Geçtiğimiz hafta sonu New York'ta gökyüzünün rengi değişti, yağmur şiddetlendi, rüzgâr hızlandı.
Derken telefonlarımıza peş peşe uyarılar gelmeye başladı. Yoğun yağış, kuvvetli rüzgâr, sel ve kıyı taşkını riski... İşin kötüsü, benim o gün Türkiye'ye uçuşum vardı. Valiz hazır, program yapılmış derken beklediğim haber geldi: Uçağım iptal oldu! Camdan dışarı bakıyorum, yağmur durmak bilmiyor. Haberlerde su basan bölgeler, devrilen ağaçlar, kapanan yollar... Bir ara aklıma yıllardır izlediğimiz o meşhur New York felaket filmleri geldi. Hani Manhattan'ı sular basar, gökdelenlerin arasında fırtına kopar, ulaşım durur, insanlar sokaklarda koşuşturur... Biz de ekran başında, "Hollywood yine abartmış!" deriz ya... Bu kez ben New York'un içindeydim. Sonra bir görüntü çıktı karşıma ve gerçekten "Yok artık!" dedim. New Jersey'de sel sularının bastığı bir sokakta köpekbalığı yüzüyordu! Surf City'de bir evin önünden geçen köpekbalığının görüntüleri kısa sürede yayıldı.
Denizden taşan sularla sokağa kadar gelen küçük köpekbalığını görünce, benim yıllardır "abartılı Amerikan filmi" diye izlediğim sahneler bir anda o kadar da uzak görünmemeye başladı. İtiraf edeyim, bir an "Yoksa filmlerde gördüklerimiz gerçekten oluyor mu?" diye korkmadım değil.
Fırtına New York ve New Jersey'de hayatı ciddi biçimde etkiledi. Uçuşlar iptal edildi, yollar su altında kaldı, elektrik kesintileri yaşandı, ağaçlar devrildi. New Jersey'nin bazı bölgelerinde olağanüstü hal ilan edildi. New York dünyanın en güçlü şehirlerinden biri olabilir. Gökdelenleri, teknolojisi, metrosu, finans merkezi, milyonlarca insanı... Ama doğa birkaç saat içinde bütün planları değiştirebiliyor.
Neyse ki fırtına geçti ve New York yeniden o bildiğimiz telaşına döndü.
Ama kış daha başlamadı. Şimdi aklımda tek bir soru var: Sonbahar bize böyle bir fragman gösterdiyse, New York kışında bizi nasıl bir film bekliyor? Umarım devam filmi daha sakin olur...

TÜRKLERI BULUSUYOR
New York bana yalnızca bu şehrin farklı yüzlerini göstermiyor. Burada yaşadıkça başka bir şeyi de daha iyi fark ediyorum: Dünyanın neresine giderseniz gidin, başarılı bir Türk'e rastlamak mümkün. Bilimde, teknolojide, iş dünyasında, akademide, sanatta... Kendi alanında çok önemli yerlere gelmiş insanlarımız var. Peki birbirimizden ne kadar haberdarız? Birbirimizi ne kadar tanıyoruz? Ve en önemlisi, bu büyük insan kaynağını birbirine ne kadar bağlayabiliyoruz?
Geçtiğimiz günlerde yakından tanıma fırsatı bulduğum Global Turks Foundation tam da bu sorulardan yola çıkıyor. Global Turks Foundation Kurucusu ve Başkanı Ayşegül Dicle Aydın ile uzun uzun sohbet ettik. Global Turks'u dinledikçe beni en çok etkileyen, bunun yalnızca dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan başarılı Türkleri buluşturan klasik bir "network" olmamasıydı. Hedef çok daha büyük: Bireysel başarıları kolektif bir güce dönüştürmek. Global Turks Foundation; dünyanın farklı coğrafyalarında başarılarıyla öne çıkan Türk liderler arasında kalıcı bağlar kurmayı, bilgi ve deneyim paylaşımını artırmayı ve birbirinden öğrenen, birbirini destekleyen güçlü bir küresel ekosistem oluşturmayı hedefliyor. Bu vizyonun içinde benim özellikle önemsediğim iki çalışma var. Bunlardan biri Global Turks Leadership Academy. Bugün dünyanın önemli üniversitelerinde, şirketlerinde ve kurumlarında çok başarılı Türkler görev yapıyor. Peki onların yıllar içinde kazandığı bilgi, deneyim ve uluslararası bağlantılar sonraki nesillere ne kadar aktarılıyor? Leadership Academy tam da bunun için yola çıkıyor. Başarılı Türk liderlerin bilgi birikimlerini ve deneyimlerini yeni nesillere aktarabilecekleri bir platform oluşturmak; dünyayı anlayan, uluslararası ölçekte değer üreten ve geleceğe yön verecek yeni Türk liderlerin gelişimine katkı sağlamak hedefleniyor.
Bence bu çok kıymetli. Çünkü genç bir insanın hayatında bazen önünü açan şey para değil; doğru zamanda karşısına çıkan doğru insandır.
İkinci çalışma ise Global Turks for Global Good. Buradaki düşünceyi de çok sevdim. Türk liderlerin bilgi, deneyim, yetkinlik ve uluslararası etki gücünü yalnızca kendi başarıları için değil, toplumsal fayda sağlayacak ve insanlığın ortak sorunlarına çözüm arayacak projelerde de bir araya getirmek... Yani mesele yalnızca "Türkler birbirine destek olsun" değil. Türklerin oluşturduğu küresel güç dünyaya da değer katsın. 22 Eylül'de New York'ta gerçekleştirilen Global Turks Forum'da bilimden teknolojiye, iş dünyasından akademiye farklı alanlarda başarıya ulaşmış Türklerin bir araya gelmesi de bu hedefin güzel örneklerinden biriydi. İnsan böyle bir ortamda ister istemez düşünüyor: Dünyanın dört bir yanına dağılmış bu kadar değerli insan birbirini gerçekten bulabilirse ortaya nasıl bir güç çıkar?
GLOBAL TURKS
Global Turks Foundation'ın New York'taki önemli temaslarından biri de Türkevi'nde gerçekleşti. Global Turks Foundation Başkanı Ayşegül Dicle Aydın ve ekip arkadaşlarımızla birlikte, New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal'ı Türkevi'nde ziyaret ettik. Oldukça sıcak geçen görüşmede Global Turks Foundation'ın çalışmalarını, dünyanın dört bir yanında yaşayan başarılı Türkleri birbirine bağlama hedefini ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeleri anlattık. Büyükelçi Yazal ile özellikle yurt dışında yaşayan Türkler arasındaki bağların güçlendirilmesi, başarılı Türklerin görünürlüğünün artırılması ve yeni nesillere ulaşmanın önemi üzerine sohbet ettik. Bu buluşmanın benim için ayrıca özel bir anlamı vardı. Yıllardır iletişim dünyasının içindeyim. New York'ta başlayan yeni hayatımda, dünyanın farklı noktalarında başarıya ulaşmış Türkleri birbirine bağlamayı amaçlayan Global Turks'un çalışmalarının içinde yer almak benim için de heyecan verici.
Türkiye ile Amerika arasında yalnızca ticari değil; kültürel, sosyal ve insani bağların da güçlenmesi gerektiğine inanıyorum. Ve özellikle gençlere...
Bizden sonra gelen kuşaklara daha fazla kapı açmamız gerektiğine inanıyorum. Belki de artık mesele "Dünyada başarılı Türkler var mı?" diye sormak değil. Onların birbirlerini bulmasını sağlamak. Çünkü dünyanın neresinde olursak olalım; birbirimizi bulduğumuzda, deneyimlerimizi paylaştığımızda ve birbirimizin önünü açtığımızda bireysel başarılarımız çok daha büyük bir güce dönüşebilir.
Manhattan'dan bu haftalık bu kadar...
