New York'ta katıldığım "100 Yıllık Dostluk" galasında, Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerin yalnızca diplomasiyle sınırlı olmadığını bir kez daha düşündüm.
Kültürden ticarete, eğitimden girişimciliğe uzanan bu ilişkilerin içinde güçlü insan hikâyeleri de var.
Gecenin ev sahiplerinden, Chobani'nin kurucusu ve ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya'nın hikâyesi bunlardan biri. Üstelik başlangıcında hepimizin çok iyi bildiği bir lezzet bulunuyor: yoğurt. Bizim sofralarımızda yoğurdun yeri ayrıdır. Mantının üzerinde, cacıkta, yemeğin yanında...
O kadar alışıldık bir yiyecektir ki onun etrafında böylesine büyük bir marka kurulabileceğini düşünmeyiz.
Ulukaya ise bildiği bu lezzeti Amerika'da milyonlarca insanın alışveriş sepetine giren bir ürüne dönüştürdü.
GELECEK GÖRMEK
Türkiye'nin doğusunda hayvancılık ve süt üretimiyle uğraşan bir ailede büyüyen Ulukaya, Amerika'ya göç ettikten sonra hayatını değiştirecek adımı 2005'te attı. New York eyaletinde eski bir yoğurt fabrikasını satın aldı. New York dediğimizde aklımıza hemen Manhattan'ın gökdelenleri geliyor. Oysa aynı eyaletin başka bir yüzünde çiftlikler, küçük kasabalar ve süt üreticileri bulunuyor. Chobani'nin hikâyesi de işte bu New York'ta başladı. İlk Chobani yoğurtları 2007'de raflara çıktı. Yoğun kıvamlı süzme yoğurt, markanın büyümesinin merkezine yerleşti. Ulukaya'nın başarısı, tanıdığı bir lezzeti tüketicinin beklentileriyle buluşturmasındaydı. Lezzetin yanına üretimi, dağıtımı ve sürekliliği koydu. İlk satıştan yalnızca beş yıl sonra Chobani milyar dolarlık bir marka olmuştu. Bugün ise Amerika'nın en çok satan yoğurt markası olarak anılıyor.
YEMEKLER
Chobani artık yalnızca yoğurt üretmiyor. Yulaf içecekleri ve kahve kremaları da ürünleri arasında.
Şirket, 2023'te kahve markası La Colombe'u, 2025'te ise hazırlanması kolay yemekler sunan Daily Harvest'ı satın aldı.
Büyümenin boyutunu gösteren son açıklamalardan biri eylül ayında geldi.
Chobani, Pennsylvania'da önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık 1,2 milyar dolarlık yatırım yapmayı ve 900'den fazla yeni iş yaratmayı planladığını duyurdu. Eski bir fabrikayla başlayan yolculuğun ulaştığı ölçek dikkat çekici.
Ancak benim ilgimi, bu büyümenin yanında başkalarının yolunu açmak için yaptığı çalışmalar da çekiyor.
HAYALLER
Ulukaya, 2017'de Türkiye'deki girişimcileri desteklemek amacıyla 5 milyon dolarlık bütçeyle Hamdi Ulukaya Girişimi'ni başlattı. Programın yayımladığı verilere göre Türkiye'nin 56 farklı şehrinden toplam 282 girişimciye Türkiye ve Amerika'da destek sağlandı. Startup Destek Programı katılımcılarının yüzde 70'i yurt dışına açıldı. Bu rakamların arkasında ilginç fikirler var.
Desteklenen girişimlerden Plastic Move, tarımsal ve gıda atıklarından biyopolimer üretiyor. ForFarming, kapalı alanlarda akıllı tarım çözümleri geliştiriyor.
Otsimo ise otizmli çocukların öğrenmesini destekleyen dijital eğitim uygulamaları sunuyor.
2024 programına seçilenler arasında tarım ve gıda için biyolojik koruyucular geliştiren Nanomik Biyoteknoloji, atık yönetimi alanında çalışan Fazla ve gıda yan ürünlerini atıştırmalıklara dönüştüren Malty de bulunuyor.
Destek yalnızca maddi kaynakla sınırlı değil. Mentorluk, pazar araştırması, iş geliştirme ve uluslararası bağlantılar, girişimcilerin fikirlerini büyütmesine yardımcı oluyor. Bence bu hikâyenin gençlere söylediği çok değerli bir şey var: Dünya çapında bir iş kurmanın başlangıcında, bazen çevrenizde gördüğünüz bir soruna bulduğunuz çözüm yatıyor.
Bir gıda atığı, tarımdaki bir ihtiyaç ya da bir çocuğun öğrenme güçlüğü... Doğru destekle, yerel bir ihtiyaçtan doğan fikir dünyanın başka köşelerinde de karşılık bulabiliyor.
BEKLİYORUZ
Kendi başarı hikâyesini yazarken Türkiye'nin gençlerine de yeni yollar açan Hamdi Ulukaya'yı bu desteği için kutluyorum.
Bu kadar farklı şehirden girişimciye ulaşmak, yalnızca iş fikirlerini değil, o fikirlerin arkasındaki insanların cesaretini de büyütmek demek. New York'taki galada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine yönelttiği "Hamdi, seni bekliyoruz" çağrısını da bu açıdan anlamlı buluyorum. Türkiye'deki gençlere deneyimiyle ve bağlantılarıyla destek veren Ulukaya'nın, yeni yatırımlarla da ülkemizde daha fazla fırsat yaratmasını diliyorum. Eylül ayında basına yansıyan Türkiye'ye yatırım kararı bu beklentiyi güçlendiriyor.
Yatırımın yeri, tutarı ve takvimine ilişkin ayrıntıları ise önümüzdeki dönemde göreceğiz. Girişimcilere verdiği destek, iki ülkenin iş dünyasını buluşturan çalışmaları ve yatırım kararı birlikte düşünüldüğünde, bana öyle geliyor ki önümüzdeki dönemde Türkiye'de Hamdi Ulukaya'yı daha çok göreceğiz.
Ben bu hikâyede en çok başlangıcın sadeliğini seviyorum: Sütü bilen bir aile, tanıdık bir lezzet, eski bir fabrika ve o fabrikada gelecek gören bir insan... Bir Türk olarak Amerika'da böyle başarı hikâyeleriyle karşılaşınca insan gururlanıyor. Binlerce kilometre ötede, kendi soframızdan tanıdığımız bir lezzetin milyonlarca insanın hayatına girdiğini görmek başka bir duygu.
Manhattan'ın gökdelenlerine hayranlıkla bakıyoruz ama bazen insanı en çok etkileyen, o büyük dünyanın içinde bizim topraklarımızdan birinin bıraktığı iz oluyor. Haftaya yeni bir Manhattan Mektubu'nda buluşmak dileğiyle..
