mezar açıldı, rahmetli babamın naaşında ve toprağa yansımış zehirli maddeler tespit edildi." O dönem hastaneye giden gazeteciye, biyokimya bölümündeki başhemşire "Turgut Özal'ın kanında bir insanda olmaması gereken şeyler bulduk" demiştir. (NOT: FETÖ'nün 7 Şubat 2012 MİT kumpası, aparat FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile bazı kamu görevlilerinin örgüt mensuplarınca tutuklanma girişimi oldu. Aparat FETÖ darbe teşebbüsü 2016 yılında Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve aziz milletimizin birlik ve beraberliği ile önlendi.) Raporların eksikliğine değinen Ahmet Özal, "O dönem hazırlanan adli tıp raporunun eksik olduğunu düşünüyorum. Net bir sonuca ulaşılacaksa mezarın yeniden açılmasına onay vereceğiz. Babamın vefatından 5 yıl sonra bir doktor beni aradı, 'Babanızın kanı elimizde, isterseniz alın' dedi. Kanı almak için dilekçe verdikten hemen ertesi gün hastaneden arandılar ve 'Bir hemşire kanı yanlışlıkla döktü' denildi" ifadelerini kullandı.

ÖZAL'A TEHDİT
Rahmetli Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal çok önemli bir olayı anlattı: "1991 yılında babam Turgut Özal, FETÖ terör örgütü başındaki Fetullah Gülen tarafından hayattayken ölümle tehdit edildiğini bana söyledi. Gülen babama ağır ifadeler kullanıyor... Fetullah Gülen 1991 yılında Sızıntı dergisinde yazdığı bir yazıda babama çok ağır ifadeler kullanıyor. Çünkü dediklerini yapmadığı için tehdit ediyor." Söz konusu yazının 1991 yılının Ağustos veya Eylül ayı Sızıntı dergisinde yer aldığına dikkat çeken Özal, şöyle devam etti: "Çok ağır laflar ediyor rahmetli babama. Çünkü babam, bu adamın tehlikeli olduğunu söylemişti o zamanlar. Ben 1993 yılının ve 28 Şubat'a giden olayların çok ciddi araştırılması gerektiğini düşünüyorum. Rahmetli babamın zehirlenmesinde FETÖ'yle ilgili kuşkularım var ve bu konuya mutlaka derinlemesine gidilmesi lazım. Özellikle 1993 senesi Madımak olayı başta olmak üzere Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri, Eşref Bitlis'in ölümünün birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.